Mutlu bir ülke olmanın yolu,mutlu bir aile olmakla mümkündür.

Sedat Yıldırım

<b>*~*Şair Ruhlu*~*</b>
Silver
#1
Mutlu bir ülke olmanın yolu,mutlu bir aile olmakla mümkündür.

Mutlu bir ülke olmanın yolu,mutlu bir aile olmakla mümkündür.
Geçmişten bu güne kadar süre gelen bir problemdir aile kavgaları.
Çeşitli sebeplerle ortaya çıkar,sürer gider,tıpkı geçmişten bu güne
kadar süre geldiği gibi.
Bir ülkenin başarıları,gelişmişliği,refahı,huzuru bir ailenin refahıyla
huzurlu olmasıyla başlar.
Kaynana,görümce ilişkileri,kültür farklılığı, eğitim seviyesi ve
vs’ire sebeplerle başlayan geçimsizlik,maddiyatla ilgili problemlerle devam eder.

Bir ailedeki geçimsizliklerin belli başlı sebepleri:

-Kültür farkı.
-Eğitim farkı.
-Maddi sebepler.
-Nişanlılık döneminde tarafların birbirini iyice tanımadan evlenmeye karar vermeleri.
-Tanışma ve nişanlılık döneminde birbirine karşı dürüst davranmamaları.
-Evliliğin sorumluluğunu ve evlilikten ne beklediklerini bilmemeleri.
-Erken yaşta birbirini yeterince tanımadan sevgi ve aşk evliliği yapmaları.
-Tanışma ve nişanlılık döneminde tarafların karşıdakinde gördüğü bir yanlışın
veya zararlı alışkanlığın evlenince düzeleceğine inanması.
-Geçimsizlik ve anlaşmazlık sebebiyle boşanmaya karar veren eşlerin
boşanmanın ne gibi sonuçlar doğuracağını, ne zorluklar getireceğini bilmeden
ve hesaplamadan boşanmayı bir kurtuluş olarak hayal etmeleri.

Aile içi şiddet nedenlerinden bazıları:

-Anne- baba geçimsizliği
- Aile de ekonomik sorunlar
- Ciddi kişilik problemleri
(Psikopat, bordurlayn kişilikler, bağımlı-pasif vs.)
- Değişik psikiyatrik rahatsızlıklar ( Aile bireylerinden birinin veya bir çoğunun)
- Depresyon
- Kaygı ve stres bozuklukları
- Kişilik bozuklukları
- Fiziksel ciddi rahatsızlıklar
- Bunama
- Fiziksel rahatsızlıklara bağlı davranış ve uyum bozuklukları
- Aldatılma yada aldatmalar
- Alkol- uyuşturucu- uyarıcı- kumar bağımlılıkları
- Erkeğin eve hep geç gelmesi
- Aile yakınları ve diğer çevrenin aileye müdahele etmeleri
- Bireylerin kültürlerinde ve model aldıkları insanlarda şiddetin bir yol-
yöntem olarak var olması...
- Üvey anne- babanın çocuklarına baskısı
- Kızını dövmeyen dizini döver"
- Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin" anlayışı
buna bir örnektir.
21. Yüzyıl'ın en büyük sosyal problemi kişisel mutsuzluk ve bunun aile
hayatına getirdiği sorunlardır. Çevremize baktığımızda boşanmış çiftler,
parçalanmış aileler ve sorunlu çocuklar görmekteyiz.Mutlu ve sağlıklı bir
aile olabilmek için temel şartın düzgün bir ruh sağlığına sahip olmaktan
geçtiğini hepimiz bilmekteyiz.

Mutlu bir eş ve mutlu bir aile olmanın şartları:

