Deccali tayyip erdoğan devirecek

cihadir

Acemi Üye
Silver
#1
· İnançsız Allah yok. Ve kimse bana hesap sormaz der.
· Kendini beğenmiş Rab be yönelmez ve ondan dilemez
· Zorda kalınca dünyalık için halisane olarak Rab be dua eder.
· Rab den dilekleri gelmeyince Allah unuttu der,
· Kendisine verilince de gücü kendinden zanneder.
· Dilimizle, aklımızla ve kuvvetimizle kazanırız. Kim bize efendilik edebilir? derler.
· İçinden "Ben sarsılmam, hiçbir zaman sıkıntıya düşmem." Der.
· Dünya yaşamını tercih edenler Ahreti reddederek ruhlarını şeytana sattılar.
· Ölümden sonra hayat yok dediler. Ve iyiliklerden yüz çevirdiler.
· Böylece Rabbe asi oldular. Yalan söylediler ve dik başlılık ettiler.
· Rabbin yasalarını hor görüp kendi tasarılarını uyguladılar
· Doğruluk yerine yalanı, adalet yerine haksızlığı barış yerine savaşı seçtiler.
· Zulümle egemenliklerini kurdular. Mazlumları hor gördüler. Kibirlendiler.
· Dünyayı arzulayan kötüler, sürekli artan arzularının kölesi oldular.
· Fitne çıkardılar. Haset, kötülük ve gıybet yayıldı. Dalkavukluk, ikiyüzlülük ettiler.
· Kötülerin ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, ısrarla taşkınlığı istediler.
· Yalan, itibar gördü; saygısızlık ve günah gözde olunca iğrençlik aldı yürüdü.
· Alçaklık rağbet görünce kötüler her yerde dolaşır oldu. İnsanlık bozuldu.
· Kutsalları kirlettiler, Yasa'yı çarpıttılar. Söz dinlemediler, ders almadılar.
· Tasarılarını RAB 'den gizleyenler "Bizi kim görecek, kim tanıyacak?" dedi.
· Başkaldıran, yozlaşan, acımasız ve günahta ısrarcı insanların vay haline!
· Suç işleyenler ve destekçileri, mazlumların hayalini boşa çıkarırdı.
· Kötü tasarılarıyla bozgunculuk çıkartıp mazlumun üzerinden kazandılar.
· Her yeri sömürdüler, yediler içtiler hiçbir yerde bir şey bırakmadılar.
· Sapmış menfaatçiler, uydurma bahanelerle birbirlerini savaşa çağırdılar.
· İnançsızların sahte Peygamberleri yalancı sorumsuz ve güvenilmezdi.
· Sahte mimikli ve aldatmada usta George Bush ortaya çıktı.
· Büyüklüğünden bütün uluslar ondan korkup çekindi. Gücünü yıkılmaz zannettiler.
· Dilediğini öldürür, dilediğini yaşatırdı; dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırdı.
· Gurur da, saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirilip yüceliği kendisinden alındı.
· Yapılan kötülükler doruğa varınca krallığının sonu yaklaştı ve Rab onları geri çevirdi.
· Takipçisi Obama Rabbin kralına karşı mücadeleye kalkışıyor.
· Doğrular karşısında küçülecek, insan eli değmeden yok edilecek.
· Rab kötü insandan, aldatarak yönetenden, zorbalığı sevenden tiksinir.
· Rab sahte peygamberleri, zulmün ardındakileri, kirli ruhu da yeryüzünden temizleyecek.
· Egemenliği elinde tutmak için insanlara zulmedenlerin sonu elbette ki gelecek.
· Hainler hainliklerini sürdürüyor. Rab her türlü doğal afetlerle uyarıyor onları.
· Kentlerinin başına gelenleri görenler hala gerçekleri anlamıyorlar.
· Zalimleri; servetleri, gelişmiş silahları ve güçlü devletleri de kurtaramayacak.
· Acımasızlar, alaycılar, kötülüğe fırsat kollayanların hepsi yeryüzünden silinecek.
· Yaşamı kirleten egemenler güçlerini yitirecek ve ceplerde metelik kalmayacak.
· Rab küresel kaosla eskileri gönderip yenilerini getirirken yeni bir çağ açıyor.
· Rab büyük değişimi gerçekleştirirken hiç görülmemiş sıkıntı dönemi yaşanıyor.
· Rabbi öfkelendirenler geçmişte neler yaptıklarına ve neyi tasarladıklarına bir baksınlar.
· Kötülüğü sevenler bozgunculuk çıkarttılar, savaşı yayarak İnsanlığa savaş açtılar.
· Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan. Zulme destek verenler Rabbe hesap verecekler.
· Göklerde ki Rab öfkeyle uyaracak onları ve insanları elekten geçirecek
· İnsanların gözü RAB 'be çevrili, gücünü gösterecek ve büyük günü yaklaştı.
· RAB 'bin öfke gününde en güçlüler bile acı acı feryat edecek.
RABBİN SESLENİŞİ
· Şükretmeyenler sürekli fazlasını isteyerek haram kazancı seçtiler.
· İnsanların mallarına ve canlarına kastedenler zulümde haddi aştılar.
· Bozguncuları sürekli uyardık. Doğru yola davet ettik. Ümitle bekledik.
· Her doğrucu kulumuzu öldürdüler. Zulmü arttırdılar. Israrla taşkınlık ettiler.
· Sözlerimiz inançsızlara masal, uydurma, yalan gibi gelmişti.
· Onlar belayı gözleriyle görünce hemen secdeye kapanırlar. Onlara ‘Daha önce neredeydiniz.’ Denilir.
· Nice kullarımı ve masum halkları öldürerek insanlığın düzenini bozdular.
· Dünyaya sahip olanlar güçlerine güvenip halkımı katletmek istiyordu.
· Rabbiniz benim, Gökten sesimi duyuruyorum ve İyilere özledikleri kurtuluşu vereceğim.
· Her şeyi yeniliyorum. Şefkatimle iyileri kolluyor, vaadimi gerçekleştiriyorum.
· Kulum Erdoğan seni bir melekle destekledim. Ve Münadiye ‘Yaz.’dedim.
· Münadi, söyle onlara ‘Artık zalimlere mühlet verilmeyecek.’
· Batıda korkulan, doğuda sevilen kulum, fermanımı ilan ediyor.
· müjdeci ki, esenlik duyuruyor. İyilik müjdesi getiriyor, kurtuluş haberi veriyor.
· Yeryüzüne indim. Konutuma geldim. Tahtıma oturdum.
· Şimdi harekete geçeceğim, Ne denli yüce ve üstün olduğumu göstereceğim.
· Ey uzaktakiler, ne yaptığımı işitin, Ey yakındakiler, gücümü anlayın.
· Zalimlere öfkem iyice alevlendi. Şimdi kalkacağım. Ansızın dehşete düşecekler,
· Ey zalime kulluk edenler, ey zulme ses çıkarmayanlar sizi cezalandıracağım.
· Bozgunculuğu isteyenlerin nesillerini ve onlara uyanların canlarını alacağım.
· Gururlanmalarına, halkımı aşağılayıp alay etmelerine karşılık onlar hak ettikler.
· Her yerde sıkıntı ve felaket, afetlerden şehirler boşaltılıyor, evlerinde oturamıyorlar
· Geçmişte yaptıklarından ve yeni kötü tasarılarından dolayı onları ansızın yakalayıvereceğim.
· Mazlumlar ve yoksullar inliyor. Kötüler, gururla iyileri ve mazlumları avlıyor.
· İnanan halkım benden korkarlar, günahtan çekinirler, iyilik ederlerdi.
· Deniz kıyısında yaşayan ulusların vay haline! Zulmü sevenlerin kentlerini yıkacağım,
· Halkıma karşı yapılanlara intikamım Sodom ve Gomora gibi olacak
· Şaşkınca ve korkuyla bakakalacaklar. Beni çağıracaklar ama yanıt vermeyeceğim.
· Bunlara rağmen kötüler, uyarılarımı anlamıyorlar, Israrla da taşkınlıklarını arttırıyorlar.
· Bozgunculuk çıkartıp inananları yeryüzünden kazımak isteyenlere artık fırsat vermeyeceğim.
· Kötülük kalplerine işlemiş. Zalimler yeryüzünü sahiplenmişler. Benimle mücadele ediyorlar.
· Ne mutlu bana sığınanlara, kötülükten uzak duranlara. Kayıracağım onları.
· Sıkıntı içinde yakarıp beni yardıma çağıracaksınız. O anda geleceğim.
· İnananlar yalvarıyor bana. ‘Kötülere artık fırsat verme. Yardım et bize. Egemenliğin gelsin.’
· Sesinizi duyacak rahatına düşkün aymazları, zulmedenleri cezalandıracağım.
· Dünya ve üzerindeki herkes, yeryüzü ve ondan türeyenlerin hepsi işitsin!
· Zalimlerin güçlerini tümüyle kıracağım. İntikamım pek şiddetli olacak.
· Savaş naralarının atıldığı gün İnsanları öyle bir felakete uğratacağım ki,
· zaman yeryüzü avucumun içinde. Emrederim, hemen olacak olan oluverir.
· Mikail hızla düşmanları dağıtıyor, ulusları kılıçtan geçiriyor, İnsanlar gurup gurup yere yığılıyor.
· Benden nefret edenler feryat edecekler ama onları kurtaran olmayacak
· Günahkârlar dehşet içinde, inançsızları titreme aldı. Tüm uluslar acı feryatları görecekler.
