Nasıl bir eş beklenir?

#1
Hayattan beklentin nedir? dedi adam....

İyi bir eş rahat bir hayat... Yetecek kadar para... Sağlıklı çocuklar... bunlar beklentilerim'. Dedi kadın...

'Nasıl bir eş istersin?' dedi adam...

'Anlayışlı, müşvik, ilgili ve sevgi dolu' dedi kadın...

Sustu, düşündü bir süre adam...

Hayattan kendi beklentilerini değil, kadının beklentilerine uygun bir erkek olup olmadığını düşünüyordu... Ya da kadının onun hayallerine denk olup olmadığını... Yeterince anlayışlı mıydı acaba?
Anlayışlı erkekten beklentisi neydi kadının? Evde yemek bulamayınca susmak mıydı anlayışlı olmak, yoksa mutfağa dalıp makarna yapmak mı?. Oysa o hep bir gün eşinden önce eve gelip ona sofralar donatmanın hayalini kuruyordu ortak hayatta... Beklenti ile gelen anlayışlı erkeklik bu kadar basit miydi? Bir tencere makarna pişirmek kadar kolay mıydı anlayışlı olmak? Beklenmedik bir günde sofralar donatan bir eş olmak istiyordu oysa o. Karnı doyan değil, gözleri parlayan bir kadındı onun aradığı...

Yeterince müşvik miydi acaba?... Müşvik bir eşten beklentisi neydi kadının? En üzgün anında onu dizlerine yatırıp okşamak mıydı müşvik olmak, yoksa konuşarak onu rahatlatmak mı?... Oysa o hep bir gün eşini çok üzgün görürse elinden sımsıkı tutup en uzun yolda saatlerce yürümeyi hayal etmişti... Deniz kenarında, ormanda baş başa uzun bir yürüyüşün sonunda onu eve getirip üstünü örtmek, uyumasını seyretmekti onun hayali... Bu kadar basit miydi müşvik eş olmak? Herhangi bir yakın dostun yapabileceğini yapmak kadar kolay mıydı? Varlığının önemini hissettireceği, ona sonuna kadar yanında olduğunu göstereceği bir eş olmak istiyordu oysa o... Kıvrılmış bir kedi değil, ayakta duran bir kadındı onun aradığı...

Yeterince sevgi dolu muydu acaba? Sevgili olmaktan beklentisi neydi kadının? Her an yan yana olmak mı? Hep onu düşünmek mi? Her şeyden birlikte keyif almak mı? Tüm arkadaşlarıyla tanışmış olmak mı? Sevgilim diye tanıştırılmak mı? Sürekli dokunmak mı? Öpmek... Öpmek... Bu muydu sevgi dolu erkek? Oysa o hep onu sadece sevmeyi hayal etmişti... Sadece sevmeyi... Sevdiğini, sevildiğini hissetmeyi... Doğduğu şehre götürüp ona sürpriz yapmayı düşlemişti... Kadınına hiç beklemediği bir anda, en olmadık yerde, markette, belki de asansörde, durduk yerde “Seni seviyorum “ demenin hayalini kuruyordu ortak hayatta... Beklenti ile gelen ilgili ve sevgi dolu erkeklik bu kadar basit miydi? Gözüne bak, yeni boyattığı saçını anla, telefonla ara... Beklenmedik bir günde beklenmedik hoşluklar yapmak istiyordu oysa o.. Saçı bembeyaz olduğunda ilk kez “çok güzelsin” diyebileceği bir kadındı onun aradığı...

“Peki benden beklentin nedir? “ dedi adam kadına...

“Hiç “ dedi kadın. “Hiç bir beklentim yok”. “'Ya senin?. Senin beklentin ne benden?”... “

“Bilmem hiç düşünmedim” dedi adam...

