• Teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız

Hicretin Gelini!

ZiLaN_21

Tecrübeli Üye
Silver
#1
Ve şimdi o annenin yavrusu susuz, perişan… İsmail bitkin, İsmail aciz. Dayanamıyor ana yüreği ve yola koyuluyor ayakları dağlayan çöl kumları üzerinde. Birini bulurum ümidiyle bir Safa`ya bir Merve`ye koşturup duruyor. Ama nafile. Çaresizce geri dönüyor yavrusunu bıraktığı yere. Beşerin çaresi tükenir ama Allah`ın (cc) çaresi tükenmez.



Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a, salât ve selam onun al ve ashabına olsun…
Müslüman kadın; toplum hayatının mihenk taşıdır. Müslüman kadın; bir toplumu yetiştiren, bir devletin ayakta durmasını sağlayan ve insanlığa en büyük örnekliği teşkil eden kişidir. Müslüman kadın; asil şahsiyeti ile bütün kadınlar için güçlü bir model sayılır. O, benliğiyle barışıklığın, varlığının özü ile bütünleşebilmesini başaran bir semboldür. Ve bütün bu özellikleri, Onun Allah’a (cc) bağlılığının ürünüdür.
Müslüman kadını yücelten, onu onurlandıran, ayaklarının altına Cenneti seren, onun imanı ve Rabbi’ne karşı kayıtsız teslimiyetidir. Bu teslimiyet konusunda Müslüman kadınlara örnek olan en büyük kadınlardan biri Hz. Hacer’dir.
Hz. Hacer; vahşetten uygarlığa, küfürden İslam’a, darlıktan genişliğe geçişin, bir ana ve bir kul olarak özveriyle yücelişin sembolü olarak görülmüştür hep!
Hicret kelimesi de kökünü O’nun isminden alır. Çünkü Hz. Hacer’in eylemi, hicretin asıl özünü anlatır. O, bu hicretiyle bütün kadınlardan ayrılıp yüce bir mevkie yükseltilmiştir. Nitekim Resulullah (sav); “Örnek muhacir, Hacer gibi davranandır.” (1) buyurarak, Onun hicretini örnek göstermiştir, hicret edeceklere…
Bu siyahî köle; hicreti ve hicretteki teslimiyeti ile şu âlemin en yoksul, en yalnızı iken, birdenbire farklı bir ışıkla aydınlatılacak ve kendisi bir ışığa dönüşerek, nurdan bir abide halinde, hiç ölmemek üzere pak yüzünü çevirecektir insanlığa…
Hicret
İbrahim (as) beraberinde oğlu İsmail (as) ve O’nu emzirmekte olan annesi Hz. Hacer’le yola koyuldu. Bu yolculuk ilahi bir takdirdi.
İbrahim (as) bir imtihandan diğer imtihana, bir destandan diğer bir destana yol alan yolcu gibi… Yüzünde merhametle hüznün, hüzünle teslimiyet’in birbiriyle kaynaştığı bir nefer gibiydi!
Hz. Hacer’in yüzü ise; şefkat ve teslimiyet duygularıyla güneş gibi parlamakta, gönlü ise; iman ve aşk ateşiyle yanıp kavrulmaktaydı. Nereye gideceğini bilmeden, eşine olan güven duygusuyla yürüyordu. Hicret mekânı, ilerde en kutlu mekân olacak olan Mekkeydi… Rahman, bunu takdir etmişti.
Ve gelinmesi gereken yere gelindi. Hicretin gelini Hz. Hacer, efendisi İbrahim (as) tarafından ilahi bir işaretle getirilip, kuş uçmaz, kervan geçmez, ıssız ve çorak Mekke vadisinde, kendisi gibi yalnızlığın sembolü olan Devha ağacının dibine bırakıldı.(2)
Hacer’in yanında bir kırba su, bir çıkın hurma ve bir de henüz süt bebesi İsmail (as). Hepsi bu…
İbrahim (a.s) Allah’ın (cc) takdirini gerçekleştirdikten sonra Filistin’e doğru yol aldı. Neden ve niçinler arasında boğulan Hz. Hacer, İbrahim (a.s)’in ardından seslendi: ”Ey İbrahim, nereye gidiyorsun? Bizi bu çölde kime ve neye bırakıyorsun? Burada ne görüşülecek bir kimse ne de sığınılacak bir yer var!” Fakat İbrahim (as) dönüp bakmadı. Dönemezdi arkasına İbrahim (as)… Bir yandan Allah’ın (cc) emri, bir yandan babalık duygusu ve kocalık sorumluluğu arasında bocalıyordu. Dönseydi eğer, onları o halde bırakmaya gönlü razı gelmezdi ve böylece Allah’ın (cc)emrine karşı zafiyet göstermiş olacaktı.
“Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden Allah’a yönelen birisiydi.”(Hud / 75)
İtaatkâr eş Hacer ikinci kez sordu: “Bizi burada bırakmanı sana Allah mı emretti?” İbrahim (as) bakışlarıyla: ”Allah emretmeseydi canımdan çok sevdiğim oğlumu ve seni burada bırakır mıydım?” diyordu adeta Hacer’e… Ancak, sözlü olarak sadece “Evet” dedi.
O esnada Allah (cc) Hacer’in gönlüne şöyle ilhamda bulundu. “Sen ey Hacer! Teslimiyet ve tevekkül timsali, aşka olan inancın ve tevekkülün büyük galibi! Benim himayem altındasın. Ben sana, çocuğuna, rızkına ve geleceğine kefilim.” Demiştir. (3)
Bu cevap ile bakışları değişti Hz. Hacer’in. Bu cevap ile yüreğindeki korku ve endişeden uzaklaştı ve İbrahim’in de yüreğini serinletircesine: “Mademki Hak Teâlâ’nın emri ile geldin buralara, var şimdi nereye istersen git, razıyız. Her halükarda Allah bizi korur. O bize yeter.” (4) diyerek Rabbine katışıksız olarak teslim olanlardan oldu.
Ve dönüp gitti İbrahim (as). Oradan uzaklaşınca ellerini açıp, Rabbine şöyle niyazda bulundu:
”Ey Rabbim, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında, ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim. Rabbim, dosdoğru namazı kılsınlar diye yaptım, böylelikle sen, insanların kalplerini onlara ilgi duyar kıl…” (İbrahim /37)
Teslimiyetin en büyük örneği, Allah’a (cc) bağlanışın sembolü olan bu kadın, kızgın kumlarla kaplı çölde ne yiyeceğini ve ne içeceğini düşünmemiş, başını sokacak bir ev bile istememişti kocasından. Ömrünün geri kalan kısmında Rabbine karşı mutlak bir teslimiyetle teslim olmuştu. Allah-u Teâlâ buyuruyor ki:
“Kim Allah’a güvenirse, Allah O’na yeter.” (Talak /3)
Allah’ın iradesine teslimiyet, insanların iradesine karşı bağımsızlık demektir. Hz. Hacer öyle bir teslim olmuştu ki kızgın çöl kumları arasında çaresiz ve yalnız kaldığı anda şeytanın verdiği vesveseleri def edip onu yalnız bırakmayan Rabbine sığınmıştı. Hacer, imtihana müptela kılınmıştı. O, şimdi oğlunun açlığı ve susuzluğuyla imtihan oluyordu.
Hz. Hacer, teslimiyet adına; oturup gökten su istemenin, ekmek dilenmenin Sünnetullahta yerinin olmadığını çok iyi bilen öncü, rehber bir kadındır.