· Acı içinde çürüyen bedenlerini kaşıyacaklar. Ve onları korkunç bir sona uğratacağım.
· Zalimleri ve onların kullarını alçaltacağım. Etlerini kuşlar, hayvanlar parça parça koparacaklar.
· gün yeryüzünde bir dehşet ve ölüler her yerde, pis kokan cesetlerini sellerle temizleyeceğim.
· Yeryüzündeki kötüler için ulusları elekten geçirecek, değersizleri ayıracağım.
· Gururlu ve küstah olanları, zulmedenleri ve kullarını yeryüzünden çıkaracağım.
· Bana sığınan uysal ve alçakgönüllüleri, sakınanları bırakacağım.
· Yeryüzüne egemen ilahların servetlerine ve yurtlarına mazlumlar sahip olacak.
· Nuh’un soyu coşacak ve insanlara tek bir krallık vereceğim. Esenlikte kalacaklar.
· Uluslar birlikte bana yakaracaklar ve yeryüzünün her yerinden bana ibadetler edecekler.
· Artakalanlar yalan söylemeyecek, haksızlık etmeyecek, kimseyi aldatmayacaklar.
RABBİN KRALI
· Varlığın egemeni, mülkün sahibi, her şeye kadir Rabbinizden başka ilahınız yoktur.
· Rabbe kulluk edin. Sadece o’nun hoşnutluğu için çalışın.
· Aldatmaca yöntemlerle şeytanın düzenini ve gücü elinde tutan egemenleri bırakın.
· Doğruluktan ayrılmayın, adaleti tutun ve kardeşçe yaşayın.
· Dünyaya hırslananlar Rabbe asi oldular. Yasalarını çiğnediler, Ve O’nu reddettiler.
· İnançsızlar, yalan söyledi, kötülük etti, bozgunculuk yaptı ve düzeni bozdu.
· İnsanlar, yaşama ve esenliğe sahip olsunlar diye Rabbin kralı gönderildi.
· Kitap ehli, Erdoğan’ı öz oğulları gibi tanırlar, Ve İnananlar gerçeği özüyle bilirler.
· Ben Rab, Kulum Recep Tayyip Erdoğan, bana sığındın. Benden korktun. Ve rızamı aradın.
· Benim yolumda yürüdün, doğruluktan ve adaletten ayrılmadın, yasalarıma bağlı kaldın.
· Mazlumu, yoksulu gözettin, Kötülükten ve suç işlemekten sakındın.
· Güçlü egemenlere direndin, canını hiçe saydın. Bana güvendin.
· İnsanlığa hizmete koşanken mücadelenden hiç geri durmadın.
· Sana kavrayış, sağduyu ve olağanüstü bilgelik verdim. Ruhumu üzerine koydum.
· Razı olduğum seçme kulum, Doğruluğunun karşılığını verecek, Seni çalışmalarından ödüllendireceğim.
· Kulum Erdoğan seni suçlamak için fırsat kolluyorlar. Yalan söylüyorlar. İftira atıyorlar.
· Nice elçilerimize yalancı dediler. Kötü sözler söylediler. Tehditler savurdular. Ölüm tuzakları kurdular.
· Kötü kazançlarına ortak yapmak istediler. Sana yaptıklarını geçmiş peygamberlere de yaptılar.
· Erdoğan’da ne hata ne de utanç bulabildiler, Çünkü O güvenilir biriydi.
· O’na uyanlara sahip çıkacağım Ve diğerleri izlediği yollarda mahvolacaklar.
· Kulum, bozgunculukla ve terörle seni üzüyorlar. Uyarılarımı anlamayanlar sabrımı zorluyorlar.
· Ayetlerimizi yalan sayanları, dünya için bozgunculuk yapanları, arzuları için zarar verenleri bırak.
· Artık onlardan doğru yola gelecek yok. Bundan sonra taşkınlıkları iyice artacak.
· Ey krallar, akıllı olun ve korkun benden. Menfaatleri için zulmü arzulayanları affetmeyeceğim.
· İnançsızların önderleri ‘Erdoğan sıradan bir insandır. Sizin benzerinizdir. Rabbin kralı değildir.’
· ‘O yalancıdır. Size karşı üstünlük istiyor. O ne yaptığını bilmeyen şaşırmış adamdır.’
· ‘Erdoğan bizimle çekişip durdun. Sana sıradan, aşağı tabakadan insanlar uyuyor.’ diyecekler.
· Davranışlarını, iyiliklerini, barış için çabalarını gördükleri halde onu reddettiler.
· İnançsızlar söz dinlemez, laf anlamaz, zulümde ısrarcıydılar.
· Kuluma karşı ölüm isteyenleri cezalandıracağım. Mazlumları esenliğe kavuşturacağım.
· İnananları baskıyla engellendiklerinde ve zulmü artıracakları anda onları yakalayıvereceğiz.
· Kulum Erdoğan senden güçlü olanlar birleşip felaket gününde karşına dikilecekler.
· Yukarıdan elimi uzatıp sizi güçlü düşmanlarınızdan, bizden nefret edenlerden kurtaracağım.
· gün insanları büyük dehşete düşüreceğim. Daha sağken bedenleri, gözleri, dilleri çürüyecek.
· Azap onlara varınca ‘Zalimler topluluğu yeryüzünden uzak olsun.’ denildi.,
· Ey yüreği kaygılılar, güçlü olun ve korkmayın, Rabbiniz öç alacak ve sizi kurtaracak.
· Azap inançsızlara varana dek ısrar edecekler. O gün zalimlerin tümünü cezalandıracağım.
· Bana yakaranları koruyacağım ve halkımı kurtaracağım.
· Zorbaların ve gururluların başını eğeceğim. Düşkünleri kurtaracak, sakınanları yücelteceğim.
· Utanç içinde kaldıkları bütün uluslarda inananları yüceltip onurlandıracağım.
· İnançsızlar; kör, sağır ve anlamaz bir kavimdi. Hakkı anlatsanız da gerçekleri göremezler.
· Kulluğu bırakıp zulümde ileri gitmelerinden dolayı onları mühürledik. Artık inanmazlar.
· Kuru inatlarıyla kendilerinin doğru yolda olduklarını sanadursunlar.
· Onların ruhlarını bedenlerinden acıyla çekip aldığımda gerçeği anlayacaklar.
· zaman çok geç olacak. Ölenler bedenlerine bakarken yaptığı kötülükler etrafını saracak.
· Kalplerinde kötülük olduğundan Onlara ancak günahlarını arttırmak için fırsat verdik.
· Mazlumlardan pek çok kişiyi cennete kattık. Zalimler için de alçaltıcı azap hazırladık.
· Kulum Erdoğan bana olan korkundan ve boyun eğişinin güzelliğinden seni üstün kılacağım.
· Sana sevgimi göstereceğim. Düşmanlarından kurtaracağım. Halkları sana bağımlı kılacağım.
· İnsanlık arasında seni öveceğim. Adın hep iyilikle anılacak. Sürekli dua alacaksın.
· Dile benden, miras olarak sana ulusları, Mülk olarak yeryüzünün dört bucağını vereyim.
· Doğrulukla, adaletle yöneteceksin. Rabbin maşası ve sevdiği kral olarak anılacaksın.
· Sen yoluna devam et. Rahatına kavuşacak ve günlerin sonunda payına düşen mirası almak için uyanacaksın.
· Yeryüzü toprağında uyuyanlar o gün uyanacak, Hesap gününden sonra kimisi sonsuz esenliğe, kimi sonsuz azaba gönderilecek.
ESENLİK VE GERÇEKLEŞEN YARGI
· Uluslar da sağ kalanlar sevinç çığlıkları atacaklar.
· Mazlumlar ödüllendirilecek. Yoksullar coşacak. Düşkünlerin sevinci artacak,
· Batıda yaşayanlar RAB 'bin büyüklüğü karşısında hayranlıkla bağıracak.
· Doğudakiler RAB 'bi yüceltecek ve dünyanın her yerinden Rabbe övgüler işitilecek.
· RAB bütün dünyanın kralı olacak. Yalnız RAB, yalnız O'nun adı kalacak.
· Sağırlar kitabın sözlerini işitecek, körler görecek. Yer Rab bilgisiyle dolacak.
· Kimse kötülük etmeyecek, düşmanlık yapmayacak. İnsanlar güvende yaşayacak.
· Bir daha yıkım olmayacak. Müjde affedilenlere çünkü esenliği hak ettiler.
· Rabbin yasaları baş üstünde taşınacak. İnsanlar Rabbe yönelip kulluk edecekler.
· İnsanların üzerine ruh dökülecek, bilerek ve inanarak halis ibadet edecekler.
· Bereket üstüne bereket yağacak, tok yatacaklar ve onları korkutan olmayacak.
· Doğruluk ve adalet yeryüzünün uçlarına ulaşacak, esenlik serpilip saçılacak.
· İnsanlar kardeşçe yaşayacaklar. Sürekli huzur ve güvende olacaklar.
· Rab’ bin egemenliği kuşaklar boyunca sürecek. Krallığı sonsuza dek duracak.
· Rabbin belirtileri ne büyük, şaşılası işleri ne yüce, isabetle dilediğini yapıveriyor.
· Bilgelik ve güç; egemenlik ve krallık Rab’ be özgüdür. Kralları ve çağları değiştirir.
