Haftanın tartışması : Yalan Konuşmanın Faydaları

El-Emin

Tecrübeli Üye
Administrator
#1
Konuya katılmak isteyen kardeşlerimiz, noktalama işaretlerine ve yazım kurallarına uygun olarak yazmanızdan dolayı çok memnun oluruz.
Her 2 cümle sonuna ... (nokta nokta nokta) Sürekli satır başı bırakmak Türkçeyi katletmektir.


Aşağıda konuya giriş yapılmış olup, konuya girişi değil toplum içerisindeki var olan hatalar yada kendimizde var olan hataları göz önünde bulundurarak eksilerini artılarını yazalım. Varsa hepimizin bir hatası düzeltmeye çalışalım.


Yalan konuşmak da bir sanat değil mi?
Herkes yalan söylüyor olabilir, bu bir şüphe değil. Birisi bize saat sorduğunda 3 ü 14 geçtiği halde 3 ü 15 geçiyor diyoruz. Halbuki bir müslüman 3 ü 14 geçiyorsa saatimiz o saati söylemeliyiz.

Yalan söylemek bir sanat olduğu gibi aynı zaman da bir hastalıktır.


Biz konuya giriş olması açısından bu cumleler ile girişimizi yapalım, üye arkadaşlarımız da devam etsinler, ziyaretci kardeşlerimiz de takip edenler varsa okusunlar. Hepimiz istifade edelim.
 

Benzer konular

El-Emin

Tecrübeli Üye
Administrator
#2
Sanırım herkes halinden memnun yalan konuşanları seviyorsunuz.
Laylaylom yaşayalım o zaman, kes kopyala yapıştır mantığı ile çok yere varırız arkadaşlar.
Kimsenin bu konuda diyeceği yok mu yani.

Arkadaşlar sizler bildiklerinizi söylemek zorundasınız.
Müslüman bildiğini tebliğ etmeli, faydalı olarak islama hizmet etmeli çünkü müslüman MACBUR dur buna. Yoksa imanından şüphe edilir. Bunu ben değil alimler söylüyor.
 

kocak

Acemi Üye
#3
Selamun Aleyküm..
Yalan mü'minlerin yapmadığı bir iştir. Bir kere yalan konuşmak sanat değildir. Yok illa sanat ise de çok kötü bir sanat olur. Yalan konuşmak bana göre hürriyetimizi karşı tarafa vermektir. Esaret altına girmektir. Yalandan beklenen menfaat aslınsa zehir zakkum olarak sahibini yer bitirir de kişi bunu sonradan fark eder. Günlük işlerimizde hani küçük yalanlar deriz ve bunu masum görür ve gösteririz ya! buda çok tehlikelidir. Yalan insan da şeref bırakmaz onur bırakmaz.

Gelelim benim yalanlarıma.. Allahı, peygamberi seviyorum diyorum ama benden istenen sevgime şahitlik yapacak salih amelleri ortaya koyamıyorum. Seviyorum diyorum, on'dan gafil yaşıyorum. Sevdiğim konusunda galiba kendimi kandırıyorum henüz sevgi tam manasıyla oluşmadı ama ümidim var olacak. Bu tür yalanlarla sanırım burdaki bütün dostlarımın da başı belada. Allahım bize seni sevmeyi öğret.. Amin.
 
K

kurt26

Misafir
#4
O KOYU BİR YALANCI OLDUĞU HALDE, BU SEFER DOĞRU SÖYLEMİŞ

hadis
"Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) beni Ramazan zekatını muhafazaya tayin etmişti. Derken kara bir adam gelerek zahireden avuç avuç almaya başladı. Ben derhal kendisini yakaladım ve: ""Seni Resûlullah(aleyhissalatu vesselam)'a çıkaracağım"" dedim. Bana: ""Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda olduğum çoluk-çocuk var, ihtiyaçlarım cidden çoktur, şiddetlidir"" dedi. Ben de onu salıverdim. Sabah olunca Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):


-Ey Ebu Hüreyre! Dün akşamki esirini ne yaptın? diye sordu. Ben:

