• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Kulbe-i âhzân'ım!..(Kalbimdeki huzun kuyusu)..

KE$K!NßI¢@K

<span LANG="EN"><font SIZE="2" COLOR="#FF0000"><b>
Silver
#1
Sorma Hâli Sînemi ..

Sevgili öyle altüst ediciydi ki sorma...
Hicranı öyle ateşli geldi ki sorma...
Bu bir tek söz öyle hoşuma gitti ki sorma.”


İşittim ki; iki ayrı şehirmiş sebeb-i hüznü, divane edermiş gönlünü. İstanbul’da olmayan lakin İstanbul’dan olan endamı işler dururmuş ruhuna. Uykuya dalmayı beklermiş ruhuna can katanın bakışları misali bir Boğaziçi rüyasına. İstanbul’un iki köprüsü kirpiklerini hatırlatırmış, asude denizi ise gözlerini…
İçinde bir şey varmış; yerini bilmediği, misafir edemediği… Kıvılcım kıvamında hissettiği, yangına meyleden bir şey… Ağrıdıkça ağrıyan, çığlığı kalbini aşıp tüm hücrelerine dağılan… Kurduğu cümleleri öznesiz bırakan, yan yana sayısız noktalar koyduran…


- Ki fikrince kâfi imiş üç nokta() hangi yoğunlukta olursa olsun yazılan-

Rengini hakkıyla seçemediği bir halmiş bu. Maviden kırmızıya, kırmızıdan maviye kalbedermiş. Mavinin teslimiyetinden, kırmızının tutsaklığından dem vururmuş. Mavideki deniz kokusunu, kırmızıdaki heyecanı üflermiş can-u ruhuna.


Yine bir vakitmiş ki; hasretin yaktığı, gönlünün sebeb-i tebessümünden gelen tek kelâma yandığı bir vakit. Her yangından sonra sanki tekrar nefes aldıran sonbahar gibi düşmüş gönül rüyası geceye. Sonbahara varmak, ona uyumakmış. Sonbaharı solumak, ona uyanmak…
Aşk’ın hâlleri hece hece yer etmiş sinesinde.

Aşk…
Aşka…
Aşkta…
Aşktan…
Ne gelirse gelsinmiş… Yeter ki “gelsin”miş… “Gitmesin”miş…

Ki zaten yetmemiş, bitmemiş; gelmiş, gitmemiş…


Biçarenin gönül hanesi mülevven bir hâldeymiş. Bir husufmuş ki hayalî, düşte kalmış; ay tutulmamış. Divanenin hüsünperest bakışları, hüzne meylettirmiş kalbini.
Vardım yanı başına, dedim ki nasıl bir hâldir bu… Dedi ki, sorma; bir ömür, bir gönül süruru bu…


Bana meçhuldür o âşığın hâli, dedi bana ki, sade sun zikrettiklerimi…

Gönlünün düştüğü ateşi takdim edemiyor oluşunu, dilinin dile gelemeyişini bağışla. Kalbine düşenleri tasvir edemeyişini, sîretini suretine vuramayışını bağışla… Hem bilmez misin sen ey biçarenin kalbine taht kuran! Gönülcüğünü hâlden hâle kalbeden ey!


Bir ney sesinden daha hüznengizânedir dile değdirmek kalpteki terennümâtı.


Ey aşk iklimini kalbindeki hüzün mevsimine kurban eyleyen kavgam!..
Gökyüzü bilmişken ben seni. Toprağa düşen ne kadar yağmur tanesi varsa hepsini sana râm eylemenin niyazıdır bu ağıt...
Her ağıt kendi sesleminde taşır sürûrunu. Ve ben sükûnete muteber kıldım sana mecz eylediğim ne kadar harfim saklıysa gecenin rahlesinde. Bu ağıt, ellerimde büyüttüğüm yıldızlarla ismine şerhettiğim bir parantez ol diyedir sevda şerhime. Bir sözdür bu sana, ilelebet göğsümde muskalanan. Söz ki Nûn'a değer Elif olmaya meylederken kalbim. Anlasana sevdegâhım. Sende cüzlensin istiyorum yüzünün ayetlerinde huzur sûrelerine mâtuf olan aşk.