· Antlaşmayı bozdular. Yasaları çiğnediler. İnsanlığa zulmettiler. Lanet dünyayı yiyip bitirdi.
· Büyük temizlik, kötülüğün kralı şeytana kulluk edenler için geldi.
· Rab, başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek,
· Suçu bağışlamak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak için geldi.
· Görüm ve peygamberliği mühürledi ve Kutsallığını gösterdi.
· Esenlik çağında insanın serveti dünya malı değil, RAB korkusu olacak.
· Yerin ve göğün yaratılışında, yaşam senaryosunda Rabbin varlığına sayısız deliller görecekler.
· Bilgi ve bilgelikle gerçekler bilinecek ve varlığın özü anlaşılacak.
· Bilgeler ortalığı aydınlatan ışık gibi sonsuza dek parlayacaklar.
· Rabbi tanıyacaklar, mükemmel ahlakını ve Ademoğluna şefkatini görecekler.
· Tüm bu düzeni yaradan kudretli ve bilgin bir Rabden şüphe etmeyecekler.
· O, Rab ki; sevilecek ve korkulacak olan, saygıyı hak eden ve hoşnutluğu için çabalanması gerekendir.
· Rabbi, kudretini, varlığın nedenini, Rab’ bin neyi amaçladığını anlayacaklar.
· İnsanlar arınıp temizlenecek, ıslah olacaklar ve Rabbe teslim olup olgunlaşacaklar.
· Rabbimiz, sen mazlumları güçlü elinle kurtardın ve büyük ününü fark ettirdin.
· Sözlerine kulak vermedik, Yasalarını çiğnedik, Kötülük yaptık ve günah işledik.
· Sana başkaldırdık, Peygamberlerini dinlemedik. Yalanladık onları ve dik başlılık ettik.
· Rabbimiz. Sadakatsizliğimizden utanç içindeyiz. Senden başka sığınağımız ve dayanağımız yok.
· Doğruluğumuzdan değil, senin büyük merhametinden ötürü özür diliyor ve dilekte bulunuyoruz.
· Rabbimiz biz insanları sadece sana yönelen, senden isteyen ve sana ibadet edenler kıl.
· Bizleri dosdoğru bir yola sevk et. Bizleri doğruluktan adaletten ve barıştan ayırma.
· Gökleri geren, yeryüzünün temelini atan, insanın içindeki ruha biçim veren RAB ne yücedir.
· Biz münadiye insanları uyar gerçekleri bilsinler diye yazdırttık. Bunlar farklı şeyler değil.
· Bu yazılanlar Rabden indirilen tüm kutsal metinlerin aynısıdır. Kutsal kitapları destekler ve tekrarıdır.
· Yozlaşıp şeytana uyulmuşluğun ardından insanları doğru yola sevk etmek içindir.
· Bu yazılanlar bir hidayet rehberidir ve şanı yüce kendi aziz. Büyük kral Rab tarafındandır.
· ----------------------------MÜNADİNİN YAZISI BURADA BİTİYOR.----------------------------













· KÖTÜ DÜZEN
· Her şey İnsan içindi. Rab insanı kolladı. Yeryüzü tarihini yazdı. Çağları, yaşanacakları belirledi.
· Rab yoktur deyip te türlü pisliği ve günahı yapanlar. ‘Bize hiçbir şey sorulmaz.’dedi.
· İnsan her şeyi kendinden zannetti ve Rabbe asi oldu.
· Şeytanın fitnesi insan, insanın fitnesi dünya yaşamıydı.
· Şeytan, Dünya malı karşılığında İnsanın ruhunu satın aldı.
· Şeytan dünya ya hırslandırdı; İnsan, kula kulluk etti. Ve kardeşlerine zulmetti.
· Açgözlü sürekli fazlasını ister ve hiç doymaz. Lanet okur ve hor görür.
· Kötü niyetliler gücü ele geçirince zalime dönüştü.
· Yalancılar çelişen iradeleriyle dünya için mücadele ettiler.
· Servet için birbirlerine saldırdılar. Güçlü olan zayıfı ezdi. Ve yağmaladılar.
· Hakkı ve Rabbin hukukunu ayaklar altına aldılar. Adaleti çiğnediler.
· Rabbin yasalarına uymayanlar asi oldular ve kazanmak için haddi aştılar.
· Rabbin yasalarını engelledikleri gibi inanan halkına zulmettiler.
· Doymadılar ve azgınlık ettiler. Sonunda felaket onların üzerine yazıldı.
· Zalimler mazlumların yerinde olsalardı yeryüzünde tüm yapılanların sorgulanacağını anlarlardı.
· Haksız yere malları ve canları alınanlar hesap gününün varlığından asla şüphe etmezler.
· Doydukları ve türlü nimetlere sahip oldukları halde insanların mallarına ve canlarına göz diktiler.
· Hesap gününde telaşlananlar yaptıklarından kaçamayacaklar. Ve azap onlara süratle gelecek.
· Kalplerde olanı bilen Rab dilemedikçe onlar iman edemezler. İnananla inanmayanı ayırdı.
· Doğru yolda olduğunu zanneden ve kendilerini iyilerden sananlar kimlere tabi olduklarına baksınlar.
· Zalimler kötülüğü benimseyip dünya düzeninin kötülükle sürdüğünü kabullenmişler.
· Kuru inatlarıyla öğütlerden yüz çeviriyorlar. Kötülük kalplerine işlemiş. İyiliği anlamıyorlar.
· Kendi yalanlarına kendileri inanıyor. Öyle bir hal almışlar ki yalanı doğru olarak görüyorlar.
· Kalpleri mühürlenmiş ve gözleri kör olmuş. Cahiller gerçekleri göremiyorlar.
· Geçmişteki hatalarını yalanla bastırıyorlar. Menfaatleri için yalanlarının ardında duruyorlar.
· Onlar Rabbi de insanlığı da aldatamayacaklar, sadece kendilerini kandırıyorlar.
· İnançsızların egemenliğinde dünya için yarışıldı. Geçici arzu ve eğlenceler insanı oyaladı.
· Uluslara savaş açarak, insanları öldürerek dünyayı kazanma çabasındaydılar.
· Egemenlik mücadelesinde kötü tasarılarla Bozgunculuk ve kargaşa çıkarttılar.
· Dünya malını arzulayanların işleri güçleri oyun düzen. Nerede mal varsa fitne de orada oldu.
· Dünya da sosyal yaşam felç oldu, sistem çöktü ve düzen bozuldu.
· Ahlaki değerlerini yitirmiş insanlar önüne çıkan herkesi karaladı. Dedikoducu ve ikiyüzlülerdi.
· Dünya çabasındaki insan yalan söyledi. Gıybet etti, Mazlumu ezdi.
· Haksız kazandılar ve cimrilik ettiler. Ve başkalarının kazanmasını istemediler.
· Herkes birbirinin ayağına taş koydu. İnsanlar bencillik ettiler
· Hasetten vazgeçip düşmanlığı reddedenler gerçekten inanmıştır ve doğru yoldadır.
· Rabbin dinine tutunmayanlar ‘şunlar tehdit olur.’diye uluslara zulmettiler.
· Dünya arzulandığından herkes birbirini düşman ve tehdit gördü. Kötülükler kötü ortam doğurdu.
· Halbuki insanların, ulusların gelişmesi diğer ulusları sevindirmeliydi.
· Şeytanın egemenliğinde ki kötü düzende kötülükle ayakta kalınıyordu.
· Mazlumun üzerine basan zalim, dünyada esenliğin olacağını mı sandı.
· Huzursuzluk. Savaşlar ve kötü planlar hep devam edecek. İnsanlar birbirlerini yiyip bitireceklerdi.
· Şeytana tabi olan zalimlerin krallığında yeryüzünde düzen bozuldu.
· Esenlik hızla geliyor. Yeter artık çektiğiz acılar. O lanet olası şeytan sürekli sizle uğraştı.
· Kötülükleri ona ne kazandırdı. Rabbe asi olup mücadele etti. Kibri onu akılsızlaştırdı.

· KÖTÜ İNSAN
· Rabbi reddeden, ahirete inanmayan; sadece dünya hayatı var zannetti.
· Kötü güç (şeytan) insanlarla oldu ve yeryüzünü kötülükler düşmanlıklar kapladı.
· İnançsızların egemenliğinde inananlara zulmedildi. Zalimler ve mazlumlar oluştu.
· Yeryüzüne kötülük yayıldı. Kötü insan sevildi. Kötülüğe hizmet ettiler.
· Çünkü şeytanın egemenliğinde iyilikten nefret edilirdi.
· İnsanlar yalakalık, övgü ve ibadetleri güçlü egemenlere yaptılar.
· İnançsızlık yayılırken günah her yeri kapladı. Utanç kaldırıldı ve saygısızlık aldı yürüdü.
· Yeryüzünü kötülük kaplamıştı kaçsan kurtulamıyordun dursan günah sana geliyordu.
· Sabah inanan akşama kafir oluyordu. Kötü düzen kötülükle yürüdü.
· Yalan değer buldu, kötülük benimsendi ve alkışlandı. Zulmedenler kahkahayla güldüler.
· İyilik sevilmedi, iyiler hor görüldü. Dürüstle dalga geçtiler.
· Paranın amaç olduğu yaşam çok rezildi. İtibar da saygınlık da dünyaya sahip cahillereydi.
· Egemenler arzularının ardına düşmüş her türlü eğlenceyi kovalıyorlardı.