-Eğitim
-Saygı
-Sevgi
-Hoş görü
-Fedakarlık
-Empati

-Eğitim olduğunda her şey daha anlaşılır olur.
-Saygı mutlaka gerekli olan ve olmazsa olmazlardan biridir.
-Sevgi mutlaka olmalı,tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır ata sözümüz
bunun en güzel örneğidir.
-Hoş görülü olmak yine öyle,affedici olmak yine öyle.Zira her kesin
hataları olabilir,her şeye sevgiyle bakmak,pozitif yaklaşmak gerekir.
-Fedakarlık bir ailede en önemli şeylerden biridir.Fedakar olmak,kişileri
bir birine daha yaklaştırır.
-Empati kurmak zira yine en önemli şeylerden biridir.Empati kurmak,
karşısındaki kişinin yerine kendisini koymaktır.Ben onun yerinde olsam
ve acaba bana böyle davranılsa ben nasıl tepki veririm diyebilmek ve ona
göre davranmak.
Eşler birbirini hayat arkadaşı,sırdaşı,dert ortağı,hayat ortağı olarak görmeliler.
Birbirine karşı görevlerini yerine getirmeli ve evliliğin ne kadar ciddi bir kurum
olduğunu bilmeleri gerekir.
Birbirine hitap şekillerine dikkat etmeleri gerekir.
Toplumumuzda halk arasında eşlerinden bahsederken bazıları,benim
karım yada avradım diye bahsederler.Ama bunun yerine eşim diye
bahsetmesi daha güzel ve saygın olur.
Bu gün medyada bile mevzu olduğunda bazı sözde program yapanlar,
konuğuna karın nasıl,yada karının fikirleri nedir diye konuşurlar.Oysaki
eşiniz diye hitap etmeleri daha saygın daha şık olur.
Ailelerde çocuk terbiyeside bir ailenin mutluluk veya mutsuzluklarının
nedenlerindendir.
Çocuk bir hata işlediği zaman,baba çocuğuna kızar veya bundan dolayı cezalandırır.
O zaman babanın kızdığı zaman,çocuk ağlar,hemen anne devreye girer
ve çocuğu sahiplenir.
Çocuk bu durumda yaptığının hata olduğunu anlayamaz.Çocuk derki eğer
yaptığım hataysa, neden annem benden yana çıktı,beni sahiplendi?
Yok eğer hata değilse neden babam bana kızdı ve beni cezalandırdı?
Böyle bir durumda o çocuk kavram kargaşası yaşayarak ikilem arasında
kalır ve bu çocuğu çok kötü etkiler ve kişilik bozukluklarına neden olur.
Doğruyu yanlışı ayırt edemez hale gelir.
Bu da aile içinde olumsuzluklara neden olur.Böyle yetişen çocuk haliyle
ileriki yaşlarında evlendiği zaman aynı problemlerini kendi ailesine yansıtır
ve aile içi problemler sürer gider.
Eşler evlilik hayatları boyu birbirinden asla sevgi sözcüklerini saklamamalılar
ve bunu her fırsatta dile getirmeliler.Eşine seni seviyorum demek
o kadar zor bir şey değil.
Ancak bir çoğu şu yanlış düşünceye kapılır,eğer ona sevdiğimi
söylersem pasif düşmüş olurum veya ona yüz vermiş olurum.
Oysaki ne kadar yanlış ve zavallı bir düşüncedir bu.
Erkeklerin çoğu akşam işten eve geldiğinde,eşini biraz yorgun
görse ve nedenini sorduğunda eşi ona,yorgunum dediğinde gördüğü
tepki ne kadar talihsiz bir tepkidir.
Akşama kadar ne yapıyorsun evde ? yan gelip yatıyorsun.
İşte evindeki kadın için bittiği andır o an.Düşünün bir kere,sabah
kalkmış erkenden,eşinin kahvaltısını hazırlamış yedirmiş ve işe
göndermiş.Sonra çocuklarının kahvaltısını yaptırmış okula göndermiş.
Sofrayı kaldırıp bulaşıkları yıkamış.Sonra çamaşırları makineye atmış v
e bir kenardan da evin dibini köşesini silmeye başlamış.Bir kenardan da
yemeğini ocağa koymuş ve ertesi günün planını yaparken,bir taraftan da
evin camlarını silemeye koyulmuş.Çamaşırları makineden alıp,kuruması
için asmış ve daha sonra kuruyan çamaşırları katlamaya başlamış.Ütü olacak olan çamaşırların ütüsüne başlamış ve gün böylece bitip akşam olmuş.Eşi akşam işten
eve gelmiş ve yorgun olan eşine hesap sormuş neden böyle rahatsız gibi duruyorsun.
Eşi de akşama kadar iş yaptığından dolayı olduğunu söylediğinde adam ona
alaylı bir şekilde akşama kadar yan gelip yatıyorsunuz ve birde akşam yorgunum diyorsunuz der.
Peki böyle bir yuvada mutluluk olur mu? Olmaz tabi…
Mutsuz bir aile mutsuz bir ülke demektir vesselam.
Bir ülke ve nüfusu, bireyden ve çekirdek aileden başlar.
Aile ve mutlu refah,huzurlu bir ülke ve geleceğimiz için,aile içi görevlerimizin
bilincinde olmamız gerekir.Hepimiz üzerimize düşen görevlerimizi eksiksiz yerine getirmemiz gerekir.
Eğer bilmiyorsak,bununla ilgili kitaplar okuyarak bilgiler elde edelim.
Bu bizim insan haklarını uygulamamız ve kendi geleceğimiz için şarttır.
Bir ailede erkeğin ve kadının görevleri vardır.Her kes görevini yerine getirdiği
takdirde ortada bir problem kalmaz.Bil hassa erkekler kahvede geçirdiği zamanı,
eşine ve çocuklarına ayırmalıdır.Mutluluğu kahvede değil de evinde aramalıdır.
Bir kadında evine yorgun gelen eşini güler yüzle karşılamalıdır.Her ikisi de
birbirine gününün nasıl geçtiğini sormalı ve paylaşımda bulunmalıdır.
Bir birleri ile tartıştıklarında,karşı taraf mutlaka eşininde kendine göre
haklı olduğunu düşünmeli ve olaylara ön yargı ile bakmamalıdır.
Olaylara iyi gözle bakmalı ve her şeyin iyi olabilecek taraflarını
gözetmeleri gerekmektedir.Şu üç günlük Dünya dediğimiz Dünya’da
nasıl olsa ölüp gideceğiz bir gün.
Madem böyle,neden mutlu yaşamayalım ki?Mutluluk hepimizin hakkıdır.
Bu hakdan birbirimizi mahrum etmeyelim. Saygı,sevgi,hoş görü,fedakarlık.
İşte mutluluğun anahtarı…

Mutlu bir aile ve mutlu bir ülke dileklerimle.

Selam ve Dua ile…

SEDAT YILDIRIM
 
Konu başlatan Benzer konular Forum Cevap Tarih
Sedat Yıldırım Sedat YILDIRIM 12
Sedat Yıldırım Sedat YILDIRIM 4
Sedat Yıldırım Sedat YILDIRIM 4
Sedat Yıldırım Sedat YILDIRIM 0
Sedat Yıldırım Sedat YILDIRIM 2

Benzer konular