resimler ile âcizane yolculuğumuz

nazar ber kadem

Çalışkan Üye
Silver
#1
bismilâhirRahmanirRahim
hamd alemlerin Rabbine c.c. salat ve selam Onun c.c. Rasulune s.a.v al ve ashabına ve onların ayak izlerinde yürüyenlere olsun

esenlik üzerinize olsun
âcizane malumunuz olan bu yolculuğu paylaşacağız doğru yere mi açıyoruz konuyu bilemiyoruz gerekli yere gerekir ise aktarılır.eğer hatalı ise affola !

--------------
Haccın baştan - sona sırrı sadece sabır

13 kasım sabah namazından sonra tüm hazrlıkları tamamlayıp elhamdülillah güzelyalıya feribota gittik .hem çok istekli hemde biraz buruk bir veda ile anne baba ile vedalaştık .istanbula geçince dayılarda kaldık gece 02 ye kadar en-nihayetinde haber geldi ve bineceğimiz yere vardık :_)
elhamdülillâh ......eyvah otobüste geldi





bu resim gerçi suud topraklarında çeklid ama idare edin :_)
ve bindin yerimiz en arka koltuk..hala istanbulda yolcu topluyoruz :_) en sonuda tüm yolcular toplanınca istikamet cilvegözü sınır kapısı .....

14 kasım c.tesi hala yoldayız ..molanın birinde çay söylüyoruz.... yanımda oturan bir abi var adı Eyyub .çaycıya ,,kurban bize çay getirsene,, diye söyleyince ,,bize sen az önce çaycıya ,,kurban ,, dedin ,senin falanca yerile bağlantın var mı ? diyor...lâyık olmasakta belkide ,var
diyoruz..o da bayya eski bir sofi miş meğer :_)
Adanaya yaklaşırken kar yağmaya başladı....en-nihayetinde akşam 21 de huduttayız.son defa anemle konuşalım ,eee neticede telefonu kapatacağız :_)..çok beklemeden suriyeye geçiyoruz......hemen sınırda etrafı gezmeye başlıyoruz..karnımız aç orada bir aş evi gibi birşşey var içri giriyoz,bir genç kardeşimiz oturmuş orada
es-selamu elyküm ya akhi diyoz,,:_) o ve aleyküm selam diyor :_)
önce ,,ismike ,,adın ne diye soruyoruz ,o , said diyor :_)
ya akhi ,, ene taame ve devamında karnımı keser giibi işâret yapıyoruz :_)
ee bu tarzancayı her beşer anlar ...2 dürüm yapıyorlar tekrar yola çıkıyoruz istikamet Suriye Haleb ......

gece 02 00 de Halebe ulaşıyoruz abdesti tazeleyene kadar Haleb camiinde




yemek yetişiyor :_) ve tekrar yoldayız....ve nihayet Şamdayız



akabinde ürdün sınırına yaklaşırken otobüslerden biri arıza yapıyor pomakların olduğu otobüs
/pomak - bulgaristanda yaşaya bir müslüman millet
Bulgaristanda Pomaklar nüfuslarının 1989 nufus sayımına göre 268.000 ile toplam nüfusun %3’ünü oluşturduğunu ortaya koymuştur./
ama ne müslümanlar hele hele bir tane Arafat dayı var inşâAllah ileride resmini paylaşacağız ağzından Allah c.c. Peygamber s.a.v ve ayet okumadan durmuyor
maşâAllah

nihayetinde akşam namazına doğru ürdüne geçiş yapabiliyoruz.abdesti tazeliyoruz o sırada bir arab abi geliyor bir yere halı serilmiş biz kametliyoruz o da imamet ediveriyor ....ve tekrar yoldayız.... ürdün topraklarında ...3-4 saat içinde ürdünde de çıkıp suud sınırına

geliyoruz gece 23 de .......çoooooook uzun bir beklemeden sonra gündüz 10 da tekrar suud topraklarında yoldayız..daha 2 kilometre giitmeden yol kenarına kurulmuş çadırlar ve orada insanlar bizi dururup çadırlara davet ediyorlar ,türlü türlü hurmalar,çaylr kahveler ile ikramda bulunuyorlar






bu arada sud cep tlfon şirketini hatlarını satıcılarında hat alıyoruz 50 riyale 20 tl ve hemen evi arıyoruz :_).....akabinde tekrar yoldayız istakamet Yarin s.a.v yurdu Medine 1100 km civarı

ileride bir resmini çekmek kısmet oluyor



17 kasım salı

ve nihayet 19 saat sonra Sevgilin s.a.v yurdu .en başta Medineye girenler kayıt oluyor toplanma yerinde orada ilk zemzemi içiyoruz sonra fark ediyoruz
8-10 km ileride 6-7 minare görüyoruz ve evet burasa mescid-i Nebevi diyoruz ama sabah namazına yetişemiyoruz ne yazık kı ....kaç gündür yoldayız ama yorgunluğun zerre emmaresi yok,elhamdülillâh ....kayıtlar tamamlanıyor ve yola koyuluyoruz,çok şükür .
yolda kim nerede kalacağını söylüyorlar. biz otobüsten iner inmez fırlıyoruz yerimizden eşyaları topluyor ve 3 kattaki odamıza çıkıp hemen hazırlanıyoruz.. 2001 de gelmiş olan hasan kardeşimiz eyyub abi ve mustafa abi /71 yaşında/ haydi yallah gidelim ..ve yoldayız 100 adım atar atmaz
istrahatgâh-ı Nebinin s.a.v meskeninin minareleri