· İnsan inandım der. Rabbin yasalarından bahseder. Ancak gerçeklerden habersizdir.
· Söyledikleriyle yaptıkları uyuşmaz. Münafıklar kalben inanmazlar. Sadece inandığını zannediyorlar.
· İnsan onca yaptığı hasedin ve kötülüğün ardından birkaç iyilikle kendini iyilerden zannediyor.
· Kendini iyilerden zanneden haset dolu insan, Başkalarını kötülerken nasıl kendini iyilerden sayıyorsun.
· Mal sevgisi cimriliği doğurdu ve İnsanların arasına ayrılık koydu. Saygısızlık ve acımasızlık getirdi.
· Ey insan dünya arzusu, mal sevgisi seni canileştirmiş. Mal sevgisi, haset kin ve nefret getirdi.
· Amaç dünya olunca kimse kimsenin kazanmasını istemedi. Yakın akrabalıkları ve dostlukları yıktı.
· İnanan, doğrunun ardından gider. İnançsız, doğru geldiği halde reddeder.
· Sırf menfaatini gözetir. Dünyayı isteyip çıkarı için zulmeder.
· Mal cesaretlendirdi. Güçlü hissettirdi. Mal sevgisi, aç kalırım korkusu insanı saptırdı.
· İnsanlığın arasını bozup hasedi ve düşmanlığı yaydı.
· Yalan söyleyen, hataları araştıran, gıybet eden, kendini üstün tutup dalga geçenler türedi.
· Doğruluk atına binip insanlığı korumadılar. İyilik edip barışı getirmediler.
· Yarını düşündüler, gelecek kaygısı yaşadılar. Doyumsuzlardı ve hep gözleri açtı.
· İyiliği öğütlemediler ve kötülüğün yaygınlaşmasını istediler. Günah ve kötülük sevildi.
· Kötülük üzerinden caka satanlar, şiddeti ve terörü ballandırarak anlatanlar,
· Kuvvetliyi övenler, zinayı özendirenler sapıtmış cahillerdir.
· Kötü kazançlarına sıkı sıkıya tutunanlar gerçekleri görseler dahi inatla ‘ben buna inanıyorum.’ diyorlar.
· Zulmü iyiymiş gibi anlatanlar. Güçlü olanı yakınıymış gibi gösterenler.
· Kaş göz işareti yapanlar. Arkadan gülenler. Zararı ve kötüyü öğütleyenler.
· Bakıp durarak açığını arayan, caka satan, kendini öven sürekli günah yükleniyorlar.
· Ne sabrederler ne de şükrederler. Sürekli şikayetlenirler.
· Anlamadan düşünmeden ilk aklına geleni söylerler. Çok konuşurlar ve sürekli söyledikleri çelişir.
· Sürekli başkalarını irdelerler. İrdeledikleri kişilere bakınca ne kadar küçük olduklarını görürsünüz.
· Kötü kalpleri dillerini yalanla doldurmuş. Kötüler söylenenleri kendi kötü algılarıyla yorumluyorlar.
· Yaşama nasıl bakıyorlar sa öyle görüyorlar.Menfaat mücadelesiyle zamanlarını bitiriyorlar.
· Başkalarından bize zarar gelmeden biz zarar verelim düşüncesiyle zulmedenler şeytana uymuştur.
· Ağızlarıyla şükredenlerin kalpleri onaylamıyor. Ardından da sürekli şikayet ediyorlar.
· Şeytanın işi gücü kötülüğü öğütlemek, alay etmek, öfkelendirmek ve kışkırtmak.
· İnsana mülkü de malı da Rab vermişken insan nasıl olur da Rabbine isyan içinde oluyor.
· Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlar. Sanırsın ki inananlardan.
· İnsanın bedensel istekleri günahı doğuruyor. İsteklerini kısıtla ve arzularının kölesi olma.
· İnsan sürekli arzularını tatmin etmek ister. İsteği artar ve süreklileşir. Günahında ısrarcı olur.
· İnsan hep istiyor. Nankörlük ediyor. Sabretmiyor. Şükretmiyor ve paylaşmıyor.
· Dünya hayatı rüyadır ve sadece aldatmacadır. İnsanlık doğrulukta esenlik bulacaktır.
· Hayatın rüya olduğunu anlayanlar, bu rüyada uyanık olacaklar.
· İşleri Allah a teslim ettikten sonra başarıları kendinden zanneden sapmıştır.
· Rabbe ‘Bizleri dosdoğru yola hidayet et.’ Diyenler kurtulurlar.
· İYİ İNSAN
· Yürekten gerçeği söyleyen, İftira etmez, Dostuna zarar vermez, Komşusunu karalamaz.
· İyiler, kötülerin öğüdüyle yürümez, Günahkârların yoluna uymaz, Alaycıların arasında oturmaz.
· Kendin için istediğini başkası için de ister. İnsanların iyi hali onları sevindirir.
· Sürekli iyilik et. İyiliği öğütle. Hakkı ve sabrı tavsiye et. Yumuşak ol ve tatlı söz söyle.
· Anne ve babana iyilik et, onlara şefkatli ol.
· Anne ve babasına asi olmayan topluma ve insanlığa da asi olmaz.
· Anne ve babanı sev ki insanları sevesin. İnsanları sev ki Rab de seni sevsin.
· Kötüler gerçekleri anlayamaz. Çünkü onlara göre gerçek, yalan üzerine kurulmuştur.
· RAB' be ilişkin kötü zanda bulunanlar yanlış sözler söylüyorlar.
· RAB göklerden bakıyor. İnsanların çoğu sapmış, İyilik eden yok,
· RAB' be yakarmıyorlar. Sadık insanlar yok oldu.
· Dünya malı insan için fitneydi; İnançsız gücü ele geçirince zalimleşti.
· İnançsız, yoksulu ve mazlumu haklı davasında yalanlarla yok etmek istedi.
· Alçağın yöntemleri kötüdür; Kötü düzenler tasarlar.
· Kötülerin egemenliği kısadır. Rabbimiz, kötünün yollarını kapatır, umudunu kırarsın.
· Rab sıkıntı ve acı çekenleri görür. Mazlumların dileğini duyar.
· Yüreklendirirsin onları, Öksüze, düşküne hakkını vermek için,
· Mazlum ve yoksul Rabbe dayanır. Onların yardımcısı Rabdir.
· İnandık deyip te iyilere yüz ekşitenler. Hakkı söyleyeni azarlayanlar.
· Arkasından gıybet edip dalga geçenler kötülüğü sahiplendiklerinden günah üstüne günah işlediler.
· Hesap gününde Yaptıkları kötülüklerden hiçbir şey eksik bırakılmaksızın sorulacak.
· gün herkese yalvarıp yakaran zalim, derin üzüntü ve utanç içinde rabbin huzuruna gelir.
· Rabbin yasalarını beğenmemelerinden ve peygamberleri inkar ettiklerinden suçlular.
· Her bölgede doğrucu bir kulumuz uyardı ancak uyarılarımıza sırtını döndüler.
· Yaratılmışların neyi amaçladıklarını ve ne yapacaklarını da bilir.
· Doğruluğu, adaleti ve barışı çarpıtanlar gerçekleri kendi inandıklarıyla yorumladılar.
· Rabbin azabı keyfi gelmez. Zulümde ısrar edenler mazlumlara azabı iyice artınca bela başlarına geldi.
· Rab her zaman iyilere yeri miras bıraktı. Sakınanlara, mazlumlara sevgiyle yaklaşanlara esenlik verdi.
· Ne mutlu halim olanlara; çünkü onlar yeri miras alacaklar.
· RAB KRALINA DER Kİ

· Rab münadiye gerçeğin özünü görme gücünü cebraille öğretti.
· Münadi, uyarcıdır. Müjdecidir. Zulümde ısrar edenlerin başlarına geleceklerinden dolayı da korkutur.
· Rab der ki: ‘Seni doğrulukla çağırdım, ve elini tutacağım, ve seni koruyacağım,
· Kulum Tayyip Erdoğan, onların taşkınlıklarına aldırış etme. Rabbin senin yanındadır.
· Karına söyle canın için tasalanmasın, senin yanı başındayım ve korumaktayım.
· Ömrünü uzatacağım, yollarını açacağım, İstediğin esenlik krallığını vereceğim.
· Adın hep iyilikle anılacak, şanın yüce ve duan bol olacak.
· Bunlar sana olan sevgimdendir. Benim ve insanlık için canını hiçe saymandandır.
· Gerçekler geldiğinde yalan ve hile yıkılır. Doğrular karşısında kimse dayanamaz.
· Cahile ve kötülükten beslenen kuru inatçıya gerçekleri inandıramazsın. İmanı insan değil Rab verir.
· Rabbin dilemedikçe kimse doğru yola gelemez. Siz sadece öğütlersiniz.
· Kulum Erdoğan onların hasetleri ve türlü kötülükleri seni üzmesin.
· Biz her peygambere düşmanlar kıldık. Onları ve iftiralarını bırak.
· Gerçeklerden uzaklaşmış olanlar birbirlerine yaldızlı sözler söyleyerek aldanıyorlar.’
· Rab kralıyla hükmedecek, ve kralına kuvvet verecek. Destekçilerini arttıracak.
· Dürüst Kral güven verdi. Adaleti ve barışı tuttu. Doğruluğu, esenlik getirdi.
· Kör gözleri açasın, iyileri ve mazlumları toplayasın.
