Facebookta Paylaştığımız İslami Resimler

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#11
10463957_508586832576477_6302486217616380934_n.jpg

Sükutun diline kement bağlayıp
Buhranlı ruhuma sessiz ağlayıp
Kendi hicranımı kendim dağlayıp
Susmak istiyorum mahşere kadar
Her susuşumda bir nida sakladım...
Sevdamı misk ile yuyup akladım
Beni duyacağın ânı bekledim
Susmak istiyorum mahşere kadar
Ölmeden tuttuğum ölümün yası
Kalplerde yer tutan mal ihtirası
Bana senden miras bu dil yarası
Susmak istiyorum mahşere kadar
 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#12

Haram yolla kazanılmış parayı sermaye olarak kullanıp, helal bir kazanca başlanırsa, yeni kazancın hükmü nedir? Alınan mal ve yapılan ticaret tamamen haram olur mu?

Değerli kardeşimiz;
Bir paranın gelirine göre karar verilir:

1. Faiz anlaşması yapmak haramdır.

2. Verilecek veya alınacak faiz de haramdır.

3. Kazancın yerine ve gelirine göre de paranın haram veya helal olduğuna karar verilir.

4. Ancak her ne olursa olsun haram yollarla kazanılan paralarda şüphe olur. Bu açıdan faizle alınan kredilerin tamamına haram denilmezse de faiz yoluyla alındığından haram bulaşmaktadır.

5. Bilerek de olsa günah işlemek tövbe etmeye engel değildir. Tövbe kapısının açık olması bizi günaha sevketmemelidir.

Bir mal veya para ne kadar harama bulaşırsa, o kadar haramdır. Bu açıdan gelirin tamamı haram ise tamamı, bir ksımı haram ise o kadarı haram olur.

Faiz karışmış sermaye ayrıdır, tamamı faiz geliri olan sermaye ayrıdır. Bankadan kredi çekerek sermaye elde etmekle sermayenin tamamı haram olmaz. Bankadaki paranın yalnızca faiz gelirlerinden oluşturulan sermayenin tamamı haramdır. Kredi kullanılarak oluşturulan sermayenin ise tamamı haram olmasa da haram karışmaktadır. Bunun oranı hakkında kesin bir şey söylemek ise zordur.

Hiç bir durumda faizli anlaşma yapmak caiz değildir. İster iş kurmak için, ister geçim sıkıntısından olsun faizli anlaşma yapılamaz.

Enflasyon miktarınca veya enflasyonun altında bir oranla dahi olsa faizli bir anlaşma yapılamaz.

Özetle, faizli bir muameleye girmek haramdır. Faizli kredi ile alınan evin veya iş yerinin tamamı haram olmaz. Tamamen de helal denilemez. Bu bakımdan faizli kredi ile alınan ev veya iş yeri için ödenen faiz oranı kadarı hayır kurumlarına veya fakirlere verilmelidir. Örenğin, 100.000 TL' lik bir evi kredi ile 120.000 TL. ye almışsanız, ödemiş olduğunuz 20.000 TL faiz kısmı kadar bir parayı fakirlere veya hayır kurumlarına bağışta bulunmanız uygun olacaktır. Ayrıca tövbe istiğfar etmek gerekir.

Tamamı, çoğu veya azı haram olan sermaye olsun, helal bir ticarete başlansa bu durumda yeni kazancın hükmü nedir? Her üç duruma göre ayrı ayrı hüküm ne olur?

Haram sermayenin bu üç şekliyle de olsa sonuç aynıdır. Mevcut haram sermayeyi hesaplayıp ayıklamak, sahibi varsa onlara iade etmek, yoksa fakirlere dağıtmak gerekir.