görünüyor ama
ama bu kadar insan içinde tam ağlayacakken ..kendimize hakim oluyoruz ve
yeşil kubbenin tam çaprazında olan 15 c kapısı olan kuzey batı kapısından giriyoruz.ve düz devam edşiiyoruz..mescidin kuzey doğu ucuna varınca 90 derece güneye-kıbleye dönüp yürümeye devam ediyoruz ama halâ yeşil kubbe görünmüyor ....etraf insan kaynıyor....Allahım ne kadar da çok misafiri varmış Sevgilinin s.a.v. ve
ve
nihâyet YEMYEŞIL bir kubbe tüm heybeti ile gözümüze ziyafet çektiriyor .................................................. .............................
bab-ı selâm kapısında salat ve selamlar ile giriyoruz içerisi dolu ,
gırtlağa kadar. 2şer rekât namaz kılıyoruz ve ilk mescidin kurulu olan yere ilerliyoruz yavaş yavaş...çok zor bir ilerlemeden sonra anlıyoruz ki bu bu an içiin çok zor geri dönelim diyoruz daha sonra gelecğiz diyoruz..onümdekiler hiç tereddütsüz ilerliyor halbuki biz onümde secdesini uzattıkça uzatan bir misafirden ötürü yerimizde çakılı kalıyoruz..en nihayetinde onlar kaybediyoruz
daha doğrusu biz kayboluyoruz :_)
Hasan



kardeşimiz de arkasına bakmadığı için bizim kaybolduğumuzun farkında değil


evet ap açık kaybolduk ama endişe yok panik yok
kılavuz madem O s.a.v madem burası Onun s.a.v yurdu bu endşe de niye hemen selâm verme makamına yöneldik...72 buçuk millet sıraya girmiş ağır ağır ilerliyor
yaklaşıyor makama ...Allahım ....bu 1 ruya mı ?âcizane en-nihâyetinde erişiyoruz tam yeşil kubbenin altına bundan sonrasını hiç hatırlamıyoruz ..halbuki onlarca insan burada iken selam göndermişlerdi hepsi aklımızdaydı ama o makamda hiç kimse aklımızdan geçmiyor .....küstahça nazar edip istrahatgâhına salât ve selamlara devam ediyoruz .....Sevgili -m-iz s.a.v
Sana s.a.v malumdur kimler selâm gönderdi ....yok hiç kimseyi hatırlamıyoruz
sadce diyoruz sana selamlar gönderildi çoook uzaklardan ....âcizane bakıyoruz ama bizdeki bu sahte mhabbetten ötürü anlatılanları tadamıyor yaşayamıyoruz nazarımız o demirden kafesi delip içeriyi göeremiyor
perdeleri aşamıyor ......orada aşıkların anlattığı o gül kokusunu duymaya çalışıyor ama sadece bir an o kkuyu hissediyor ve sonra o koku kesiliyor halbuki bursada bir abimizin daha gitmeden anlattı ,, boğazların yandı gül kokusunu içime çekmeteni,, tadamıyoruz......nasibi olanlar alacağını alırken bize düşen kapısında el açıp beklemek .....
sonra hemen yanı başında sıddık-ı ekbere selamda bulunuyor ...Onun r.a duyduğu muhabbet ve tslimiyeti hatırlayıveriyoruz ....gözler yine buğulanıyor.....ve
Hattabın oğlu Umer r.a oda Onlarla s.a.v ve r.a yan yana taaaa surun üfürülüşüne kadar istrahat ediyor .....gecenin 1 vakti sırtında un çuvalı ile o demin dolaştğımız Medine sokaklarında nasıl da kimsesiz bir neneye un taşıdığını izliyoruz buradan...ve dışarı çıkıyoruz
tekrar dolanıp :_) tekrar bab-ı selâm kapısından giriyoruz ve bir kere huzurlarından bir kere daha geçiyoruz.......ve
mescidin bahçesinde dolaşıyoruz....güvenlikçiye ashab- ı suffanın kapısını yerini soruyoruz bilmiyor
bir diğerine soryoruz o da bilmiyor ..bir diğerine elhamdülilah gösteriyor



evet gece çekilmiş o resimde ashabı suffa kapısı... köyden bir hacı selam yoluyor orada nakşi seyyid Mustafa var ona bizden selam söyle diyor ....soruyoruz kendisini kimse tanımıyor halbukı onun mescidde meskeni ashab-ı suffa diyor köydeki abi..içeri giriyoruz 1001 zahmetle ama nâfile içerisi tıklım tıklım ....soruyoruz tanıyan yok hep soruyoruz önümüze çıkana seyyid Mustafa diyoruz nâfile ....dışarı çıkıp baki mezarlığını




soruyoruz ama bu saatte mezarlık kapalı

akşam olunca yemeğe gidiyoruz müftülüğün sözleştği türk lokantasına .yemekten sonra lokantanın sahibi Ahmed abiye ,,abi burada Bilâlı habeşi camiine yakın nakşi dergâhı varmş onu bize tarif etsene diyoruz ..meğer o da nakşimiş
perşembe akşamı hatme ve sohbet var beraber gideriz diyor ....