· Cezalandırılanları ve baskı görenleri kurtarasın diye seni kavme ahit, milletlere ışık olarak vereceğim.
· Yoksulu, mazlumu haklı davasında yalanlarla yok etmek istediler.
· Doğruyu konuşan öldürüldü, işkence gördü, zindanlara atıldı.
· İyiler hor görüldü. Hakkı savunamaz, doğruları söyleyemez oldular.
· Rab kötüleri ve onların günah tuzaklarını ve kurmaca kötü oyunlarını silip süpürecek.
· Dehşet haberlerini alanlar korkudan titreyecek. Ardından çarçabuk bela onlara geliverecek.
· gün RAB yukarıdan gökteki güçlerini aşağıya göndererek yeryüzündeki kralları cezalandıracak.
· Rab doğal afetlerle kötüleri uyarıyor. Ancak insanlar hala anlayamıyorlar.
· Rab her şeyi değiştiriyor. İnançsız zorba yönetimlere karşı değişim rüzgarı yayılarak devam edecek.
· Rab kıyı kentlerini vuracak. İki büyük vah görülecek. Ardından kaçınılmaz ve pek acıklı üçüncü vah.
· Zalimler uyarıları anlamıyorlar. İllaki azap onlara gelince ve ölünce mi anlayacaklar.
· Zalimler derler ki ‘Hadi o azap gelsin bize doğru söylüyorsanız getirin diyecekler.
· Azabın onlara geldiğini gözleriyle gördüğünde özür dilemeye af dilemeye kalkarlar.
· Onlara artık çok geç denilir.’ İnanmayanlar illaki azabı tatmak ister.
· Zalimler Rabbin sözlerini sıradan sözler sanıyorlar. Aldatmaca diye inanmıyorlar.
· Zalimler diyecekler ki: ‘Bu mazlumlar Rabbin kralının etrafında toplanıyor. Yarın bizim için tehdit olmadan biran önce saldıralım ve ortadan kaldıralım diyecekler. Bizden korksunlar ve bir ders verelim diyecekler. Türkiye ye saldırmak için savaş naraları atacaklar. Kıbrıs Rum kesiminden, Yunanistan dan, Ermenistan dan, Irak dan saldırı planları yapacaklar.
· Zalimler baskı kurup artıracakları anda dualarla zalimlerin kentlerini yıkacaklar.
· Mazlumlar, ‘Allah büyüktür bakalım’ dediklerinde şehirleri yıkılacak.
· Rab, halkının duasını kabul edecek. Ona inananları koruyacak.
· Rabbe bağlı kalanlar. Haksızlığa karşı çıkanlar. Rabbin yasalarını önemseyenler. Değer bulacak.
· Esenlik çağı, Rabbin çağı yaşanacak. Müthiş bolluk ve bereket görülecek.
· İnsanlar mala sahip olmaktan kaçınacaklar. İyilikte yarışacaklar.
· İNSANDAKİ ÇELİŞKİ
· Saldırı planlarını yapıp inananların öncülüğünü yapan ülkenin kapısına dayanıp kenti vuracakları anda yeryüzündeki tüm inananlar dua ederler. Derler ki ‘Allah dan başka ilah yoktur.’ ‘Allah büyüktür.’ Ve sonra ‘ güç ve kuvvet ancak Allahındır.’ Dediklerin de zalimler büyük yıkımlar yaşarlar. Savaşmadan yenerler. İşte Rab halkına böyle sahip çıkar.
· Doğruları söylemekten ve zalime dur demekten çekinmemeli gelen tehditlerden kaygıya kapılmamalıdır. Doğruluk la hak için mücadele edenler sırtını rabbe dayasınlar. Rab onların güvenini asla boşa çıkarmayacaktır.
· Hayatı yeme-içme, eğlenme, cinsel ilişkiye girme, birtakım isteklerini tatmin etme olarak görenler hayvanlar gibi yaşadılar.Kalpsiz, vicdansız ve ahlaksız olanlar hayvanlar gibiydi.
· Bana bir şey olmasında ne olursa olsun isterse dünya batsın, düzen bozulsun diyenler insanlığa zarar verdiler. Zevklerinin kölesi oldular.
· İnananlar farklı bir pencereden inanmayanlar farklı bir pencereden bakıyor. Hayatı onlar farklı siz farklı görüyorsunuz. Siz onların düşündüğü gibi düşünemez onlar da sizin düşündüğünüz gibi düşünemez. Onların dinleri kendilerine sizin dininiz sizedir. Siz onlara inanacak değilsiniz onlar da size inanacak değiller. De ki Ey kafirler bir süreye kadar size dünya hayatı verildi. Varacağınız yer bellidir.
· Türlü nimetlere sahip olanlar şükrü tanımıyorlar. Biz aklımızla, gücümüzle kendimiz kazanıyoruz diyorlar. Müthiş bir sefa içindeler. Renkli ve şaşaalı hayatları var. Sahip olduklarını kaybetmemek isteyenler zulme sarılıyorlar.
· İnsanlığı düşünmeyenler barışı tanımayanlar savaş siyasetiyle dünyayı yönettiler. Rabbin kralı barışı duyurunca onu çekemiyorlar.
· İnsanlığın ortak çıkarlarını düşünen, bir tarafı korurken diğer tarafı ezmeyen eşitliğe dayalı insan sevgisiyle hareket eden dünya anlayışı yeryüzüne egemen olamadı.
· Yoksulları, çaresizleri, engellileri, kadın ve çocukların haklarını koruyan ailenin korunmasını sağlayan, bir insanlık düzeni yeryüzünde her zaman özlendi.
· Tüm insanlık insanların özgürlüğünü, barışı adaleti, beslenme, giyinme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanacağı sistemi desteklemelidir.
· Sosyal sınıfları ortadan kaldıran, insanları eşitleyen, sosyal yaşamın kalitesini arttıran ve kimseyi çaresiz bırakmayacak sistem ancak rabbin yasalarına bağlı kalmakla mümkündür.
· İnsanlıktaki tabuları yıkmak veya cahil insandaki şeytanı, sözlerle sopalamak zor olsa da siz doğruyu ve iyiliği öğütlemekten vazgeçmeyin.
· Kötü düzende çok çeşitli insanlar türedi. Pusuya yatmış av peşindeler. Dolandıracak çarpacak adam gözlüyorlar. Masum insanların iyi niyetini ve bilgisizliğini kullanıp aldatıyorlar. Kötü kazancı benimseyenler midelerini ateşle dolduruyor. Kendilerini akıllı görüp te bu dünyanın kerizi çok diyorlar. Çaresizi zayıf anında yakalıyorlar. İşte bu tiplere lanet olsun.
· Kim rabbi için canını hiçe saydıysa onun canı Rabbin gözün de çok değerlidir.
· İnançlılar yaşamakla ölmenin aynı olduğunu bilirler.
· Arzularına karşı koyamayan zaaflı görülür. Sigara içen, sürekli zina eden, aşırı yiyenin itibarı zedelenir. Toplumda ikinci ve hatta üçüncü sınıfa konulur. İşte arzularına uymak böyledir. Kontrollü davranmak, arzularının kölesi olmamak dinin emirleridir.
· Zalimler kötü niyetlerini inananlardan gizleyemeyecekler. Sizden bir şeyler istiyorlarsa ya da uğraştıkları işlere bakarsanız mutlaka yeni kötülükler peşinde olduklarını görürsünüz.
· Kötülük onların yaşam tarzı olmuş artık onların hayata bakış tarzı böyle, onlar değişmezler.
· Kendilerini doğru yaptıklarına inandırmışlar. Dürüst olduklarını zannediyorlar.
· Kötü kalpleri dillerinin altında gizli. Konuştukları anda kötü niyetlerini kusuyorlar.
· İçinde fesat olan iyileri kenardan köşeden uzaktan uzağa izliyorlar. Bir hatalarını araştırıyorlar. Acaba bizim ayağımızı kaydırırlar mı diye iyi işlerine ve ne yaptıklarına bakınıyorlar.
· Herkes gelecek nesile ne bıraktığına baksın. Herkes kendi yaptığının karşılığını alırken kimi destekleyip neyi amaçladığına baksın
· Herkes kendinden daha fazla kazananı izledi. Kimse kendinden kötü durumdakini görmedi. Sürekli yükseği hedefledi ve dünya için çalıştı. Hedeflerine ulaşmak için mazlumun sırtına bastılar, haksızlıkla başkalarının mallarını yediler. İnsan öldürdüler.
· Zulmedenler kadınlarla havuzlarda türlü nimetlerle sefa içinde eğleniyorlar. Zalimler savaşı isterken ölümleri, yıkılan ve dağılan yuvaları, feryatları üzüntüleri hiç düşünmediler.
· İçki masalarında eğlenenlerin işleri güçleri kadın kız. Arzularını tatmin etmek için yaşadılar. Türlü eğlence peşindeydiler. Dini kötüledikleri gibi mazlumları kınadılar ve feryatlarına kahkahayla güldüler.
 

cihadir

Acemi Üye
Silver
#2
DÜNYADA YAŞANANLAR
· İnsani değerlere sahip çıkan küresel bir güç son yüzyılda etkili olmayınca yeryüzünde kaos hüküm sürdü. Dünyayı hukuksuzca yönettiler. Devlet terörleri devri yaşandı. Arap baharıyla bu dönem son bulmaya başlamıştır. Mazlum halklar cunta destekli yönetimlere karşı özgürlükleri için mücadele etmektedirler. Cumhuriyet, Ortadoğu’da yaşanmaya başlamıştır. Küresel egemenlerin saltanatları yıkılıyor.