Hacer denilince; akla, vahye itaat eden bir kadın gelir.


Hacer denilince; akla, kocasına itaat eden bir kadın gelir.


Hacer denilince; akla, yavrusuna bakması gerektiği gibi bakan bir anne gelir.


Ve şimdi o annenin yavrusu susuz, perişan… İsmail bitkin, İsmail aciz. Dayanamıyor ana yüreği ve yola koyuluyor ayakları dağlayan çöl kumları üzerinde. Birini bulurum ümidiyle bir Safa’ya bir Merve’ye koşturup duruyor. Ama nafile. Çaresizce geri dönüyor yavrusunu bıraktığı yere. Beşerin çaresi tükenir ama Allah’ın (cc) çaresi tükenmez. Beşerin elinden geleni yapması kaydıyla naçar/ çaresiz kaldığı yerde Allah (cc) çare gönderir. Nitekim öyle de oldu. Oğlunun öldüğü düşüncesiyle dönerken, gülümser bulur yavrusunu. Ayağının ucunda berrak bir su ile… Zemzem…


“Zemzem; alın teridir, yürek teridir, zihin teridir.


Zemzem; ab-ı hayattır.


Sa’y bitiş, zemzem başlangıçtır.


Sa’y emek, zemzem ödüldür.


Sa’y dünya, zemzem ahirettir.


Sa’y Salih amel, zemzem cennettir…” (5)


Rahman tüm Müslüman kadınlara Hacerî teslimiyetin karşılığında ödül olan zemzemi nasip etsin inşallah…


Nisanur Dergisi



Dipnotlar:

1. hac/ali şeriati s.46
2.buhari/ehadisul enbiya 9
3.hac/ ali şeraiti s.71
4.ibnu’l esir 1/97
5.karataş/ hz. Sara ve hacer s.106