hotele dönüyoruz yatsıdan



sonra ve Eyyub abi ve Arafat dayı ile hâtıra fotoğraf çekiyoruz
işte meşhur Arafat dayı



devam edecek


diğer resimlere bakmak için


Flickr: nazar ber kadem's Photostream
 

Benzer konular

kerra

Acemi Üye
Silver
#4
Rabbim hepimize o güzel yerleri ziyaret edebilmeyi, oraları görebilmeyi nasip etsin inşaallah. emeğinize sağlık. çok güzel olmuş. Allah binlerce kez razı olsun :))
 

~ EyLüL ~

Acemi Üye
Silver
#5
of of
ne güzel bir anlatım olmuş
inşallah bizlerede nasip olur genç yaşta gitmeyi nasip eylesin mevla
bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin kardeşlik yaw :(
 

kader54

Çalışkan Üye
Süper Moeratör
#6
Dünya da ravzasına
Ukba da rızasına
Cennet de sefasına
Kavuştur rabbim bizi...Gözlerim doldu izlerken.rabbim hepimize nasip etsin..
 

nazar ber kadem

Çalışkan Üye
Silver
#8
tüm dualara âmin diyoruz,eyvAllah


--------------------

18 kasım 2009 çarşamba

elhamdülillâh sabah namazın bab-ı selam kapısını solumuza alarak kılıyoruz akabinde kahvaltıya gidiyoruz. kahvaltıdan sonra Ahmed abiye ,,abi Medinede nerede hacama,/hacamat/ yaptırabiliriz o da buradan ana yola çık pakistan binasına doğru yürü orada istanbul lokantası vaya orada çapraz git orada uzun yüksek bina var oraya git diyor 3 katta yapıyorlar.bu arada onun yanında takılan biri var .evvelinden onu orada çalışan birisi sanıyoruz meğer o türkiyede bir dizide oynayan bir kerdeşimiziş meğer .....onunla olan muhabbetimizi perşembe gecesi dergâha giderken oradan da Uhud şehitliğinde anatacağız inşâAllah ...oradan mescide vrıp kıbleye yönelip
Bilâli habeşi camiine



/bu resim alıntı ! /

yöneliyoruz..varınca 2 rekât tahiyat'ul mescid namazından sonra ertafa bakınıyoruz belk oranın imamı olan MihrAliyi görürüz ümidi ile ama nafile camide yok ..hotele dönünce bakıyoruz ki bizim grup hurma bahçelerine gitmiş iz de mescidi nebeviye geri dönüyoruz..öğle ezanı okunurken forumdan Aydın abiyi arıyoz az da olsa ona dinletiyoruz

19 kasım prşmbe

bugün kısmetse Ahmed abinin târif ettiği merkeze hacamat için gidecek iken çok gitmeden geri dönüp mescidi nebeviye gidiyoruz ....ikindi
ikindi namazı öncesi türkiyeden bu amca


ile
sohbet ediyoruz,onun yanındaki amca ise bangladeşten :_)
ikindi namazından sonra tekrar cenaze namazı var kıldıktan sonra bir de ne görelim 4 kişi bir sedyeye almışlar cenazeyi KOŞA KOŞA cennet'ül bakiye gidiyorlar arkalarından da yığınla kalabalık .bizler de takılıyoruz peşlerine..çok şüküur yetişiyoruz ...merhumu mezara koyuyorlar..mezar çok derin ve cesed mezara değil mezarın dibinde içi çok derin oyulmuş oyuğun içine yerleştiriliyor geri kalan boşluğa da tuğlaya benzer bir şeyler diziyorlar ve
ve 72 buçuk millet toprak atmaya başlıyor ..çok şükür bizler de bir kaç kürek atabiliyoruz ve onca kalabalık dua ediyor herkes kendi dilinde ...hani
mukaddes çıtlak ,,bir mahşerdir kopup gele,, ilahisinde diyor ya

,,gönüller haller başka
dualar bir diller başka
inançlar bir iller başka ,,
işteo tıpkı yukarıdaki tabire uygun bir hal ile 1001 dil de dua ediyorlar merhuma .. kabristandan çıkarken tadjikistandan bir kardeş ile muhabbet ediyoruz rusça ve tatarca :_) kendisi yalın ayak geziyor sadece :_)

akşam namazına doğru çok güzel bir manzara görüyoruz


amca adıyamandan siyah inci kardeş ise Mali den .....tanışıyoruz bu sırada iki arkadaşı daha geliyor onlarla da çok az olan ingilizcemiz ile ve elbette ki tarzancamızla konuşuyoruz ve namaza geçiyoruz