· Küresel Ergenekoncular, haçlı zihniyetini kirli tezgahlarla oluşturarak Ortadoğu’ya savaş açmışlardı. Kolay ve kötü kazancı yol edinenler öldürmek üzerinden kazanç sağladılar. Savaşlar ve kargaşa dönemleri yaşandı.
· 2008 krizi batının gerileme dönemine girmesine doğu’nun da gelişme dönemine geçmesine neden olmuştur. Küresel egemenlerin çöküş dönemine 21 Aralık 2012’de girmekteyiz. Bu tarihten itibaren doğu’da yükseliş dönemine girecektir.
· Dünyada yeni bir dönem yaşanıyor. ABD ve İngiltere öncülüğünde batı medeniyeti yıkılırken Türkiye ve Mısır Öncülüğünde doğu medeniyeti ayağa kalkmaktadır.
· 21 Aralık 2012’ye yaklaşırken büyük siyasi gelişmeler yaşanmıştır. Keskin değişimi müjdeleyen bu olaylar aslında yeniçağı müjdelemektedir. Davos’ta Vanmünit olayı, Mavi Marmara saldırısı, Arap baharının doğması, Mısır ve Libya’daki değişimin ardından Suriye’de değişime direnen küresel güçlerin hali, İsrail’in Gazze saldırısı ve Filistin’in BM’de devlet olarak tanınması, Başbakan Erdoğan’ın BM’ye ve küresel güçlere başkaldırır çıkışı, Arap birliğinde ve Pakistan’da birlik olalım çağrıları gibi bütün bunların hepsi 21 Aralık 2012 sapağına nasıl yaklaştığımızı göstermektedir. Son altı ayda dünyada yaşananlar dünyanın yeni bir evreye girmek üzere olduğunu göstermektedir. Yaşanan siyasi gelişmeler küresel ortamda mutlaka bir zemine oturmaktadır. Büyük siyasi çatışmalar ve savaş söylemleri 2013 yılında görülebilir ve doğal afetler de bu yılda tavan yapacaktır. Yeryüzü, her peygamber döneminde böyle olaylara şahit olmuştur.
· 21 Aralığa girerken pek çok olayla karşılaşabiliriz. Belki İsrail, İran’a vuracak. Türkiye Esad’ın iyice köşeye sıkıştığını fark etti. Esad’ın arkasındaki küresel güçler kimyasal silahı kullanması talimatı verebilir. Türkiye, Patriot füzeleri talebinde bulunmuştu. Belki de patriot füzeleri Türkiye’ye gelmeden Suriye Türkiye’ye karşı kimyasal silah kullanabilir. İsrail, Gazze’yi yerle bir etmeye başlayabilir. Dünya’nın altın çağa girmesi için çok nedeni vardır. Mısır’da eski rejim yanlıları Muhammet Mursi’nin özgürlük ve eşitlik içeren anayasada değişikliğini engellemek için şiddeti kullanarak direniyorlar. Eski sömürgeci yanlıları İsrail, ABD gibi küresel güçlerden aldıkları destekle mazlumların egemenliğine tahammül edemiyorlar. Bütün bu gelişmeler 21 Aralık 2012 sınırına gelirken gerçekleşiyor. Bir kırılma noktası olmaması mümkün değil. Kötü şeyler de yaşanacak olsa kaçınılmaz olarak altın çağa artık giriliyor. Her ne yapılırsa yapılsın tüm gelişmeler Türkiye’yi yükseltecektir. Türkiye 2001 yılından başlayan yükselişinde 21 Aralık sürecinde 90 derecelik çok sert bir yükseliş yapacaktır.
· Başbakanın BM’de ki çıkışları ABD ve İsrail’i tedirgin etmektedir. BM’de Filistin’in devlet olarak tanınması için yapılan oylanmada ülkeler taraflarını belirlemiştir. Bundan sonra Türkiye-ABD müttefikliği tam olarak ayrışmıştır. İki zıt kutbun mücadelesi daha keskin olarak 21 Aralıktan sonra görülecektir.
· Arap baharıyla bir çocuk doğdu ve adı daha konulmadı. Mazlumların özgürlük başkaldırısıyla ortaya çıkan bu yeni doğum zalimleri tedirgin etti.
· 21 Aralık 2012’de keskin bir değişim olmayacak. Her şey bir günde gerçekleşmeyecek. Yeniçağ kırk yıla yayılacak. Bu çağ barış ve esenlik çağı olacak. Paranın önemsenmediği, dünya için savaşların olmadığı bir çağa girilecek.
· 2000’li yıllarda dünyada oluşturdukları İslamcı terörist algısını dünyaya yaymışlardı. 11 eylülü organize edenler İslam ile terörü bağdaştırdılar. Din ayrımcıları, yeryüzünde Tanrı’nın evrensel dini olan barışa savaş açtılar. Sırf menfaatleri için küresel barışı engellediler.
· ABD ile dünyadaki bozguncular güçlerini yitirecekler. Pek çok ulus onlara olan desteğini çekecek. Zalimlerin egemenliğine kulluk dönemi bitiyor. Tüm kıtalarda ve yeryüzünün her yerinde amerikanın etkisi yitirilecek. Rabbin kralıyla Türkiye ile yeryüzü inananların etkisi altına girecektir.
· Dünyanın yeni merkezleri Türkiye, Mısır, Hindistan, Pakistan, Afganistan, Almanya, Güney Afrika c. Gibi ülkeler olacaktır
· Afganistan, Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerde küresel bozguncular çözümlere yanaşmamıştır. Bu gibi ülkelerde sistem tıkandığından değişim kaçınılmaz olmuştur. 21 Aralık 2012 sürecine ilerlerken hükümetsiz ve kaosta bırakılan ülkeler özlediği kurtuluşa ereceklerdir. Yaşanan en kötü olaylar ve çaresiz kalan mazlum halklar elbette bir gün özgürlüğe kavuşacaktı.
· Recep Tayyip Erdoğan Irak’ın parçalanmasını engellemiş ve Irak’ta istikrarın sürmesini sağlamaya çalışmıştır. Arap baharında Mısır’a öncülük etmiş, Libya’da çok iyi bir yerde durmuştur. İran’ı dizginlemiş, İsrail’e tepki göstermiştir. Suriye’de mazlumların yanında olmuş ve hakkı söylemiştir. Arap baharına öncülük etmiş ve Avrupa birliğine (birliğe bizi alın diye) el uzatmıştır. Dünyayı doğru bir çizgiye getiren haliyle bozgunculara baş eğdirmiştir.
· Türkiye’de bozguncular RTE ile oluşan yeni düzene direnip terör olayları gerçekleştirmektedir. Aynı Türkiye’de olduğu gibi 21 Aralık 2012’den sonra belirgince küresel terör ortaya çıkacaktır. Ergenekon davasıyla Türkiye’de hukuksuzluğu yapanlar ve bozgunculuktan beslenenler ortaya çıkmıştır. Dünya’da da küresel bozguncular ortaya çıkacak ama bu arada küresel terör artacaktır. ABD, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri kirli planlarla kendilerine terör olayları gerçekleştirerek haklılıklarını iddia etmeye çalışacaklardır. Nasıl ki Türkiye’de Ergenekoncular, cuntacılar ve ulusalcı vesayetçiler terör olaylarını arttırarak eski düzenin haklılığını ispatlamaya ve böylece varlıklarını sürdürmeye çalışmışlarsa küresel bozguncular da benzer yöntemlerle boş durmayacaklardır.
· Yeryüzünde askeri vesayet sivil halka zulmediyordu. Silahla güç elde etmiş olanlar savaş siyasetiyle dünyayı hukuksuzca yönettiler. Son yüz yılda dünyada karanlık bir çağ yaşandı. Savaşlar günahlar ve suçlar tavan yapmıştı. Para ve gücün hakim olduğu dünyada barış ve adalet çöktü ve insani değerler ayaklar altına alındı. İnsanoğlu bu kötü dönemde büyük sıkıntılar çekti.
· Dünyayı G-7 ülkeleri çıkarları doğrultusunda yönetiyor. İncil’de denildiği gibi yedi kral, yedi taç Dünyaya yön veren ve menfaatleri için çalışan yedi birlik. Demokrasinin olmadığı bir dünyada sadece zulüm vardı. 7 ülke dünyanın kaderini belirledi. Çoğunluk ve bütüncül değil de güçlü olan yedi krallık. İnsani hakları kendilerine kullandılar. Başka halklara zulmeden sömürücü anlayış barışı ve adaleti yıkmıştı. Yeryüzünde bu menfaat birlikteliği yıkılacaktır. İnsani birliktelik kurulacaktır.
· BM’nin 7 daimi üyesi dünyanın kaderini belirliyordu. Zalimlerin bu saçma saltanatı yıkılacak. Yeryüzüne cumhuriyet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük gelmesi için bu 7 tacın egemenliği kırılacaktır.
· Avrupa’da aşırı sağcılar, ırkçılık, islamafobi ve yabancı düşmanlığıyla Türkiye ile İslam’a düşmanlık yapmışlardır.
· Gelişmemiş ülkeler az bir kazanç karşılığında küresel bozgunculara uydular. Küresel tüm sistem menfaat temeline oturdu. Menfaat çarkları büyükten küçüğe dönerek tüm kötü sistemin çalışmasını sağladı.