Nitekim, bu konuda İmamu’l-Haremeyn ve İmam Gazalî’nin verdiği bilgiye göre, gasp ettiği bir haram sermaye ile ticaret eden ve defalarca yaptığı bu alışverişten kazanç elde eden bir kimsenin durumu hakkında iki önemli görüş vardır. Esah olan görüşe göre bu kişinin yaptığı bütün muamele batıldır. Diğer (sahih olan) görüşe göre ise, bu kişi haram sermaye miktarını ayıklayacak geri kalan yeni kazancı kendi/helal malı olarak kabul edip kullanabilecektir. (Nevevî, el-Mecmu, 9/260-261)

İmam Gazalî’nin konuyla ilgili şu sözleri de konumuza ışık tutmaktadır:

“Bir kimse elinde bulunan gasp edilmiş/haram bir sermaye ile defalarca alışveriş edip kazanç sağlasa, bakılır; eğer alışverişlerde satın aldığı malların bedelini (mevcut olan haram parayı göstererek aldığı malın karşılığında o haram parayı vereceğini) söylemeden zimmetine alsa (yani, karşılığında belli bir miktar parayı tayin etmekle beraber, hangi paralardan ödeme yapacağını söylemeden malı satın alsa), daha sonra o haram paradan ödemede bulunsa, aldığı mal kendi mülkü olur ve helaldir. (Çünkü, malı satın aldığında onu zimmetle almış, yani karşılığında herhangi belli bir parayı tayin etmemiştir. Dolayısıyla bu alınan mal daha sonra vereceği haram malın karşılığı değil, kişinin zimmetine borç olarak geçmiştir). Ancak şüpheli bir maldır. Ondan uzak durmak takvaya daha uygun olmakla beraber, kullanılması durumunda haramdır da denilmez." (Gazalî, İhya, II/129)

Sonuç:

Faizli işleme bulaşmak haramdır. Ancak kendi ticaretiniz esnasında harama bulaşmadan helal ürünler satarak para kazandıysanız kazancınız helaldir. Kazancınızın haram olmayan bölümünden zekatınızı vermeniz gereken miktara ulaşıyorsa, zekatınızı vermeniz gerekir. Haram paranın zekatı olmayacağı için, helal ve harama duyarlı bir insanın yapması gereken, elinde bulunan haram parayı hayır murad etmeden ihtiyaç sahiplerine dağıtmaktır. Yani elinizdeki faiz gelirini, karşılığında sevap beklemeksizin fakirlere veya hayır kurumlarına verilmeli ve yapılan bu faizli işlemden dolayı da tövbe edilmelidir. Bu durumu bilerek (yani haram paranın haram olduğunu bilerek) harama rıza göstererek aynı işe devam etmek caiz değildir. Çünkü hiç bir haramın yolu helalden geçmez.

Zira İslam dini, bütün çeşitleriyle faizi yasaklamıştır. Bu konuda gerçek şahıslarla faiz akdi yapmakla, hükmi şahıslarla faiz akdi yapmak arasında fark yoktur.

Faiz gelirini kullanmak dinen caiz değildir. Ancak geçim sıkıntısı çekenler zarureten bu paralardan faydalanabilirler.

Faizle işlem yapan kurum ve kuruluşlara yatırılan paradan elde edilen faizin herhangi bir ihtiyaç için kullanılması caiz olmadığı gibi bunların zekatı da verilemez. Ancak ana paranın zekatının verilmesi gerekir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Bir büyüğümün zorlamasıyla, haram parayı almışsam bu parayı ne yapmalıyım?


Yıllık enflasyon oranınca faizin caiz olduğunu duydum, diyanetin bu yönde fetvası varmış doğru mudur?


Özel finans kurumlarına para yatırmak ve/veya buralardan kredi kullanmak caiz midir? Finans kurumları ile bankalar arasındaki fark nedir?

Günaha Karşı Tövbe...ALİNTI:Sorularla İslami yeten.

Selam ve dua ile...
 

m.eminokumus

Tecrübeli Üye
Silver
#14

Hayırlı sabahlar!” demekle başlamalı…Bütün âile, bu sabah da eksiksiz olarak hayırla gözlerini dünyaya açabildiği için şükürle dolu bir nefes almalı ve sonra yüzde tebessümler karşılık bulmalı...