yatsıyı





sonra zemzem

bidonlarınan

zemem içiyor ve akşam yemeğine gidiyoruz yemekten sonra Ahmed abiyi bekliyoruz Nakşi dergâha gitmek için ama nâfile lokanta çok kalabalık hani daha önce demiştik ya yanındabir takılıyor diye onunla gidiyoruz .sokaklar insan ve araç dolu zor yetişiyoruz ..sohbetin bitimde orijinal metubati Rabbaniyi okuyor bir kardeş ve kelimesi kelimesine tercume ediyor..maşaAllah ... sohbetin sonuna.sohbet sonunda Medine kokulu bir çay ve yanında taze hurma ikram ediliyor.oradakı bir kardeşe kardeş sen bursada bulundun mu diyoruz sanki seni bağlarbaşı dergâhında görmüş gibiyiz ...amcalardan birisi bizimle gelen o kardeşe soruyor ne iş yapıyon diye o da televizyoncuyum deyince sessizce biz pek televizyon izlemiyoruz ama sizi falanca kanalın falanca polisiye dizisinde sizi görmüş gibiyim diyoruz o tebessüm ediyor :_) evet o biziz diyor. akabinde sohbetçi abi ile başka bir odaya geçiyor ..başka bir nakşi kardeş daha var az türk biliyor meğer kazakmış ona rusça konuşmaya başlayınca bir an afallıyor :_)..biraz muhabetten sonra bizi getiren kardeş çıkıyor ve bize istersen seni hotele bırakayım istersen ben Uhuda


gideceğim seni de götüreyim diyor...ee bu devlete hayır denilebilir mi hiç ?!
başka bir araba ile sohbetçi abi de geliyor gece ilerliyoruz 5-10 kilometre sonra bir tepecik görüyorum ve Uğur kardeşe bu Aynen tepesi okçular tepesi



değil mi?
o evet diyor..seyyarelerden- araçlardan iniyoruz gecenin karanlığında ve şehidliğe yöneliyoruz ..sohbetçi abi güzel bir dua yapıyor ve onunla Medineye geri dönüyoruz..Uğur kardeşimizi de Uhudda brakıyoruz ve içimizde ,,Allahım Sen c.c. kimi dilersen onu kendine yöneltip oyalıyorsun..şöhreti elinin tersi ile itip Senin yoluna giren bu kardeşimize gıpta ettik açıkçası ..hotele dönünce Eyyub abi ,, neredesin sen yav ,, :_) diyor biz de Uhuddan geliyorum diyor ve olan biteni anlatıyoz
:_) nasıl da imreniyor ve içinden keşke bende gelseydim dergâha diyor .....


20 kasım Cum'a

bu sabah bayya serindi :_) üşüdük ee nede olsa dışarıda kılıyoruz sabh namzını ..kahvaltıdan sonra hemen hotelin dibinde Mısırlı bir abinin işlettiği çay ocağına Eyyub abi ile gidip çay içiyoruz o saatlerde her gün gelen bu iki Pakistanlı amca


geliyor tarzanca muhabbetten :_) sonra fotoğraflarını çekip Cumaya gidiyoruz eyyub abi ile gidiyoruz .



Cuma hutbesinde konu hacc .gerçi arabça ama :_) çat pat anlıyoz
gibi evvelinde ayet ve hadisler rada büyüklerin Hasen-i Basri k.s alıntılar yapıyor imam.sadece şunu anlıyoruz ki hani hz.Ömerin r.a. hacer'ül esved için söylediği söz ,,eğer seni Rasulullah /s.a.v/öpmeseydi,ben de seni öpmezdim ,, kendimizce kesin bun söyledi diyoruz namaz çıkışında başımızda bulunan bg müftülüğünden vazifeli Orhan abiye soruyoruz evet onu söyledi diyor :_).....yatsıdan sonra yine Mısırlı abinin yanına uğruyoruz birer kahve içiyoruz o da biraz boşta oturuyor muhabbete bizime biz de ona demek sen es-seyyid Ahmed el Bedevinin k.s memleketindensin ,, diyoruz tebessüm edip şaşırıyor :_) içimizde biraz daha şaşırtalım diyoruz ve hazretin halifesi olan Abdulali k.s ismini de söyleyince hepten şaşırıyor.vedahası :_) türkçe arabça ingilizce o hadiseyi yani
,,halifesi daha kundakta iken annesi ahırda hayvanlara bakarken onu da yanında getirmiştir ama öküz her nasılsa o sepet ki içinde Abdulali vardır bir hamle ile onu boynuzuna geçirir ..anne telâşlanır ama hayvana yaklaşamaza oğlunu kurtarmak için bu sırada gaybdan bir el uzanır ve sepeti öküzün boynundan alıp anneye verir..Abdulali büyüyüp okuma çağı gelince onu talebeliğe kabul edince annesi biraz itiraz eder gibi olunca hazret anneye ,, o daha öküzün boynuna asılı iken bizim talebemiz olmuştu,, heberini yollar .

not bu hadise çok geniş anlatıyordu yusuf bin nebhani kitabi
,,sahebeden günümüze veliler ve kerametleri,, ama biz çok kaba da olsa bunu o mısırlı abiye anlatınca resmen ağzı açık kaldı :_)

yarın /20 kasım c.tesi/ inşâAllah Uhud,kıblteyn,kuba mescidleri var


21 kasım c.tesi

sabah namazından sonra kiralanmış otobüslere binip evvelâ Rûme kuyusuna


rume kuyusu hakkında ek bilgi
------

gidiyoruz ama kapalı ..