-Ey Allah'ın Resûlü: Bana şiddetli ihtiyacından ve çoluk-çocuktan dert yandı. Bunun üzerine ona acıyarak salıverdim, dedim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

-Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin olsun, o tekrar gelecek! buyurdu. Bu sözünden anladım ki, herif tekrar gelecek. Binaenaleyh onu beklemeye başladım. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya başladı. Ben de derhal yakaladım ve: ""Seni mutlaka Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a çıkaracağım"" dedim. Yine yalvararak: ""Beni bırak, gerçekten çok muhtacım, üzerimde çoluk-çocuk var, bir daha yapmam"" dedi. Ben yine acıdım ve salıverdim.

Ertesi gün Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

-Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptın? diye sordu. Ben:

-Ey Allah'ın Resûlü, bana ihtiyacından çoluk-çocuğundan dert yandı. Ben de acıdım ve salıverdim, dedim. ""Ama"" dedi, Resûlullah: ""O yalan söyledi fakat yine gelecek.""

Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve zahireden avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp:

-Seni mutlaka Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka gelmeyeceğim deyip yine de geliyorsun, dedim. Yine bana rica ederek şöyle söyledi: ""Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın"". Ben:

-Nedir bu kelimeler söyle! dedim. Bana dedi ki:

-Yatağa girdin mi Ayetü'l-Kürsi'yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafız bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana şeytan yaklaşamaz dedi. Ben yine acıdım ve serbest bıraktım.

Sabah oldu, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): ""Dün akşamki esirini ne yaptın?"" diye sordu. Ben:

-Ey Allah'ın Resûlü, bana birkaç kelime öğreteceğini, bunlarla Allah'ın bana faide ihsan buyuracağını söyledi, ben de kendisini yine serbest bıraktım, dedim. Resul-i Ekrem (aleyhissalatu vesselam):

-Neymiş onlar? dedi. Ben:

-Efendim, döşeğine uzandığın vakit Ayetü'l-Kürsi'yi başından sonuna kadar oku. (Bunu okursan) Allah'ın koyacağı bir muhafız üzerinden eksik olmaz ve ta sabaha kadar şeytan sana yaklaşmaz! dedi, cevabını verdim.

Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunun üzerine: ""(Bak hele!) o koyu bir yalancı olduğu halde, bu sefer doğru söylemiş. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?"" dedi. Ben:

-Hayır! cevabını verdim.

-O bir şeytandı buyurdular."

kaynak
Buhari, Vekale 10.
 

kocak

Acemi Üye
#5
Bilmiyorum bilmiyorum bazen korkulara kapılıyorum. Elimden geldiğince yaşamaya çalıştığım emirleri korkumdan yapıyorum. Korku hali daha fazla bende bu sıralarda. Öümden çok korkuyorum her duamda Allahım bana zaman ver kendimi hazırlamak istiyorum işimi kolaylaştır diye yalvarıyorum. Dünya sevgisini içimden söküp atmak istiyorum bunun üzerinde kendimce çalışıyorum. Sabırlı olmak istiyorum onun üzerinde çalışıyorum. Bana çok zaman lazım bu meseleleri halletmem lazım Allahım. İmanım kemale ermeden canımı alma diye yalvarıyorum.

Bazen çoşkulu zamanlarım da oluyor elbette. Gözüm hiç bir şeyi görmez seviyorum seni diyebiliyorum. Ama bu gerçekmidir yoksa avunmamıdır tam olarak anlamış değilim. Fıtrı sevmek dediğiniz her insanda var ise bende de vardır eğer o sevmek sevmek ise evet bende seviyorum.

Gerçekten sevmek çok acayip bir şey olmalı.. Sevdiğini fark edebilmeli ki sevebilsin. Bu fark etmekten kastım onu iliklerine kadar hissedebilmek diyeyim. Ya da sevince insan kendinden geçmeli gecesini gündüzünü ona vermeli seve seve. Sarhoş gibi olmalı yada..

