önce hangisi sever

önce hangisi sever

  • kalp

    Kullanılan: 7 70.0%
  • göz

    Kullanılan: 1 10.0%
  • akıl

    Kullanılan: 2 20.0%

  • Kullanılan toplam oy
    10

bekkain

diyâr-ı gurbet
Süper Moeratör
#1
nette dolaşırken böyle bir konu gördüm. bende sizin fikirlerinizi merak ettim.

severiz, hemde çok severiz...
ama önce hangisi sever...
kalp mi...
göz mü...
akıl mı...
:)
 

Benzer konular

((mp))

Edep Ya Hû!
Silver
#2
Bu konuyu görünce aklıma Kitâb-ı Aşk'ta okuduğum şu bölüm geldi:


Göz Görünce Bir Kez Geriye Ne Kalır?

Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz ve heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve âşığın bütün biyografisi, bu ‘‘ilk bakışın öncesi ve sonrası’’ndan ibarettir. Bir ilk bakış, kaderin kazaya dönüştüğü en kutlu demi yüklenmiştir.

İlk bakış, ancak yüz aynasına çarparsa aşka dönüşür. Çünkü sevgilinin başka hiçbir uzvu, hiçbir güzelliği onun yüzü kadar aşka kapı aralayamamaktadır. Nitekim bu mesnevîlerde âşık maşukunu ya bir resimde seyreder, ya rüyasında görür ya da birinden methini işitip sevmeye başlar. Ancak, sevginin aşka dönüştüğü an, sevenin sevgili yüzünü göz ile gördüğü andır. Çünkü bu noktada bilgi ve bilinç devreye girer. Meselâ Veys ü Râmin hikâyesinde Râmin, Veys'in yüzünü ilk gördüğü anda at üzerindedir ve kalbine bir ok saplanmış savaşçılar gibi atından yere düşer. Hüsrev, Şirin'i gölde yıkanmış, saçını tararken gördüğünde, onun yüzü saçları arasında gizli ve Hüsrev'e sırtı dönüktür. Şirin'in, kendisini seyreden şehzadeden haberi de yoktur. Fakat ansızın önemli bir şey olur ve Şirin saçlarını yana atar. İşte Hüsrev için dolunayın geceden çıkması yahut okun yaydan fırlaması bu anda gerçekleşir. Kays da mektebe varıp çocuklar arasına oturduğunda Leylâ sınıftadır ama ne zaman ki yüzünü görür, kılıç kınından sıyrılmış olur.

Sevgilinin yüzü mü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır.
Âşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap.
Göz... Savaşı başlatan haberci.
Bakış... Elde olmayan kader; ilâhî kaza.
Ve aşk... Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.

Çoook sonraları kalp göze diyecektir ki, ‘‘Beni bu onulmaz derde iten sensin. Safayı sen sürdün, acıyı ben çektim. Nimet senin, zahmet benim oldu. Sen sevinirken, kaygılanan ben oldum. Bakışlarını arttırdıkça sen, dertlerimi çoğalttın benim. Zafere eren sen, hezimete uğrayan ben. Sen emirlerine itaat edilen hükümdar oldun, ben senin peşinde koşan tebaan. Sen emîr, ben esir. Melik iken memlük (kul) ettin beni.’’ Sonra devam eder:

-Ey göz! Sen ikisin, ben birim. İki kişinin bir ferde saldırıp onu öldürmesi zulüm değil de nedir?!.. Şimdi ağla o hâlde; ettiğin zulmün cezasını çek bakalım!..

Göz buna karşılık ayet-i kerime ile cevap verir:

‘‘Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur’’ (Hacc, 46).