****EFENDİMİZ’İN (sav) YAHUDİLERLE MÜCADELESİ
(2)

14.02.2009****
Efendimiz’in (sav) Medine’ye hicret etmesi ile birlikte burada yaşayan Yahudilerle nasıl mücadele ettiğini anlamaya o günlerden ilham alarak bugünün dünyasında nasıl hareket etmemiz gerektiğini kavramaya kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Hicret yurdu olan Medine yada o günkü ismi ile Yesrib coğrafi olarak Mekke’den oldukça farklı bir yerdi. Yeşilliği sulaklığı ve dağlar arasında kalan düz vadisi ile Hicaz bölgesinin en güzel yerlerinden biriydi. O gün için Yesrib’de birçok su kuyusu vardı. Hatta kaynaklarımız daha sonraları Efendimiz (sav) ile çeşitli hatırları olan 14 su kuyusunun isimlerini ve orada geçen hatıraları bize aktarırlar. Ama bu kuyuların hepsinin suyu o günler için içme suyu olarak kullanılamazdı. Şehir halkı içme sularının büyük bir bölümünü Rûme kuyusu olarak bilinen bir kuyudan sağlarlardı. Bu kuyu Yahudi bir tüccara aitti ve o bu kuyunun suyunu çok ciddi paralar karşılığında Araplara satardı. Efendimiz (sav) hicretten sonra bu sıkıntılı durumu görünce bundan çok rahatsız oldu ve bir an önce bu soruna kalıcı bir çözüm getirmek için yollar aramaya başladı. Çünkü su insanın asli bir ihtiyacı idi; böyle önemli bir ihtiyaçtan dolayı Yahudilere bağımlı yaşamak kabul edilecek bir durum değildi. Efendimiz (sav) daha ilk günlerde yaslanmadan yaşamayı öğrenmişti. Özellikle ekonomik bağların doğru tesis edilmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Çünkü bu alanda ipler birilerinin elinde olduğu müddetçe onlar istedikleri gibi Müslümanları yönlendirmeye devam edeceklerdi. İşte Efendimiz (sav) bu gerçekten dolayı daha hicretin ilk aylarında bir gün Mescid-i Nebevî’de “Kim cennet karşılığında bize Rûme kuyusunu satın alacak” demişti.
Efendimiz’in (sav) bu sözünü duyan Hz. Osman bunu bir görev olarak kabul etmiş ve bu konuda sağa sola bakmadan yapması gereken ameli ortaya koymak için harekete geçmişti. Hz. Osman infak medresesinin en büyük talebelerinden biriydi. O her zaman bu alanda ilk olacaktı. Vermeye doymayacak ıskatını varislerine bırakmadan adeta kendi günahlarının kefaretini defaatle bizzat eliyle ödeyecekti. Hz. Osman Efendimiz’in (sav) bu talebi gereği doğruca Rûme kuyusuna gitti ve kuyunun sahibi olan Rûmetü’l-Gifârî’ye kuyusuna talip olduğunu ve onu satın almak istediğini söyledi. Yahudi tüccar fırsat bu fırsat diyerek kuyunun ederinin neredeyse iki katı bir fiyat çekerek kuyuyu 50.000 dirheme satacağını söyledi. Hz. Osman işin aslına bakarsanız 100.000 dirhem istenseydi de verecekti. Çünkü O Efendimiz’i (sav) memnun etmek o büyük müjdesine nail olmak için elinden geleni yapmaktan bir an geri durmayacaktı. Ama Hz. Osman heyecana kapılıp da Yahudi’yi memnun edecek bir tavra girmedi. Hz. Osman orada da bir büyüklük yapacak ve adeta bize önemli bir ilke öğretecekti. Hz. Osman’ın bize öğreteceği ilke şu idi: “Yapacağınız İslami bir hizmet dahi olsa israf etmeye hakkınız yoktur. Çünkü İsraf Kur’an’ın beyanı ile Şeytanlara Kardeşler olmaktır.” İsra Sûresinin 27. ayetinde Rabbimiz israf edenlere; İhvane’ş-Şeyâtin/ Şeytanların Kardeşleri demektedir. İşte Hz. Osman bu ilke gereği hemen heyecana kapılmayacak büyük bir ticari deha ile Yahudi tüccara şunu teklif edecekti: “Gel sen bu kuyunun tamamını satma işletim hakkının yarısını bana sat. Bir gün ben işleteyim diğer gün sen işlet!”
Bu teklif Yahudi tüccarın çok hoşuna gidecekti. Öyle ya hem kuyu elinden tamamen çıkarmayacak hem belli bir miktar para alacak hem de yine kuyudan para kazanmaya devam edecekti. Hz. Osman’ın bu teklifi kabul görünce Yahudi tüccardan yeni bir fiyat istemesini talep edecekti. O da kuyunun yarısının fiyatını önce 25.000 dirheme sonra 20.000 dirheme indirecekti. Hz. Osman bu miktarında çok olduğunu söyleyerek sıkı bir pazarlık ile kuyunun yarısını 12.000 dirheme satın alacaktı. Daha sonra Mescid’e dönecek ve karşısında duran Müslümanlara kuyuyu nasıl satın aldığının haberini verecekti. Hz. Osman orada şu uyarıyı da yapacaktı: “Kuyunun bir gün kullanım hakkı bizde diğer günü ise Yahudi’dedir. Sakın siz sıranın onda olduğu gün gidip para ile su satın almayasınız.”
Elbette Müslümanlar o gün söz ve amel birliği ortaya koyacaklardı ve tabir caiz ise sıra Yahudi’de olduğu gün kuyuyu boykot edeceklerdi. Hz. Osman Müslümanlara bu uyarıları yapınca o günün yürekleri ve zihinleri berrak olan Müslümanlar kuyunun işletim sırası kendilerinde olduğunda su ihtiyaçlarını karşılayacak sıra Yahudi’de olduğunda ise büyük bir boykot ile hiç biri gidip su satın almayacaktı. Yahudi tüccar birkaç gün sonra gelen giden olmadığını görünce nasıl bir duruma düştüğünü anlayacak ve kendi Hz. Osman’ın yanına gelerek kuyunun diğer yarısını da satmak istediğini söyleyecekti. Hz. Osman “eğer makul bir fiyat istersen alırım” diyecekti. Yahudi tüccar kuyunun diğer yarısı içinde 12.000 dirhem isteyecek ama Hz. Osman bu fiyatı yüksek bulup fiyatı 8.000 dirheme indirtip sonra satın alacaktı. Böyle olunca da Hz. Osman Yahudi tüccarın işin başında 50.000 dirhem istediği kuyuyu 20.000 dirheme satın alacaktı.
Bu tarihi olaydan alınacak derslere gelince;