Esrar tiripleri bilirmisin bilmiyorum. Bazen sevgi hülyalarına dalar içenler. Hafif bir müzik eşliğinde ince ince dumanı çeker ve sevgilisini düşünür dalar bir aleme. O kadar datlıdır ki o hal aman beni kimse ayıktırmasın aman benis evgilimden kimse ayırmasın diye tenhalara atar kendini. Tabi ayıkınca işler değişir ayrı konu. Söylemek istediğimi anlatabiliyormuyum acaba.. Bu sevmek çok başka bir şey olmalı. Namazımı kılıyorum demekkis eviyorum. Orucumu tutuyorumd emekki seviyorum! böyle değil bu galiba. Daha öte bir şey bu. Daha başka bir şey.. Bilmiyorum Allahım bana sevmeyi öğret .. Amin..
 

bekkain

diyâr-ı gurbet
Süper Moeratör
#7
bir abimiz demişti ki, kuran nefisini kınayanın üzerine yemin ediyor..ne mutlu devamlı nefsini kınayana...
yorumları okuyunca bunu yazmak içimden geldi...

yorumlara bakınca tartışma konumuz nedir yalanın faydaları.
yalan ,yalan söyleyen kişi için bir mutluluktur, işlerin yolunda gitmesini sağlayan bir kolaylıktır.zorluklara karşı verilen bir cevap, başetmedir. olmak istediğidir bazen. Yalan hayatımızın vazgeçilmezidir. bu yüzden beyaz yalanlar çıkmış. güya böyle yalanı normalleştirdiler.o kadar da olur canım ,der durur olduk.
Ama Rabbim uyarıyor:
Niçin yapmayacağınız şeyleri söylersiniz....der ve devam eder. Devamınıda siz bulun artık.

bunlar kişinin kendisinde varolan özelliklerdir faydalarıdır diye düşünüyorum..
birde çevresi tarafından zorla yalanın içine sokulmaya çalışanlar var..Etrafındaki kişiler meraklıdır ( akşam duadan sonra kısa sohbeti dinleyince kendi üzerime aldımda :)) Ve devamlı soru sorar, kişi cevap vermek istemez, cevap vermedikçe üzerine gidilir. Karşıdaki kişi ise cevap verse bir bela vermese bir bela şeklinde ne yapacağını düşünürken ,bir yola girer. burda acaba suçlu söyleyen mi, söyleten mi.. kardeşimizde dediği gibi merak konusunu Rabbimin kelamında kullanmamız gerekirken boş işlerde kullanır olmuşuz.
Bizden gören yeni nesilde bizi takip emektedir.. evladım niye yalan söylüyor diye hiç üzülmemeliyiz.
ufak şeyler dediğimiz yalanlar birikir ve bir bakarız hayatımızın her aşaması yalan olmuştur...
Rabbim her halimizn ,ağzımızdan çıkan her sözün kaydedildiği bilince yaşamayı bizlere nasip etsin...

(alışmışımda ,devamlı üç nokta koyuyom yaw...ama benim üç noktamdaki, kasıt, zihnimde çok şeyler varda, kaleme alamıyom şeklinde noktadır ::))
 

nides

Acemi Üye
Silver
#8
Yalan insanı kahreder,hem bu dünyasını hem ahiretini mahveder.Dünyada senin yanında gördüğün insanları bir süre sonra kaybedersin.Doğruluk insanı iyiliğe götürür.Dünyada mesut bahtiyar yaşamanı sağlar.Ahirette ise seni cennete çeker.Yalan ise fücura,fücur ise cehenneme çeker.

Yalanın sanatı olur mu? Evet bazı insanlar üzerinde o öyle bir sanattır ki kendi yalanına bile inanır.Onun doğrultusunda yaşar.Sözle çıkardığı fitneden hiç rahatsız olmaz ve pervasızca mütemadiyen yalanlarına devam eder.Bunu büyük bir ustalıkla yapar.Belki de yaptığını zanneder.Ama yalanı dönüp dolaşıp ayağına dolanır da yine de vazgeçmez.Çünkü bunu sanat haline getirmiştir,yaşam biçimi yalan ütüne kurulu bir hayat sürdürmektedir.O öyle bir fitendir ki insanları da birbirine düşürür.Bunu yaparken zevk alır.Hem kendini ateşe atar hem insanları birbirine düşürerek onların da haklarına girer ve bu insanları da gıybet kazanının içine atarak günaha girmelerine vesile olur.Dolayısıyla zararı sadece kendine değildir.Etrafındaki fitneye verdiği insanları da günaha sokar.Yalanın hiç bir zaman faydası yoktur.Sadece olduğu zannedilir.