Gece ve düş adına..
Ateş ve kül adına..


Huruf makamının esrârına mahkum kalıyor işte dil-i efgânım...Oysa sana seslenmek isterdim zemheri aylarında. Sen ol diye haykırmak isterdim; güneşin ellerime değen parıltısının üstündeki.....
Sen ki; mesrûr gecelerin mahremiyetine musâddık eylediğim rüyaların menekşelerce yorumlanan nağmesisin içimde...
Bir kelebek kanadında sakladığım hayatın; yusufçuk kuşlarının rehberliği eşliğinde kalbime vehmettiğim tercümesisin...

Kör gecelerin esaretiydi beni sana kalbeyleyen. Yusuf'un düştüğü kuyuydu belki de lâmekan gönlümün sende bulduğu. Her Züleyha yırttığı gömlekte taşır aşkının değerini bilirim. Ben bu yüzden yağmurdan bir libas giyindim üzerime. Ki gözyaşlarınla yırtasın diye haya perdemi.

Ferhat ve Şirin adına
Kerem ve Aslı adına
Leyla ve Mecnun adına


Ey çöl yalımı saçlarında hüznün şarkısını mırıldanan kulbe-i âhzân'ım!Ey karanfil yanığı gözlerinde aşkın cilbâbını kuşanan sûret-i efkârım!


(Not:Yazi alintidir, basligida icerikten alintidir)
 

KE$K!NßI¢@K

<span LANG="EN"><font SIZE="2" COLOR="#FF0000"><b>
Silver
#2
EY YAR...!
Bilsen bende ki seni
SEN
TAŞ OLURSUN.
SEN
Sonra
ATEŞ OLURSUN.
Ateş yakarmı yüregini..?
Bilmem ama
beni yavaş yavaş öldüren
bir kabus olursun.

EY YAR...!
Gelişinde hüzün
Gidişinde hazan var.
Ruhumda belirsiz gölgeler
birde senden imgeler var.

İnkar edemediğim
Asil delaletim
kapadığım da gözlerimi
kalbımde huzur
zihnimde
sadece
senden hüzmeler var.

EY YAR...!
Hazan ruzgarları essin artık..
Sonbaharın kasvetini seviyorum.
Rüzgar üzgün..
Su üzgün..
Toprak firak-i zaman
Uzlete çekılecekmiş gibi,
ağaçlarda
bir hal var...

Ruhumda kazılan makberler bitsin
Hepsinde senden anılar var.
Esırgeme gülüşünü
benden
Günahkar kalbimde
seninle dolu
bır
merhamet var...

EY YAR...!
Makberınde şairin
tutulmak uzere verılmiş
BİRİCİK
ahdin var
UNUTMA...!
Senden bana geçen
bende seni bulan
haller var...
 

KE$K!NßI¢@K

<span LANG="EN"><font SIZE="2" COLOR="#FF0000"><b>
Silver
#5
Hüznü kuşandım Ey yar..!
Hanesi harab olmuş kuşları görmez misin..?
Yorgunum bir köşeye bir döşek sermez misin..?
şu muzdarip ruhumun yayını germez misin..?

Gönlüme gülşen kurup gülünü dermez misin..?
Ardına dek açılmış kapımdan girmez misin..?
Canıma tabib olup yaremi sarmaz mısın..?

Susadım bir tek yudum suyunu vermez misin..?
Söndür yangınlarımı desem söndürmez misin?
Halimi bilmez misin? bin defa yandım Ey yar..!
 

KE$K!NßI¢@K

<span LANG="EN"><font SIZE="2" COLOR="#FF0000"><b>
Silver
#6
NERDESİN ....?
Gel ...!
Ayın yüzünü sakladığı gibi ,
saklandın benden..
Yüreğime ilham veren bakışların yok..
Ve
Tebessümünü hissetmiyorum artık..

Nerdesin..?
gelde tebüssümünü göreyim..
Kalbim yeniden dolsun bakışlarının latefetiyle...
Seni anayım
yeniden,

Gel ne olur...!
Gel desem gelirmisin
Bilmem ama..
Yüreğim
Hüznün ve sevincinin tahtıdır
ve
SEN..
Hayalimdeki ulaşılmayan bir liman
Enis-i dil-i aram...!