Ebu Hureyre der ki: ‘‘Kalp bir kral ise, organlar emrine amade askerler gibidir. Kral iyi davranış içinde olursa, askerler de ona uyar. O fenalık yaparsa, emrindeki askerler de fena davranır.’’ Göz der: ‘‘O hâlde ey kalp, kendini de beni de helâka sürükleyen sensin. Seni perişan eden yegâne şey, Allah'ın sevgisinden, zikrinden ve emrettiklerinden uzak kalmandır. Sen başkasının sevgisini O'nun sevgisine tercih ediyorsun ve aşkın yükünü bana yüklüyorsun. Şimdi ağlayan benim, yanan sen. Ne sen beni kurtarabilirsin, ne ben seni söndürebilirim. Ben su serptikçe senin alevin artacak, sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım.
Yoksa ‘Hayırlı olanı şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz?’ (Bakara, 61).’’

Yedi Askı'nın şairlerinden biri şöyle soruyor:

‘‘Şaşkın vaziyetteyim; nefsimi mi azarlayayım, arzulu gözümü mü, yoksa kalbimi mi?’’

(İskender Pala - Kitab-ı Aşk)
 

~ EyLüL ~

Acemi Üye
Silver
#4
D)Hiç biri :)
önce ruh sever,sonra gönül sever...
cesetle ilgili hiç bir şey sevmez aslında.Seviyor gibi görünür,oda nefis tatmin etmecedir..
içim öyle söyledi
EyLüL'ce işte...
 

bekkain

diyâr-ı gurbet
Süper Moeratör
#5
kalp= ruh, gönül diyelim:) olmaz mı :emozionato:
ama önce bir tebessüm ,güzel bir söz ,dokunur belkide ruha,ruhta ölece kala kalır kim bilir:_(A):
 
#6
bence önce kalp ve nefs sever.
kalbe veya nefse güzel olan bişeyi göz görünce aşk olur. herşey içerde biter
bi kardeşimiz kör kardeşlerimizden bahsetmiş.
görmek kadar duymakta etkilidir o kardeşlerimizde duyarak hissederek yaşarlar bazı şeyleri
Allah(cc) o kardeşlerimizi bizden daha fazla duyarlı kulak ve hisler vermiştir görmeyen gözlerine karşılık
 

((mp))

Edep Ya Hû!
Silver
#8
aşkın mekanı muhakkak ki kalptir, aşk tohumu kalbe bir kez atıldı mı tohumun filizlenmesine hiçbir şey engel olamaz ve o tohum bedeni tıpkı bir sarmaşığın ağacı sardığı gibi sarar...ki aşkın manası da sarmaşıktır ışk kökünden gelir...göze gelince aşkın kapısıdır göz, ilk bakış ki her şeye değer...ama asıl mesele şu;

"Yalnızca bir türlü aşk vardır ama görüntüleri binlerce türlüdür," der bir bilge. Üç çeşidini söyleyelim biz:

Aşk beşeridir; şakayla başlar, sorumluluk getirir. Gözden girer, gönülde yaşar. Surete meyledenler ziyandadır.

Aşk platoniktir; sohbetle başlar, zahmet getirir. Zihinden girer, gönülde yaşar.Siretini süslemeyenler yol şaşırır.

Aşk ilahidir, imanla başlar, vahdete götürür. Gönülde doğar, gönülde yaşar. Sırrı saklamayanlar, başını verir.

Gönül ki, Allah'ın evidir, aşkın her çeşidine itibar eder. Bütün milimetrekarelerinde aynı sevgili olmayan bir gönül aşkı bilir mi acep?!.. Bir kuru yakınlaşmayı, ilgiyi, arzuyu aşk sanarak yaşanılan ömür adına vaveylâ ve vâ esefâ!... Bir Cemal'e kul, bir Ahmet'e köle, bir Leyla'ya deli ve bir ışığa pervane olmayanın aşkı mı vardır, ya aklı mı vardır ki!..

Alem bir aşk için yaratılmış ve "Aşk imiş her ne var alemde!.."

bu ayrımlara varmak gerekir, ancak aşk o zaman kıymet bulur...