Efendimiz (sav) Müslümanlara bağımlı yaşamamayı öğretmiştir.
1.Müslümanların asli ihtiyaçlarında asla ipleri başkalarının eline vermemesi gerektiğini öğretmiştir.
2.Hz. Osman İslami bir hizmet dahi olsa israfa kapı açılmaması gerektiğini öğretmiştir.
3.Hz. Osman Müslüman tüccarlara zekânın ve kabiliyetin ticaretin olmazsa olmazı olduğunu göstermiştir.
4.Müslümanların söz ve amel birliğinin ne kadar önemli olduğunu yapıldığı takdirde nelere kapı açacağını göstermiştir.

oradan kıbleteyn mescidine


gidiyoruz ve iki rekât tahiyat'ul mescid


namazı kılıyoruz
oradan Uhuda ki yukarıdakı mesajlarda resimleri paylaşmıştık

oradan mescid-i Kubaya


gidiyoruz orada da 2 şer rekât namazdan sonra dönüyoruz.Eyyub abi ile 1er kahve içerken siyah bir inci arabası :) ile yani kartonu ile Medine sokaklarında arabasını arkadan iterek geziyor

bu resimde ise arkada oturan abiler bizim kafileden


oradan biz hacamat için ayrılıyoruz ..Pakıstan binasınn yanından istanbul lokantasına kadar uzanıyor oradan çaprazdan sora sora adresi hacamat yapılan yere varıyoruz :_)). 3üncü kata çıkıyoruz ve yeri buluyoruz. işletmecisi elinde bir resim ile

gerekli noktaları işaretleyip bize 270 riyal /108 lira / hesap çıkarıyor biz ,, la ,, hayı diyoruz çok pahalı ..tekrar noktaları işaretleyip 170 - 68 lira hesap çıkarıyor ,,biz yine çok para diyoruz...tekrar hesaplıyor ve 3nokta dan kan almaya 90 riyal diyor. biz düşünürken 100 riyale 4 nokta diyor bizde halas - -tamam diyoruz işlemin yapılacağı odaya giriyoruz üst tarafımızı çıkarıp yüz üs yatıyoruz sadece yüzümüz için bir açık yer var....evvela makina ile enseleri makina ile kazıyorlar sonra jilet ile traş ediyorlar..ve uygulanacağı noktalara bir şeyler sürüyorlar ve vakumlu aletler ile o noktalara vakum şişelerini uyguluyorlar..bir kaç dakka sonra.işin erbabı gelyor ve vakumları söküp besmele-i şerif ile ayetel kürsiyi okumaya başlıyor.....


her atılan çizikte aytel kürsü hece hece okunuyor ve fatihay-ı şerife ile bitiyor tabii fatihada hece hece okunup faça atılıyor

yani

Alla-hü -lâ i-lâ-he- i-llâ -hü-vel- hay-yül -kay-yûm.- Lâ -te-’hu-zü-hû- si-ne-tün -ve -lâ- nevm.-


ve vakumlu şişeler tekrar yerlere yerleştiriliyor..bir ara bir şeyler diyor bize bizde kalkmaya çalışıyoruz :_))))

tüm vakumlar patlıyor ve sırtımız oradan da yere toplanmış olan kanlar dökülüyor .adam panikler gibi oluyor .sırtımızı temizliyorlar , yerleri de elbet ve hacamata devam ediliyor .en nihayatinde bitiyor vakumlar çıkarılıyor başımız ve sırtımız temizlenip ilaç sürülüyor ve 12 saat banyo yapmayacaksın deniliyor ..çay ocağına gidip Eyyub abiye abi resmi çekermisin diyoruz