Yalan insanın yuvasını da yıkar ki bunu çok yakınımda yaşadım.Hem kendini,hem çocuğunu,hem eşini zelil etti.Ama ne oldu olan o masum yavruya oldu.Bu dünyada hem annesinden hem babasından oldu.Sevgi ve şefkatlerinden mahrum bırakıldı.Bir o tarafa bir bu tarafa derken çocuğun nasıl bir psikolojiyle büyüyeceği hesap edilmedi.Yarın Hak'kın huzurunda bunun hesabını nasıl verecek buna vesile olan.O masum yavrunun hakkını nasıl ödeyecek.Bu da ayrı bir yalanın yıkımı işte.Bir de bunun hesabını çekecek.Yalan söylediği için cehennem ateşine atılırken,ayrı ayrı söylediği yalanların derece derece hesabı sorulmaz mı? Heyyy gidi kendince iyi olur diye düşünerek üç kuruşluk dünyadaki nefsi yalanları söylediği için kendini cehennem ateşine iten insan ayıl bir kendine gel.Aklınla idrak et şu kısacık ömründe ayağına dolanan yalanlarından ders al.Al ki bu dünyanı zelil ettin,ahiretini kurtarma cabasına gir hiç değilse.


Mutlaka istemeden de olsa küçük yalancıklar olabiliyor.bunun gibi 3 ü 14 geçtiği halde 3 ü 15 geçiyor diyoruz.
Rabbim bunlardanda sakındırsın innşaALLAH.Sözlerimi peygamber efendimizin yalanla ilgili söyledikleriyle kapatmak istiyorum.Allah yar ve yardımcımız olsun.

Peygamber efendimiz, yalan söyleyenin ağzının bir taraftan kulağına kadar demir çengelle yırtılacağını, diğer tarafa geçildiğinde, önceki yırtılan tarafın iyi olacağını, sonra iyi olan tarafın tekrar yırtılarak bu şekilde kıyamete kadar, kabrinde azabın devam edeceğini bildirmiştir. (Buhari)

Bir kimse, Peygamber efendimize dedi ki:
- Bırakamadığım üç günaha tutuldum. Bunlar, zina, yalan ve içki.
Peygamber efendimiz de buyurdu ki:
- Yalanı benim için terket!
Adam, peki diyerek gitti. Bir günahı işleyeceği zaman, (Eğer bu günahı yaparsam, Resulullah sorduğunda, evet dersem suçum meydana çıkar. Hayır dersem, yalan söyleyerek verdiğim sözü tutmamış olurum) diye düşündü. Diğer iki günahtan da vazgeçti. (Şir’a)


 
Moderatörün son düzenlenenleri:

aysesemra

Acemi Üye
Silver
#9
Sanırım herkes halinden memnun yalan konuşanları seviyorsunuz.
Laylaylom yaşayalım o zaman, kes kopyala yapıştır mantığı ile çok yere varırız arkadaşlar.
Kimsenin bu konuda diyeceği yok mu yani.

Arkadaşlar sizler bildiklerinizi söylemek zorundasınız.
Müslüman bildiğini tebliğ etmeli, faydalı olarak islama hizmet etmeli çünkü müslüman MACBUR dur buna. Yoksa imanından şüphe edilir. Bunu ben değil alimler söylüyor.
Aslında buraya yazmayı hiiç kendime layık bulmadım kardeşim, utandım yazamadım taaki senin şu mesajını görene dek..
ve bir kardeşimin daveti ile yazayım cahil dilime ne gelirse bildiğim kadar .
Kardeşlerimiz ne kadar güzel yazmışlar münafıklığın alameti belkide mümin olma derdi çeken bizlerin en korkması fersah fersah ardına bakmadan kaçacağı bir hal olsa gerek Allah muhafaza münafıklık.