Hayatın Vasiyetidir Bu Kalplere...
Hayatın Vasiyetidir Bu Kalplere...“Hayırlı sabahlar!” demekle başlamalı…Bütün âile, bu sabah da eksiksiz olarak hayırla gözlerini dünyaya açabildiği için şükürle dolu b...ir nefes almalı ve sonra yüzde tebessümler karşılık bulmalı.

“Hayırlı sabahlar!” demekle başlamalı…
Sabahın ilk ışıklarıyla îlan edilmeli hayırlı bir gün…

Bütün âile, bu sabah da eksiksiz olarak hayırla gözlerini dünyaya açabildiği için şükürle dolu bir nefes almalı ve sonra yüzde tebessümler karşılık bulmalı.

Kırgınlıklar varsa da zarflara koyarak göndermeli sonsuzluğa... Değerleri, kırık camların keskinliğindeki pencerelerden değil, yok olmanın keskin gerçeğinden bakarak anlamalı.

Bizi aynı çatı altında bir âile olarak dünyada kılan Yaratıcı’nın bir gün mutlaka göndereceği vedâ emri gelmeden önce, yüreğimizde dolaşan hüznü, kopup giden bütün sevgi parçacıkları ile toplamalı ve af ile karıp dikmeli tekrar gönle…

Konuşmalı sadece… Ertesi sabaha yapılan planların sahteliğinde değil, bugün aydınlanan günün dakikalarına sığdırmalı, anlatmalı sevdiğine sevdiğini… Gözler görüyorken, zihinler tanışıyorken herkes bilmeli, kalpteki yerini...

Soğuk ellere yaşlı gözlerle dokunarak uzun ayrılığı hazmederken, vicdan hesaplaşmalarından uzak olmak için aslında her şey…Kim bilir nerede hangi sevdiğinin sıkıntısı yüreğinde iken, hangi düşlerin peşinde giderken rûhunu teslim edeceğini bilmeyen insanoğlu, kırgınlığın dikenli hâtıralarından uzaklaşmalı. Ve dönüp ardına bakmadan kalbindeki bütün taşları gurur denizine fırlatmalı…

Milyarlarca rûhun arasından seçilerek muhatap kılınan her insan düşünmeli, niçin bu birliktelik? Eve gelen aynı ekmeğin sıcacık lokmalarını paylaşmak, gecenin ıssızlığından aynı çatı altında korunmak, akıp giden günün karmaşasından sonra her akşam tekrar ve tekrar aynı evde toplanmak, yani “âile olmak” boşuna olmamalı…

Yuva nîmetine sahip olan her fert için, bir başka dönmeli dünya. Seven herkes, kulağına küpe etmeli sonsuzluğu… Kaybetmenin tedirginliğinde kurulmalı cümleler... Ne de olsa yalan ya bu dünya, işte böyle içine işlemeli gerçekler...

İnsanoğlunun ötesinde, farkında belki de bütün kâinât… Çünkü bir huzur kapısı olmak, aslında her dört duvarın düşü… Mekânda değil, zamanda değil, çatıların altında mutluluk nağmeleri dinlenmesi tek isteği… Yoruluyor, yıpranıyor, acıyan, acıtılan her rûhun seyrinde öylece şâhitliğe hazırlanıyor.
Çok değil, kısa bir zamanı kalan hayatın vasiyetidir bu kalplere; her şeye rağmen sevmeli, mutluluğun hakkını vermeli… Adına “yuva” denen her yerde, cennet azıkları pişmeli…

Konu Devamı: http://www.islamisohbet.gen.tr/showthread.php/54379-DUA-Hoş-geldin-sefa-geldin-ey-sabah-ve-ey-yeni-gün-merhaba
 

Ziyaretçilerden Sorular

2
  • Cevaplanmamış Konu
Cevaplar
1
Görüntüleme
589
Ayşe Hatun
Cevaplar
0
Görüntüleme
2,694