elhamdülillah Yarin s.a.v bu sünnetini yerine getirmek nasib oldu


inşâAllah devam edecek
 

nazar ber kadem

Çalışkan Üye
Silver
#9
yok eski mescidin kurulu olduğu yerde 2 rekât namaz kılmak nasib olmayacak
en azından tekrar 3acizane selâm verelm Yar'e s.a.v.....bu esnada eki mescidin ve ashabı suffada temizlik yapılıyor...
birden yan taraftaki sedler kaldırılıyor ve arkamdaki Rasul s.a.v misafirleri bizi arkamızdan döve döve,vura vura ilk mescidin kurulu oldu yere kadar :_)) ite-kaka götürüyorlar :_)) üçüncü saftayız ..yanıbaşımızda bir hz Bilâl r.a gibi siyahi gölge sadece elhamdülillâh diyerek kendinden geçiyor ..etraf inliyor ..içten gürültü yok ama hissediyorsun ....hemen 2 rekat kılıyor ve etrafımıza bakıyoruz ..bizimle beraber buraya hücüm edenler namazlarını kılıyor lâkın yerlerinde bile kıpırdamıyorlar..halbuki 100 lerce Yar s.a.v misafiri onları bekliyor.. yerimizden kalkıyor ve sıradaki kardeş yerimizde namaza duruyor......demek 36-40 saat sonra Yarin s.a.v meskeninden ayrılıp Onun s.a.v misafirliğin bitirip Sultanlar Sultanının c.c. taaaa hz Ibrahimden a.s beri sire gelen o davete icabet edecez ve Onun c.c. misafirliği için 420 kilometre güneye ineceğiz .....



.....
ve nihayet p tesi sabah namazından sonra kahvaltı ve ihramlara /kefenlerimize sarılıp / mikat






camiine gidip iki rekat namaz kılıp haccı temettü için niyetl ile telviyeler ile otobüslere biniyoruz :_)

istikamet kara donlu Kâbe

.................


ve yatsıdan sonra nihayet yetişiyoruz önce hotele



Cemerat /şeytan taşlamaya/ ve minaya Hira-i Nûr dağı arası Kâbeye e 3-4 kilometre ..

gece Kâbeye gidiyoruz 01 civarı ve Safa ve Merve arası Merve tepesine









yakın iniyoruz...Allahım ....bu ....1 ruya mı ...Allahım demek bu duvarın arkasında 3700 km uzakta olmasına rağmen ona yöneldiğimiz Kâbe duruyor....

kefenimizi,ihramı iztiba /sağ koltuğumuzun altından geçiriyoruz..../Merve tepesinden girip 3 kata çıkıyoruz ve Sefa tepesine yöneliyoruz ve
.....
.....
....
işte tüm
ihtişamı
ile
Kâbe
gecenin
02 si tıklım tıklım
en nihâyetinde
aramızda
20-30 metre
var
Allahım bu
son gelişimiz olmasın

rükn-ü Yemana gelip Hacer'ül esvedi solumuza gelince ...........ona dönüp
....bismillâh Allahu ekber ve
ve içimizden
,, beni de kaydet,kayıt et,, avuç içimii şahit tut ve etrafımızdaki tüm eşya
ile beraber
beni /bizi/ de kaydet
Allahım umremizi kabul buyur onu bize kolaylaştır
onu kabul et .....ve
bu ahenkli pervaza dönüşe biz de iştirak ediyoruz....ilk 3 şaftta remel /koşma/ yapıyoruz ve 7 şafta kadar o halde devam ediyoruz ..hiç durmadan koşuyoruz....sür'atimizi hiç düşürmüyoruz...virdimizle
-----------------------
-----------------------
sonraki günlerde 1-2 tavafımızı kayıt ediyoruz .....


ilk videoda suriyeden hüseyin abiyi arkasından takip ediyoruz
malumdur ki ilk ilk üç şavtında (Remel) çalımlı ve hızlı yürümek sünnettir.

ikncide videoda yalnızız




ve 7 şafttan sonra nerdee makamı Ibrahimin arkasında 2 rekat namaz kılacan yine 3 katayız. namaz bitiminde Sefa tepesine yöneliyoruz. oradan Kâbeye dönüp tekbir ve tesbihattan sonra
Bakara 158
,,Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.,,okuyup
Merve tepesine yöneliyoruz gözümüzün önünde hz Hâcer su aramak için gelen -giden var mı diye bu iki tepe arasında koşuşturanı izliyor gibiyiz....ve iki yeşil direk arasına varınca Rabbena âtine ile süratimizi arttırıyoruz....Merveye yaklaşırken yine bakara 158i okuyoruz......
evet gâliba bizim kafile içinde ilk bitirdik ve hemen berbere gidip saçımızı kazıtıyoruz......


ve say bitiyor.duadan sonra 10 riyale traş oluyoruz .....ve
sabah ezanı ilk ezanı kâbede dinliyor sabh namazını kılıyoruz.....