Hani dilimize doladığımız Allah için sözü var ya harcadığımız,hiç kıymet değerini idrak edememşiz ki savuruyoruz cömertçe sağa sola
Neyi Allah için yapmışsın , beğenilmek , anlık da olsa takdir edilmek,sevilmek için yaptığın işler paylaşımlar, bir aciz kul tarafından , bunun neresinde Allah için olan kısmı nerede, bu benim için çok büyük bir yalan hemde kulun Allahı da anarak hem kendine hemde etrafındakilere yaptığı en büyük edepsizlik .:(

Utandım ben yalan adına bir şeyler yazmaya Emin kardeşim çok utandım arınamadığım yalan hallerim aşikar iken utandım yazmaya
Efendimizin bir çocuğu yanınıza çağırırken ,gel bak sana ne verceğim diye bile kandırmayın deyişi yakar ciğerimi kaç defa aldattım acaba küçük kuzuları hayal kırıklığına uğrattım , saf temiz yürekli kardeşlerimi ne kadar acıttım acaba...

Bizim olmayan yürek yangınlarını burada forumda kimin için paylaşıyoruz yada bu alıntı diye yazıldığında kaybımız ne olur ki ,
Yalan haller ile bizde olmayanı varmış gibi göstererek aslında kimi kandırmış oluyoruz ki..!kendimizden başka
Yazalım ama yüreğimiz kadar olanı ne varsa o kadarını işte; yoksa bu anlaşılıyor zaten tekrar tekrardan başka bir şey olmuyor ortada, sıkıcı çook sıkıcı bir hal alıyor, yada biraz yazmayı verelim kardeşim yani ara verelim her daim bir şeyler yazmak zorunda değiliz ki
bu da bir ibadette değil zaten Allah korusun burada ki geçirdiğimiz zamanın hesabını nasıl verelim hem yalancı bir bahara uyanmak hemde kimseye faidesi olmayan başkalarına faydalı oluyorum yalanına kendini inandırarak uyanılacak yalancı bir bahar dalsız
çiçeksiz, meyvesiz bir bahara uyanmak Rabbim ne kadar acı bir son ,cümlemzi muhafaza etsin inş..

Rabine karşı mahcup olmaktan sakınan utanan bir yürek ne kendi olmayan bir hale sahip çıkar nede yalana başvurur
Ondan daha çok utanılacak kim var ki...!
Kulu kandırdın ama o biliyor işte nasıl dökülüyor bu pervasızca edepsizce dilinden ne yapıyorsun o an yok ?mu sayıyorsun Allahı
nasıl unutuyorsun her daim gördüğünü izlendiğini nasıl nasıl ?
Küçüğü büyüğü yok yalanın hepsi aynı kapıya çıkar ,edepsiz yüreğinde aldanır bu hatalara düşer..
Rabbim sana sığınıyorum istemiyorum yalancı bir bahar, açsın baki tarafa gonca gonca kimse zarar vermesin güllerime ,Rabbim yalancı baharın silinmeye mahkum boyalarından arındır yüreğimi boya rengine yürekleri giydir edep , hüzün elbiselerini
Kıymet bilmeyenlerden yalancı dostlardan uzak eyle beni ...

Ne gibi faydası olur ki yalanın ben bunu bilemiyorum hani hepimizce malum bir yuvayı kurtarmak adına vs. sarfdedilen yalanlar dan bahsetmiyorum .Yalanın talan ettiği viran kıldığı bir gerçek.

Edep sen olmayınca her şey noksan.......
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

voltaj

Acemi Üye
Silver
#10
YALANLA ABAD OLUNMAZ

Peygamber-i Zişan'a sorarlar: "Ümmetin içki içer mi ?" O: "İçer." der.
Peygamber-i Zişan'a sorarlar: "Ümmetin kumar oynar mı ?" O: "Oynar." der.
Peygamber-i Zişan'a sorarlar: "Ümmetin zina yapar mı ?" O: "Yapar." der.
Peygamber-i Zişan'a sorarlar: "Ümmetin yalan söyler mi ?" İşte o zaman hiddetlenir: "Benim ümmetim yalan söylemez." der. "Yalan söyleyen bizden değildir."

