Ilmi-i Ledün...

#1
Kendisine Allah tarafından verildiği iddia edi*len özel bilgiye denir. İlm-i batın da aynıdır. Kimi sufi şeyhlere böyle bir ilim verildiği söylenir.
Ilmi ledün'ün kitabi yoktur. Hic bir sekilde yaziya gecirilmez. Duyu organlariyla somut bir sekilde tesbiti mümkün degildir. Delilli ve somut bir sekilde bir mes'elenin hükmü ilm-i ledün'le ortaya konulmaz.
Böyle bir ilmi hic bir alim kullanan olmamistir.
Müctehidler hic bir ictihadinda "ilm-i ledün"den yararlanan olmamislardir.
Mesela, hic bir müctehid, herhangi bir mes'elenin hükmü Allahü Teala tarafindan bana "ledün ilmi"yle ulstirildi, ya da ögretildi dememistir..
Hüc bir müfessir, herhangi bir ayetin tefsirinde, ilmi ledün'ü kullanan olmamistir. Asla..
Yine mesela, hic bir müfessir, ben falan ayetin tefsirini ledün ilmi'yle acikladim, tefsir ettim, Allahü Teala bu yolla bu ayetin tefsirini bana ögretti dememislerdir.
Hic bir muhaddis, hadislerin zayifligi, sahihligi, hasenligi, mevzu'lugu üzerinde dururken ve bunlari ilimleriyle ortaya koyarlarken ilm-i ledün'den yararlanan olmamislardir.
Akaid alimleri ve diger alim ve dini ilim dallari da ilimlerinde ilm-i ledün'den yararlanan olmamislardir...
Su zaten aciktir.
Ledün ilminden yararlanarak mes'eleyi vüzuha kavusturdugunu söyleyen birine, delilin nedir diye soracak olursaniz, somut manada söyleyecegi hic bir sey yoktur..
Sadece, özel bir durumla (kesif, keramet vs..) bu mes'ele bana su sekilde bildirildi diyecektir... Baska da diyebilecegi bir sey yoktur..
Onun icin ilm-i ledün'ü sadece ve sadece tek bir istisnasi yoktur ve enteresandir, Tasavvuf bu ilmi kullanan olmustur... Hatta Tasavvuf'un olmazsa olmazi da olmustur bu ilim....
Seyhlerini öve öve bitiremeyen müridlere bir kulak kabartiniz hic somut manada agizlarindan cikan bir söz var midir.. Hep keramete, rüyaya, ilhama, ledünne dayanan sözler ve cümleler.. Seyhler ledünne üstündür, ledünne anlam kazanirlar...
Bunlari bir tenkit olarak ifade etmiyorum, sadece ledün ilminin kimler tarafindan kullanildigini ifade ediyorum...
Düsünün:
Bir mürit seyhinin ledünne mes'elelerini cözdügüne inansa,
O seyhin durumu, o seyhe inanis müritte nasil yansir düsünebiliyor musunuz..?
Onun icin maal esef tasavvuf aleminde cildiranlar da olmustur bu manada ve söyle de demislerdir;
Peygamberler zahirle, seyhler (evliya, veliler) batinla hareket ederler ve seyhlerin isleri bu baglamda daha zordur ve dolayisiyla seyhler (veliler) Peygamberlrden de daha üstündürler..
Ben normal görüyorum böyle sözleri... Siz veliye Ledün'le kutsallik verirseniz geleceginiz yer de burasi olacaktir...
Naksibendi bir seyh, ismini vermeyecegim uygun olmaz, hatiratinda bir olayi bizlere söyle anlatir..
Bana müttebi olan bir müridimi denemek icin söyle bir soru sordum ve bu sorularimi da her müride yaymaya calistim, sinamak ve denemek amaciyla.
Falan'i öldür desem, öldürür müsün? Yani masum biri, masum bir insan bu..
Ne demek ya seyhim, öldür de aninda öldüreyim... Bunu bir cok müridimde denedim hic bir aykiri cevap alamadim, istisnasiz bu gibi cevaplar verdirler...
Bu cevaplar karsisinda dergahima hic gecemedim, gece ve gündüz evimde yalniz kalarak bunu düsünmeye calistim... Haram olan, günah olan bir seyi istiyorum müritlerimden neden biri Seriat'in hükmüne göre karsi cikan olmuyor, neden beni azarlamiyor, neden bana bagirip cagirmiyor neden beni Kur'an'la, ayetlerle, hadislerle tahdit etmiyor neden benden uzaklasmiyor, neden bana seyhim kendinde misin, sen iyi misin demiyor vs..
Gece ve gündüz bunlari düsündüm.. Agladim, sizladim, bu gidis ve bu terbiye metodunun yanlis oldugunu düsündüm ve o elbiseyi cikaran oldum diyor..
Cidden bunun üzerinde durulmasi gerekkir..
Hic kizmayalim ve darilmayalim, bu camiada olay bu sekildedir..
Yani veliler böyle seyler istemez diyeceksiniz, haklisiniz ama istedikleri takdirde de canla basla da karsi cikis yok... Neden yok ben bu inceligin tarafimdan bilinmesini istiyorum hakli degil miyim?
Ve bunlar adina tasavvuf kitalarinda bol bol "HIKAYELER" vardir.. Baska ne olacakti ki... Ledün'ün oldugu yerde ne yazi, ne duyu organlari ne de somut bir referans vardir...
Onun icin Islam alimleri falan da böyle bir ilimde olsa bu ilim muhataplari degil sadece var olani baglar demislerdir... Bu da cok önemli bir tesbit...
Bugün Iran'daki Ayetullah'larin (dini imam, önder) durumu bu sekilde hayatiyet bulmustur... Ledünni olarak Allahü Teala tarafindan ümmete atanmis imamdirlar... Onlara inanmak farz oldugu gibi onlarin masum ve günahsiz oluslarina da inanmak farzdir...
Hz.Ali'nin Peygamberimiz'den sonraki imamligi da "ledün"le alakalidir... Peygamberimiz'den sonra onun yerine sadece ve sadece Hz.Ali gecmeliydi, ki bu atama Allahü Teala tarafindan gerceklestirilmistir...
Ben hacca gittgim zamanlarda Iran hacilarini da ziyaret etmisimdir ve bilebildigim Arapca'yla onlarin Arapca bilenleriyle bu mes'eleyi canli canli konusmusmdur ve ledün'den dolayi, Hz.Ebubekir'e ve bilhassa da Hz.Ömer'e nasil dis bilediklerini de iyi bilirim..
Aslinda benim derdim, siileri, sialari falani filani kötülemek degil, asla beni yanlis anlamayin, "ilm-i ledün"ün insanlari, inanislari ne hale getirdigine bir bakiniz.
Ben burada yazinca bazi kardeslerimiz deger mi gibi kelam ediyor, degmez haklisiniz da bakiniz nasil böyle bir ilme sarililiyor da falani filani bundan dolayi tenkit ediliyor, en güzide sahabiler de dahil.. Degil mi..?
Tekrar ifade ediyorum, sia ve sii sadece ve sadece Batin'dan, Ledün'den beslenir...
Allahü Teala'nin, dünyayi, semayi, arzi, Hz.Adem'i, Hz.Havva'yi nasil ve nicin yarattigini onlarin önce Cennet'e koyuldugunu orada nasil yeryüzüne indirildigini Kur'an'inda onlarca somut, delilli ve mutlak ilmiyle anlatmasina ve yer vermesine ragmen,
Bu ayetler görülmüyor da,
Kutsi bir delil bunlarin önüne gecirilerek birilerince falan gercek(!) bizlere ifade ediliyor..
Iste ledün anlayisi böyle bir sey...