toplanıp hotele döneceğiz ama fire vermişiz kaybolanlar var
hotele varıp ihramdan çıkıyoruz biraz istirahatten sonra Eyyub abiile yine Harama gidiyoruz alt kata Eyyub abi hacer'ul esvede elimizi sirelim diyor..parçalanmaz isek takılıp peşine bismillâh Allahû ekber,, beni de kaydet ,,demeden sonra dönüşe iştirak ediyoruz 3 şaftta çok zor da olsa küstahça sağ elimizi rüknü yeman ile hacerül esved arası duvarına elimizi değdiriyoruz....




ve hemen oradan çıkıp 3 kata gidiyoruz.......tavafımızı orada tamamlıyoruz

hotelin hemen arkasında Cebel-i Nûr



bizi gölgelendiriyor Şişe mevkiinin hemen yanı

yarın inşâAllah ihrama girip hacc niyetine gireceğiz ve Minaya hareket edeceğiz inşâAllah

günlerden çarşamba yağmur damlaları Mekkeyi ziyaret ediyor. haber geliyor ikindiden sonra ihrama gireceğiz diye ve yine 1 haber ..Minayı sular altında kalmış gidilmeyecek diye. suriyeli bir diplomat abinin gittiği haberi geliyor .... ihrama girme vakti gelince ihrama giriyor ve

lebbeyk Allahumme lebbeyk ile iyetleniyoruz... Rabbim bizden kabul buyur bve bize haccı kolaylaştır ......

ikindi namazından sonra hasan kardeşimiz,eyyub abi ve mustafa abi minaya doğru yola çıkıyoruz .........varınca elimizdeki şeritler ile çadırları soruyoruz bir o yana 1 bu yana git gel ayağımıza kara sular indi en nihyetinde bir askere yorgunluğumuzu anlatmak için buramıza kadar geldi diyerek boğazımızı gösteriyoruz ..askerin siması değişiyor o anıyor seni keseceğiz ,,diye zor da olsa halimizi anlatıyoruz ohhh

yok bulamayacağız çadırları yatsıya kadar arıyoruz ne neyda ...en nihayetinde informasyon şubesi buluyoruz ve elimizzdeki şeritler gösterince bize bir genç kardeşi veriyorlar elinde krokili harite ile tekrar yoladayız .....hep gidiyoruz o hale geliyoruz ki bir ara hasan krdeşimiz hadi geri dönelim arkasından kaybolalım diyor ,, ya,olur mu bak 5-6 kilometredir bizi güdüyor ayıp olur ,,peki o zaman hadi biraz daha sabır ve gece 23 00 çadırlara ulaşıyoruz
elhamdülillah yatsıyı kılıp hoteli arıyoruz habere göre sabah namazından sonra Arafata gidecekler biz de geri dönmeye kara veriyoruz ......
Allahım bu ne kalabalık

aşk

bu ıslak zeminde ıslak toprağın üzerine yatanlara SEN c.c merhamet eyle onlar SENİNİ için bu ıslak beton üzerinde yatıyorlar ya Rabbi ...çok hızlı adımlar ile yol devam ediyoruz... her yer insan

o kadar çok kalabalık kı !


mescidi Hayf ın ki mescidi Hayf/a/ resmi alıntıdır !



yanından geçerken 2 rekat namaz kılalım diyoruz .. evvela abdest alalım diyoruz abdest alma yerler bile dop dolu insanlar orada uyuyor ...mescidin içerisi tıklım tıklım anlaşıldı namaz kılamayacağız çadırları bır kısmın arkamıza alarak hatıra foto çekiyoruz



hotele 02 00 yetişiyoruz yorgunluktan bittik ayaklar balon gibi ee dile kolay gidiş dönüş 24 kilometre oldu .....

ve
ve sabah ezanı akabinde otobüslerle istikamet Ârafat ....



ve nihâyet Ârafattayız tıklım tıklım








akşam ezanından istikamet Müzdelife bir gece de orada konaklayacağız inş

ve 10 000 lerce otobüs evet evet 10 000 lerce otobüs

ve Müzdelifedeyız evvelâ yatsıyı kılıp devamında yarınki savaş için cephane toplamak gerek










bayramın 1inci günü büyük cemerata 7 adet taş, 2 gün büyük orta ve küçüğe 21, 3 gün 21 ,4 gün 21 70 adet taş toplandı.... yatıyoruz
asfaltın üzerine....

ve
nihayet bayram.... yolumuz cemerata şeytanı ve neferlerini .... nefsimizi taşlamaya










Akabe biatının



yapıldığı yerin dibinde cemerat



ve cemeratı -taşlamayı da tamamlayıp kurbanlar keildi diye haber bekliyoruz ki traş olup ihramdan çıklım

nihayet haber gelyor ve traş oluyoruz ee halı ile traş manzaraları da gözümüze ilişmiyor değil



ve bu ikinci resimde de bir sofi goruyoz belıne asmış semerşah çantasını bunu bize bir kardeşimiz kendisine annesi demiş bize iletsin diye demişti ki mekkede bellerinde semerşah çantası taşıyanları bul v.s v.s gerçi bu resimdeki sofiyi o an fark etmedik taa ki bayramın 2 gününne o gune gelınce onu da anlatacağız inşâAllah





devam edecek inşâAllah
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
589
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
2,694