O halde gerçek ölçü budur. Yalandan soyutlanmış, yalanı soyutlamış, yalanı çıkar amacı olarak kullanmaktan içtinap eden bir ümmet mensubu olmak zordur, ama hayat da zaten zorluklar üzerine bina edilmemiş midir ?
Yalan üzerine bina edilen bir hayat, dar bir hücreden kainata kadar uzanası diyarlara yelken açar.
Yalan üzerine bina edilen bir hayat, bir andan başlayıp hatta bir ömrü ihata edecek boyuta ulaşır.

Bize tevdi edilen vazifemiz ise, dünyevi hayatı da yalandan uzak yaşamaya geyret etmektir.
Belki talihsız çoban gibi hayatımız yalan yüzünden kurta yem olmakla nihayet bulmayabilir; ama ocaklar söndüren, emekleri zayi eden, bir çocuğun hayallerini çalan başrol oyuncusu "yalan"dır.

Her ne kadar boyu fersah fersah uzansa bile, yine de "yalanın bacakları kısadır." O kadar ki "mumum yatsıya kadar yanması" nispetindedir. Dört üniversite öğrencisi sınava geç kalırlar, ama mazeret uydurmaları gerekir ki sınava kabul edilsinler. "Bindiğimiz arabanın lastiği patlamıştı." derler. Hoca oturtur her birini bir köşeye ve bunların sınavı için özel hazırladığı soruyu sorar: "Arabanın hangi lastiği patlamıştı ?"

Bunu bir yaşam biçimi haline getirenler için "kâr mı, zarar mı " noktasında inançlar ayrıştırıcı rol oynar. "Amaca götüren her yolu mübah" gören makyavelist felsefe, yeri geldiğince insanlığın zerresinden nasiplenmemiş bir görüntüyle arz-ı endam eder. Para kazanmak için maddi unsurlarda olduğu kadar, buna zemin hazırlayan manevi unsurlarda da "yalan" gerekirse baş tacı edilir. İnsan hayatının da bir kıymet-i harbiyesi yoktur bu minvalde; hele ki binlercesi bile heba edilesidir. "Yalandan kim ölmüş" anlayışının hakim olduğu çerçevedeki resim, bütün hınzır çehresiyle sırıtır. Avrupa'nın medeniyetin beşiği olduğu iddiasının temelinde de bunu milyonlarca defa sahneleyen sahteciliğin izlerini görmek mümkündür. Müslümanlardan korkusunu, çocuklarına "umacı" diye tanıtarak ve türlü masallarla "barbar" diyerek beyinlere işleyen bu korkakların en mühim silahı "yalan" değil midir ? Soykırımın âlâsını gerçekleştiren bu medeniyetsiz kültür yobazları, sömürü kültürünün temeline de bu "yalanları" yerleştirmemiş midir ?

Yalan bir sanatsa eğer, Avrupa bunu güzel icra eylemiştir. Aslında filmlerdeki sahneler bu güzel icraatın emsalsiz nümunelerini gözümüzün içine içine sokmaktadır. O zaman filmler bir "yalan" sanatı mıdır ? Filmler yalansa onları izlemekle bizler neciyiz ? Bu herhalde filmlerin senaryosuyla alakalı olsa gerektir. Yani "filmler masumdur, senaryo yalandır" noktasındaki bir düşünce masum mudur ?

Belki de senaryo masum, yazarı yalancıdır. Ya yazar da masumsa ?
O zaman dünya hayatı yalandır. Evet, evet. Belki de doğrusu budur.
Ne demişler:
"Mal da yalan, mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan."

Nitekim tasavvuf buna işaret etmiş: "Dünya hayatı yalandır, asıl ve gerçek olan diğer alemdir."

(Voltaj)
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
527
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
2,621