NETICE:

Ledün ilmi tasavvufcularin kullandigi bir ilimdir. Bazilarinda bu ilim vardir, inkar etmiyorum, asla... Yanlis anlamayiniz..
Ama alimlerimizin su tesbitini de hic bir sekilde kalbimden cikaran olmuyorum:
"Bilen'i baglar...!!!"

Allah alimlerimizden razi olsun...
 
Moderatörün son düzenlenenleri:
Konu başlatan Benzer konular Forum Cevap Tarih
M İslami Köşe Yazıları 0
nides İslami Köşe Yazıları 6

Benzer konular

#3
Serbestsin... Ister kahkaha at.. Isterse baska da bir sey... Yani... Ne diyeyim...
Senin yazin bana asla ayna olmaz..
Istemiyorum da..
Kur'an'dan..
Hadis'ten..
Islam Fikhin'dan paylasirsan onlar ayna olabilir...
Senin sofistik, ne idügü belirsiz, söylediklerinin ayagi yere basmayan seylere inanacak kadar da aklimi zayi etmedim...
Vahhabileri, Yezid'in soyu yapan "echel" sen degil misin?
Ki bunu da neden söyledigini biliyorum..
Arabistan'da ve diger Güney'deki Islam Devletlerinin basinda bulunan Kraliyet Hanedanlarini, Zalimlerini, Tagutlarini, Despot ve Zindiklarini "Vahhabi"lerle karistirman...
Kalp gözün acik(!), beynin ve aklin kapali durumda ise, senin de gelecegin nokta budur...
Iyi gelmeler ve gitmeler sana...
 