önemli olan degil,
en derindeki hülyaydın
SEN..
bilirmisin..?
Nerdesin gel
GEL ARTIK

Ben su
sende
üzerindeki gül ol
emi...
 

KE$K!NßI¢@K

<span LANG="EN"><font SIZE="2" COLOR="#FF0000"><b>
Silver
#7
Ömrümün baharındayım yarınların başında
Bir çiğ tanesiyim, damlanın düştüğü yerdeyim
Fırtınayım bazen,rüzgar gülüyüm dağ başında
Güneşin doğduğu yerdeyim ve de battığı
Samanyolunun tam ortasında bi yerdeyim
Rüzgarın önündeki benim,savurup attığı
Gözlerinle ufkun buluştuğu yerdeyim
Kelebeğin konduğu papatyadayım
Bahçıvanın kestiği gül dalıyım
Mermerden bir musalla üstündeyim
Beni bende bitirdiğin yerdeyim

Hayatin surukledigi yerdeyim..!
 

~ EyLüL ~

Acemi Üye
Silver
#8
EY YAR...!
Makberınde şairin
tutulmak uzere verılmiş
BİRİCİK
ahdin var
UNUTMA...!
Senden bana geçen
bende seni bulan
haller var...

ellerine sağlık
 

KE$K!NßI¢@K

<span LANG="EN"><font SIZE="2" COLOR="#FF0000"><b>
Silver
#9
“Acımı elletmiyorum, acır diye elleri…”

Yalan söylemeyeceğimi bilmeliydin.Yalandan nefret ettiğimi...Kalp kırıntısının acısı nice olur bildiğimden gönül yıkmaktan uzak durduğumu bilmeliydin.
Ben ceplerime hüzünler doldururdum da dağıtmazdım lekelerini…Hataları ört bas eder gibi.Hüzünler öylece dışa vurmazdı kendini.
Hüzün biriktirirdim.Peçete biriktirir,pul toplar gibi…
Hüzün saklardım sevgiliden,peçeteyi sudan, pulu zarftan saklar gibi.En saklı köşelerde,hasır altında mesela…

Kimse görmesin,hele sen hiç görmeyesin,görüp de ağlamayasın diye…
Bir öğle molasında yemek,sınavda silgi,evde oda,gurbette para paylaşılır.
Pul koleksiyonu asla..!

Emek emek toplanılan pul paylaşılır mı..?Hüzün bölüşülür mü..?Zahmet dağıtılır mı..?
Hüzün zahmettir..Hüzün taşımak meşakkatlidir usta..! Pul toplamak da…
Sen neylersin omzun üstüne hüzün çöktüğünde..?
Ben hüzünleri masal kitaplarına yazarım..Yalanı yakıştıramadığım dilimle hüzün masalları okurum...

Sen dinleyesin,”Nasılsa masal, boş ver yalandır.” deyip üzülmeyesin diye..!
Oysa…
Oysa yalan söylemeyeceğimi bilmeliydin..
Hüzün masalı yalanını da…

Bugüne kadar yaşayan bütün insanların göz yaşları denizlerde birikmiş..Göz yaşı önce kanmış da dertle su olmuş..Öyleyse denizin rengi mavi değilmiş.. Ezelden beri hep kırmızıymış.. Gökyüzü ağlamış da mavi boyası denize akmış..Denizin üstü mavi,altı kırmızı kalmış..
Yook! Olmaz böyle şey. Sen inanma yalan dolana…

Gittin ya..!
Bir deli vardı.
Deli kırmızı giyerdi.
Denizim sensiz delirdi
Deniz kırmızı giyindiyse
Bil ki gözlerim delirdi…

Gittin ya..!
Oltayı denize attın.
Balığı susuz kovaya.
Beni gözlerinden uzağa.
Beni yine yeniden yokluğa..!
Gittin ya..!

Masal hüzüne karıştı
Hüzün masala…

Oysa sen…Sen yalan söylemeyeceğimi bilmeliydin.
Hüzün masalı yalanını da…
Bilmeliydin.

Gittin ya..!
Bilmedin..

...
..