· Silah üretmek için milyarlarca dolar yatırım yapıyorlar. Yeryüzünde katliamlarda büyük pasta var olarak görüyorlar. İnsanların öldürülmelerinden menfaat umanlara lanet olsun. Hızlı ve uzun menzilli füzeler üretmek için çaba harcıyorlar.
· Yeryüzünde hırsla kazanma ve sahip olma yarışı başladı. Uluslar birbirlerinin topraklarına ve hazinelerine göz diktiler. Sonra ‘para’ tek hedef oldu. İşte zulüm çağı böyle başladı.
· Yeryüzünde tüm doğrucu kullara ve dürüst inananlara savaş açıldı. Her ulusta inananlarla inanmayanların mücadelesi vardı. İnanan dürüstler toplumlarda hor görülüyordu. Yönetimlerde inanan mazlumların kimileri toplama kamplarına, kimileri cezaevlerine gönderildi. Kimileri infaz edildi. Kimileri göçe ve baskıya zorlandı. Tüm dünyada inananlara zulüm edildi.
· Küresel Ergenekoncu zihniyet dünya yönetimini ele geçirmiş çıkarları doğrultusunda insanlığa zulmetmektedir. Her türlü terörü kendileri yarattılar. Silah üreticileri, ‘silahlar üretiyorlar.’ bahanesiyle ülkelere saldırıp küresel teröre neden oldular. Dünyaya terörü yayan hükümetler savaş suçlusudur. Yeryüzüne zulmedenler kendilerindeki bu gücü nereden alıyorlardı. Yargılama ve zulmetme haklılığını nasıl oluşturuyorlardı.
· İnsanoğlu, ırkçılık saçmalığı ile büyük bir fitneye düştü. Düşmanlık psikolojisiyle vahşice etnik temizlik ve tasviyeler ile insanlar birbirlerine zulmettiler. İnsanlara birlik ve adalet huzur getirir. Parçalanmak ve köktencilik insanlığa büyük zarar verdi.
· Yıllarca doğrucu ve dürüst olduklarını söylediler. Kendilerini dinin temsilcisi saydılar. Hakkı savunuyoruz derken menfaatlerini savundular. Şimdi gerçekten insani değerleri ve barışı savunan birileri geldiğinde hakkı reddediyorlar. İnançsızlar doğruları kabullenmiyorlar. Yıllarca şeytanın telkinleriyle (bozuk bir düşünceyle) hayata bakmışlar. Zulmedenlerin yönetişinden nemalanmışlar. Kendilerini doğru yolda sananlar inananlara yapılan zulüm söylendiğinde bunu anlayamıyorlar. Onlara çok ters geliyor ve şok geçiriyorlar. Yıllarca çıkarları için inandıkları doğrular bir anda yanlış çıkıverdi.
· Aldatılanlar yıllarca müslümanlar İsraillileri öldürüyor olarak biliyorlardı. Tam tersi yıllarca İsrailliler müslümanları ve mazlumları öldürüyordu.
· İsrail devletinin güvenliğini korumayı dini bir görev sayanlar gerçek İsrail halkına (Ortadoğu’ya) zulmederek insanlığa da zulmettiklerini öğrendiğinde şaşkınlıklar içinde kalıyorlar. Onlar Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdi. Gelişmiş silahlarıyla dünyaya egemen olacaklarını mı sandılar. İnsan öldürenler insanlığı koruduklarını söyleyemezler.
· Araştırmadan, gerçekleri bilmeden kuru inatla muhalefet edenler ve menfaat siyaseti yapanlar yarınlarını kaybetmiş zavallılardır.
· Dünyada insanlık ve barış adına çalışanlarla küresel menfaatçi anlayış arasında bir mücadele vardır. Yeryüzünde bu inananlarla inanmayanların mücadelesi hep olmuştur. Ülke yönetimleri kalıplaşmış vesayetçi tavırlarıyla savaş ve çıkar psikolojisiyle hareket etmeyi bırakmalıdır.
· Dünyada zalimlerin egemenliğine karşı bir başkaldırı başlamıştır. Her ülkede hukuksuzların, çetelerin ve çıkarcıların yönetimine karşı bir direniş vardır. Meşru olamayan bir sisteme karşı adil bir düzen isteyen halkların başkaldırısı ilk Ortadoğu’dan başlamıştır. Çünkü en büyük acıyı onlar çekmiştir. Savaşlardan ve baskılardan yıpranmış halklar inandığı için kötü yolları tercih etmemişti. ABD ve Batıya tepki bundan doğmuştur.
· Yalan üzerinden sürekli tekrarlarla insanları aldattılar. Uydurma bir algı yarattılar. Medya ile büyük bir kitleyi aldattılar. ABD yi yöneten zalimler tasarılarını uzun zamana yaydılar. Irak için de aynı zamanlamayı kullandılar. Şimdi İran için aynı zaman yönetimini kullanmak istiyorlar. 2009 da İran’ı uluslar arası kamuoyunda karaladılar, 2010 da türlü suçlamalar, yalanlar, olaylar gerçekleştirdiler. 2011 de uluslar arası kamuoyuna İran’ın tehdit olduğunu kabul ettirme ve inandırma çabasındaydılar. 2012 de İran a vurma hedeflerine ulaşacaklar. Obama seçilince şimdi İran’a vurma zamanı diyorlar.
· Kendi yarattıkları İslam terörünü gündemlerinde sürekli canlı tuttular.11 Eylülde ikiz kuleler vurulmuştu. İkiz kulelerin sıfır noktasına camii yapma haberleriyle yine düşmanlık üzerinden gündem yapmışlardı. 11 Eylülü gündemden düşürmeyip sıcak tutarak İslam düşmanlığı yapıyorlar. Camii inşaatı tartışmalarının ardından seçtikleri Rahip Jons ile Kuran yakma eylemiyle bu tartışmayı kapattılar. İslam’ı karalama üzerinden kötü tasarılarla medyada yayın akışı uyguluyorlar.
· Dünyada İslam düşmanlığı yapan ve haçlı zihniyetiyle hareket eden bir anlayış vardı. Gerçekte onlar İsevi değillerdi. Din ayrımcılığı yapanlar Rabbin evrensel dinine karşı mücadele ediyorlardı. İslam düşmanlığı ile hareket edenler Türkiye düşmanlığı da yapmaktadırlar. İsrail ve Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye’ye karşı düşmansı tavırları açıkça görülmüştür. Fransa ve birtakım ülkelerin yönetimleri soykırım yasasını gündemlerinde sürekli tutmuştur. ABD ve Avrupa’dan pek çok siyasi liderin Türkiye hakkında kötü söylemleri sürekli olmuştur. ABD’nin Teksas valisi Türkiye hükümetine islamcı teröristler söylemi, Hollandalı siyasetçi Madlener’in İslamcı gericiler ifadesi İslam düşmanlığının açık örnekleridir. Avrupa’nın bazı meclislerinde Türkiye yanlısı ve karşıtı açıklamaların yaşanması ve bu konuda birtakım tartışmaların olduğu görülmektedir.
· İslam düşmanlığı hep kurgu, yalan, iftira ve bozgunculukla sağlanmıştır. Artık İnsanlık bu yalanlara inanmayacaktır. Çünkü bu saldırgan akım hiçbir temele dayanmadan birtakım kuruntular üzerinden insanlara zarar vermiştir.
· Türkiye kötülüklerle mücadele ediyor. İnanlığa zarar veren her türlü yapılanmayı kırmaya çalışıyor. Demokrasinin eşitliğin ve özgürlüğün yeni sağlanmaya çalışıldığı ülkede eskiyi sahiplenen statükocularla savaşıyor. Türkiye Dünya uluslarına da evrenselliği gösteriyor. Dünyada ki egemenler de çıkarlarına ters düşecek bu gerçekliğin üzerini kapatmak için Türkiye yi karalama siyaseti güdüyorlar. Adaletle başlayan ve suçluların yargılanmasıyla devam eden süreçte özgürlükler ülkesi haline geliyor. Rabbin kralını her gün karalıyorlar kötü söz söylüyorlar yalan ve iftira atıyorlar işte basın ve ifade özgürlüğünün en büyük kanıtı bunlardı. Dünyayı yöneten diktalar Türkiye yi karalamak için Rabbin kralını ve yönetişini dikta olarak tanıtmaya çalışıyorlar. Gazetecilikle değil terörle suçlanıyorlar. Yayın organlarıyla halkı birbirine düşüren herkes teröre destek vermektedir. Uydurma yalanlarla kirli tezgahlarla insanları birbirine düşürerek kaos ortamından kazanç sağlayanlara lanet olsun. Yeryüzünün egemenleri işte hep bunları yaptılar.
· Yeryüzüne baskı kuranlar şimdi İslam’ı eleştirmekten korkmadıklarını söylüyorlar. Onlar son derece özgürler. Bırakın eleştirmeyi inananlara savaş açmışlardı. Yaptıkları hukuksuzluğun verdiği korkuyla böyle söylüyorlar. Bozguncular küresel demokrasiye ve barışa engel olamayacaklardır.
· Küresel egemenler, Türkiye, Mısır, Libya ve Suriye gibi ülkelerde demokrasinin ve mazlum inananların yönetime gelmesinden hoşlanmıyorlar. Bölgede İslam’ın ülkeleri ele geçirmesine tahammül edemiyorlar. Şeytanın egemenliği yıkılırken Rabbin egemenliği gelmektedir. Şeytanın taraftarları Rabbin egemenliğini engellemek için ellerinde geleni yapıyorlar.