#4
o satırlar senin bana yazdığın yazı . yazdıklarına bakda ibretal dedim ama yazdıklarınıda hatırlamıyorsun ben . hiç kimsenin düşünce ve fikrine öyle kaba bir uslup kullanmam. ben sana yazmışım gibi davranma yazdıklarına sahip çık .
 
#5
Benim kendime göre fikir dünyam olmaz Islam ila alakali... Ben alimlerimizin kitaplarda zikrettiklerini kendi cümlelerimle ifade ettim...
Hanefi'yim ama Hanefi pazarliyicisi degilim... Ikisi arasinda daglar kadar fark var..
Ama sen maal esef pazarliyici konumundasin...
Öyle olmak da zorundasin... Aksisi sözkonusu olmaz zaten...
Ledün dünyan zahir dünyandan öndedir fersah fersah...
Bu yaziyi ben sana falan yazmadim..
Sadece konu paylasimiydi...
Allah yolunu acik etsin..
Ben yazayim sen kahkaha at...
Iyi gülmeler...
 
#7
Peygamberimiz'in fiili yaşantısında "ilm-i ledün"ü kullanarak muhataplarını ilzam ettiği tek bir örnek var mıdır...?
Mesela, ilm-i ledün nerelerde kullanılır, kullanan var mı ve ledün ilmine göre hayatını tanzim eden var mı...?
Tekrar ifade ediyorum,
Tasavvuf'un ortaya çıkışıyla beraber böyle bir ilmin olduğu ifade edilmiştir...
Ve bu ilmi de sadece Tasavvufçular kullanmıştır...
Başka da kullanan yoktur...
Ledün ilmi muhatabı ilzam etmez...
Keramet gibi...
Ledün ilmi üzerinde konuşmalar insanı korkutuyor... Ona bağlılık... Ona inanç insanı korkutuyor... Ama bu döngü de sadece tarikat müntesipleri arasında cereyan eden bir döngüdür... Böyle olunca da biraz rahatlıyorum...
Bir yerde çay içiyoruz... 6,7 arkadaşız...
Bir yerin sofileri de masamızın etrafında... İçlerinden biri yarıya inen çaylarımızı bardaklardan birbirine dökerek tamamını karıştırdı...
Ben de dayanamadım... Neden böyle yaptınız dedim.. O da dedi ki nefsimizi körlüyoruz... Ben de elbette mü'min'in artığı mü'mine şifadır işin doğallığı bağlamında birbirimizden arta kalan yemekleri tüketiriz dedim ama durup dururken çaylari alıp karıştırmanın ne dediğimle bie alakas vardır dedim ne de bunun nefis terbiyesiyle bir alakası vardır... Elinizde ve elimizde Kur'an var O'nunla birebir diyalog içersinde olun ve olalım dedim nefislerimizi inşallah terbiye ederiz dedim...Orada da ne bileyim ben 25, 30 senelik bir sofi varmış... Söylediklerimde hoşlanmadı ki masayı terketti.. Oradakiler dedi ki dikkat et o 30 senelik sofi ve dersli ve ders de veriyor sana nazar ederse (ledün'den) oturduğun yerden kalmazsın çarpılırsın dedi..
Ben de dayanamadım, sizin 30 senelik sofi üstadınız zaten çarpılmış dedim görmüyor musunuz... Hiç konuşmuyor ruhuyla bakıyor ve konuşuyormuş baksanıza dedim.. Onlar da kalktılar masadan biz tek kaldık çaylar da bardaklar da öyle yarım kaldı...
Yani siz masumca bir şeyler yazıyorsunuz ama tarikat içi disiplininde ledünne yüklenişen mana çok daha farklıdır... Dişarıdan göründüğü gibi değildir..
Bir de Şii'likte ve Şia'da bu gibi ilimlere inanmak FARZ'dır ve bu ilimler muhataplarını da ilzam eder...
Sizler normal görebilirsiniz bunlar çok tehlikeli şeydir...
Alimlerimiz...
Ledün olsun,
Keramet, ilham, keşif, rüya olsun...
Bunlar sadece şahısları bağlayacağı hiç bir şekilde muhatapları bağlamayacağı üzerinde durmuşlkardır..
Elbette bu haliyle birilerinde böyle bir idrak yetenek ve bilgi vardır ama bunun benim için hiç bir anlamı yoktur "haktır"lıktan başka...
Lakin tasavvuf disiplininde bütün bunlar şeyhte sadır olursa onun mümtesiplerini de ilzam edeceği bir gerçektir..
Yazılar olması gerekeni zaten ifade ediyorlar...
Ama uygulamalar...?
Arada dağlar kadar fark vardır...