Oysa ikisinin de idealleri sandıkları beklentileri, iki kişilik sandıkları tek kişilik hayalleri vardı... Gün gün hayatın planları vardı kafalarında... Ama “Hiç” diyorlardı, “Çok”yerine... Dürüst değillerdi... Korkuları vardı... Ya değişirse?, Düşlediğim gibi olmazsa her şey?.... Ya terk ederse? Giderse gitsin... Biterse bitsin... Yeter ki sadece sevsin... Bunu diyemiyorlardı...

Düşünüyorum da, biz insanlar hep karşımızdaki ile hayalimizdekini aynı görmeye çalışırız. Ya da aynı yapmaya... Olmayınca suçlarız, kızarız, hatta terk eder gideriz... Terk edemezsek sızlanırız... Mutsuz olur, mutlu edemediği için mutsuz ederiz karşımızdakini. Ne umdum ne buldum deriz... Peki ya hiç ummasak nasıl olur... Hiç beklemesek. Beklentisiz seviversek.. Onu bensizken, sensizken olduğu gibi sevsek... Kıskanarak değil de, özgürlüğünü seyrederek sevsek... Özel günlerde hediyelerle gelişini değil de, ummadık bir anda öpüşünü, olmadık bir anda kapıyı çalışını sevsek... Sevgiye beklentileri karıştırmadan, sevgiye başka şey katmadan koşulsuz ve katıksız sevsek... Sonunu düşünmeden, hesaplayıp çarpıp bölmeden, kurgulamadan, sorgulamadan, hayallere dalıp gerçeklikten kopmadan sevsek...
 

Benzer konular

ElifNur

Çalışkan Üye
Administrator
#2
Sağol kardeşim paylaşımın harikaydı teşekkür. Rabbimiz hakkıyla genç kardeşlerimizin hayırlı eşler ile karşılaşmasını nasib eylesin Amin
 

Tutaste

Tecrübeli Üye
Silver
#4
Hiç beklemesek. Beklentisiz seviversek.. Onu bensizken, sensizken olduğu gibi sevsek... Kıskanarak değil de, özgürlüğünü seyrederek sevsek... Özel günlerde hediyelerle gelişini değil de, ummadık bir anda öpüşünü, olmadık bir anda kapıyı çalışını sevsek... Sevgiye beklentileri karıştırmadan, sevgiye başka şey katmadan koşulsuz ve katıksız sevsek... Sonunu düşünmeden, hesaplayıp çarpıp bölmeden, kurgulamadan, sorgulamadan, hayallere dalıp gerçeklikten kopmadan sevsek...

Gerçekten seversek, ve eşimizi iki dünya saadeti olarak görürsek zaten yukarda alıntı yaptığım bölüm gerçekleşmiş olmaz mı.Bir evlilikte bayan duracağı yeri aynı şekilde de evin beyi reisi duracağı yeri bilirse o hanede saadet rüzgarlarından başka ne eser ki? Ama herkes kengi egomanyasının hakimiyetini ilan ederse dünta mutsuz ailelerle veyahut boşanmış çiftlerle dolu olacaktır ki nitekimde görünen köy bu şekilde...

Hep yazarız çizeriz, konuşuruz.Efendimiz (a.s.v) e olan sevgimizi muhabbetimizi, O'nun evlilik hayatını eşlerine olan sefvgi ve muhabbetini, aynı şekilde eşlerinin Efendimiz (a.s.v)e olan saygı ve hürmetlerini hayatımıza yansıtırsak işte bu da yalan dünyanın cenneti olsa gerek...

Rab (c.c) bim cümlemize her iki cihanda cenneti yaşatsın inşaALLAH...
 

ölüm

Acemi Üye
Silver
#6
Hz.FATIMA gibi kadın OL..sonra HZ. ALİ gibi ADAM iste....yada tersi , HZ.ALİ gibi ADAM ol sonra HZ.FATIMA gibi eş iste.........
 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#8
Sevgiye beklentileri karıştırmadan, sevgiye başka şey katmadan koşulsuz ve katıksız sevsek... Sonunu düşünmeden, hesaplayıp çarpıp bölmeden, kurgulamadan, sorgulamadan, hayallere dalıp gerçeklikten kopmadan sevsek...