NOT:Tasavvuf derken... Şiiler tarafından ilk defa ortaya atılmıştır... (ılmi ledün ilmi zahir ayırımı) Tasavvufun en doruklarda yaşandığı yer İran'dir...
 
Moderatörün son düzenlenenleri:
#8
Ben ledün ilmini inkar eden olmadım ki... Neden yanlış anlıyoruz...
Lakin ledün ilmi varmış ya da yokmuş yani ledün ilmi ile Allah'ın bana yüklediği bir mükellefiyetlik, sorumluluk yok ki..
Benim itirazım sanki mükellefiyetlik varmış gibi ledün'ü pazarlamak... Buna karşı çıkıyorum..
O arkadaşı bilemiyorum ama ifadeleri Şia'nın ifadeleri ve anlayışına benziyor, olabilir benim için hiç bir mahzur yoktur...
Lakin Şia'da o ilim ile ortaya konulan ilim ya da hüküm "FARZ" mesabesindedir...
Allahü Teala Peygamberden sonra Hz.Ali'yi imamete geçirmiştir... Bunu farz görürler ve Başta Hz Ebubekir, Hz Ömer ve Hz Osman olmak üzere onlara karşı haşa küfür mesabesinde tenkitler savururlar... Çünkü batınıyyeye iman onlarda farzdır vahiy gibidir.. Açıklama yapıyorsunu sağolasınız da muhatabın inancını da görmelisiniz bu konuda...
Bir de şu vardır..
Hz Peygamber'in bir takım gizli ilimleri Hz Ebubekir'e gizlice öğrettiğidir...
Safsata ve tamamen uydurmadır...
Gizli ilmi öğreten hayatında da onu bir muhatabına uygulardı ya da bir muhatabın mes'elesini çözerdi..
Saygılar..
 

bekkain

diyâr-ı gurbet
Süper Moeratör
#9
Gece ve gündüz bunlari düsündüm.. Agladim, sizladim, bu gidis ve bu terbiye metodunun yanlis oldugunu düsündüm ve o elbiseyi cikaran oldum diyor..
Cidden bunun üzerinde durulmasi gerekkir..



bu cümlelerinizden anlıyorum ki suş, mürşitlerde değil, onları yükselten müridlerde...
yeri gelmiş sahabeler de Efendimizin bazı kurallarını sorguşamışlardır..bunu yaparken nefsinden mi yoksa bir yaet mi diye sorarlar. ama biz kullar ise ya o nurlu görmüyo musun deyip , baş tacı eiyoruz..Bir komşumla bu meseleleri konuşurken ,dediki, kaldığım yörede bir mürşit vardı, gelen cemaat aşkla kendinden geçerdi, onda bişi yoktu.ve ölüncede etrafında bir kur an okuyan bile olmadı...Bizler iki şeyi birbirine karıştırıyoruz, ilim adamına, bilgisinden dolayı hizmet etmeli, edepli olmalı ama o insana tapmamalı, sevgimiz sınırlı olmalı..Unutmamalıyız ki, hrıstıyanların hz. isa ya olanaşırı sevgileri onları doğru yoldan çıkarmıştır...
ha şurasıda var, eğer bir insanın verdiği bilgi veya anlattığı ilim, kurana hadise ters değilse bunda kötü birşey var mıdır?
 
#10
Allah razı olsun... Lakin müntesipler zahirle değilde batın yoluyla şeyhlere kazandırılmaya çalışıldığından suçluyu müntesiplerden daha çok birilerinde aramanın daha münasip olacağını düşünüyorum...
Saygılar..
Bu konular bitmez amacım Şia'da buna inanmanın imanın olmazsa olmaz şartı olduğudur...
Nezaketsizlikte de bulunduk yazılarımız da affediniz..
Bazi ifadeleri belki kaldramadım ondandır... Şahsıma yönelik olsa problem yoktu...
İslam gayet açık...
Kişiler nasıl mutmain oluyorlarsa öylece yaşasınlar...
Selamlar...
Kapattım...
 

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
381
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
2,465