· Ortadoğu ülkelerinin yönetimlerine inanan halkın gelmesine karşı çıkıyorlar. Kendilerine bağımlı olmayan (barışçı, demokratik, adaletçi, doğrulukçu ) hükümetlerin yönetimine karşı çıkmaktadırlar.
· Avrupalı entelektüeller Türkiye’nin doğru yolda olduğunu ve önemini gördüler. Avrupalı iş dünyası Türkiye’yi AB ye alın diye baskı yapıyor. Türkiye’ye yatırımlar hızla artıyor. Çünkü onlar Türkiye’nin gerçekten yapıcı ve iyi niyetli olduğuna inanıyorlar. Rabbin kralı ile Türkiye’nin, islamcı ümmet zihniyetiyle değil de tüm insanlığı kucaklayıcı, tarafsız ve barışçı bir tutum izlediğini biliyorlar.
· Türkiye tüm uluslara, krizle boğuşanlara ve rejim değişikliği olan her yere olumlu yapıcı ve çözüme yönelik tavsiyeler veriyor. Hiçbir siyasi, etnik ve dini ayrım gözetmeksizin insanlığın iyiliği yönünde öğütler veriyor. Zulüm üzerinden baskıyla kazananlar Rabbin kralını anlayamıyorlar. Hemen Rabbin kralına ve ülkesine düşman kesiliyorlar. Rabbin kralı onlara yanlış yolda olduklarını, halkın isteklerine cevap vermelerini söylüyor. Halkına baskı kurmamalarını ve kaynakları sömürmemelerini öğütlemeleri zulmedenlerin hiç hoşuna gitmiyor.
· Bir zamanların bozuk Türkiye’si şimdi Rabbin kralıyla düzelmiş evrensel bir anlayışla barışı tesis için çabalayan ülke olmuştur. Avrupa’nın çok gerisinde olan Türkiye şimdi Avrupa’ya diktayı yenin, demokrasiyi tutun, doğruluktan ayrılmayın gibi tavsiyelerde bulunuyor. Avrupalılar ülkelerinde demokrasi var zannediyorlar. Seçtiklerinin yönettiklerini sanıyorlar. Zulmedenler ve ayrımcılık yapanlar yıllarca aldatarak yönetmişler.
· Artık Avrupalılara demokratik değerlerden vazgeçmeyin, Ayrımcılığın her türlüsünden sakının, teknokrat hükümetlerle krizden çıkış olmaz söylemleri kullanılıyor. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki adından en çok bahsettiren ülke oldu.
· Türkiye’nin çevresinde sıcak problemler var. Bölge her gün daha da ısınıyor. Türkiye’nin gücü ve kapasitesi var. Ortadoğu da anında organize olabiliyor. Osmanlı yeniden doğuyor. Bu yeni krallık Osmanlıdan daha adil ve güçlü olacaktır. Çünkü bu krallığı Tanrı desteklemektedir. Türkiye, mazlumları anlıyor ve onlara sahip çıkıyor. Yıllarca Türkiye’yi de baskıcı yöneticiler yönetmişti. Atanmışlıkla yönetenler ve cuntacılar inananları sindirirlerdi. Türkiye Ortadoğu kültürünü iyi anlıyor ve aynı kültüre sahiptir. Gerçekte tüm insanlık aynı kültüre ve beklentilere sahiptir. Avrupa’da ki ezilen halklar güçlü baskıcılar tarafından organize olamıyordu. Türkiye, dünya da barış istiyor. Türkiye çözümde diplomasiyi iyi kullanıyor. Doğru siyaset ve temiz amaç güdüyor.
· Ortadoğu dahil dünyanın büyük bir kısmı aynı düşünceye inanca ve kültüre sahiptir. Tüm dünya zalimlerin yönetişinden bıkmış durumdadır. Dünya adaleti, barışı kardeşliği ve adil düzeni özlemiştir.
· Avrupa parlamentosu 2011 Türkiye raporunu tartışmaya açtı. Hazırlanan taslak tamamen yanlı ve objektiflikten uzaktı. Raporu hazırlayan, Hristiyan demokrat gurubu üyesi Ooman-Ruisten. Olumlu yaklaşılmayan ve taraflı bakış ile Türkiye için türlü bahaneler bulmuşlardı. Yargı reformu ve sivil bir anayasaya ihtiyacın gerekliliğini vurgularken özellikle bunun için çalışan bir hükümeti eleştirmeleri onların tezatlık içinde olduğunu göstermiştir. Yargının bağımsızlığını ve yargı sürecini etkilemeye çalışanların dokunulmazlığının kaldırılması çalışmasına da muhalefet susturulmasın diyorlar. Türkiye de düşünce ve ifade özgürlüğü yeni sağlandı. Teröre destek veren KCK dan tutuklananlardan endişe duyduğunu ifade ediyorlar. Yıllarca teröre destek veren Avrupalı yönetimler şimdi PKK bir terör örgütüdür diyor ancak geriden de sinsice destek veriyorlar.
· Arap baharını yaşayan birçok ülke Türkiye’ye gıpta ile bakıyor. Fakat Avrupa’yı yönetenler Türkiye’nin yükselişini eleştirmektedir. Avrupa, haçlı zihniyetiyle yönetenlerin hukuksuzluğunda kalmış. Avrupa’yı yönetenler sanki demokrasi şöleni yaşıyormuş gibi Türkiye’nin Kophenağ kriterlerine uyumluluğunu ölçüyorlar. Avrupa’da yönetimlerin taraflı tutumları, çıkarcıların egemenliği pek belirgin görülmektedir. Yabancı ve İslam düşmanlığı, ırkçılık ve sömürgecilik onları iyice yozlaştırmış. Adaletleri de, siyasetleri de, insani çalışmaları da tamamen taraflıdır. İnançsızlar kendi taraftarlarını kolladılar.
· Avrupa’ya egemen güçlere karşı muhalif halklar doğruluğun yanında olacaktır. Avrupalı halklar Ortadoğu’da ki bahardan güç alacaklar. Yönetimlere egemenler, dünya arzusundan ve menfaatleri için zulmü makul görmekten vazgeçmeyecekler. Avrupa hükümetlerini yöneten bozguncu ve vesayetçi anlayışın egemenliği yıkılacaktır. Avrupa halkı da sağduyuyla İsa’nın doğru yolda olduğuna inanarak Türkiye’nin yanında olacaktır.
· Özgürlükle İslam bir arada bulunamaz diyorlar. İslam’ı baskıcı, tutucu, reel olmayan gerçekçiliğin dışına çıkmış, yozlaşmış bir din olarak nitelerlerdi. Avrupa’ya da bu anlayışı empoze edip yönetim tahtına tutunanlar hep böyle devam edeceğini sanıyorlardı.
· Hristiyanlık önderliği üzerine oturtulmuş inançsızlık anlayışı değer buldu. Dinsizler farklı dinlere ve dini emirlere savaş açtılar. islama ve geri kalmış inanan mazlum halklara saldıran anlayış dünyanın her yerine hükmetti. 11 Eylül ile haçlı zihniyetini kullanan saldırganlar barışa savaş açtılar. Dünyanın her yerinde inananlara zulmedildi. Her kıtada, her ülkede doğrucu ve dürüstlere baskı yapıldı.
· Yıllarca içlerinde taşıdığı İslam düşmanlığını somut olarak ortaya döktüler. Dini emirlerle mücadele ettiler. Muhammedi sırf çıkarlarından dolayı reddeden egemenlerin bugün ardından giden anlayış insanlığa zulmetti.
· Artık ABD düşmanlığı ve haksızlığa başkaldırı başlamıştır. ABD’nin eski baskıcı ve savaşçı dönemi bitmiştir. Bu özgürlük hareketi güçlenerek artacaktır. Son yüz yılda ABD’nin dünyayı çok kötü bir hale getirdiği ve halklara büyük baskılar yapıldığı çok açıktır.Artık saldırarak dünyayı yönetme anlayışı çökmüştür. Yayılmacılık ve sömürgecilik devri bitmek üzeredir. Savaş çıkartanların krallığı ve yeryüzü hakimiyeti yıkılmaktadır.
· Artık İslam’a, inananlara ve mazlumlara yürütülen kara propaganda inanan halkları canından bezdirmiştir. İslam düşmanlığını, karikatürle, çeşitli filmlerle dile getirenler ve bunu batıya empoze edenler artık tepki görmektedir. İslam’a hakaret eden ve Peygamberi kötüleyen film dünyadaki tüm müslüman ülkelerce tepki almaktadır. Mısır, Libya, Afganistan, Pakistan, Irak gibi pek çok ülkede yürüyüşler ve gösteriler olmuştur. Mazlum halklar yıllarca baskı ve karalama kampanyasından bıktılar. İslamafobi, savaş ve baskı ile halkları isyan ettirdiler. Dünyanın her yerinde ABD ve yanlılarına büyük tepkiler doğmuştur. Bu tepkiler küreselleşecek ve zarar gören her millet bir çatıda buluşacaktır.
· İslam’a inanan halklar ı küçümsediler. Kötü yollarla dünyayı kazanmış olanlar haksızlığa ve zulme başvurmayan geri kalmış halkları tehdit gördüler. Yeryüzü için büyük tehdit olan savaş isteyiciler mazlumları itibarsızlaştırdılar. Zalimlerin egemenliğine Ortadoğu öncülüğünde sert tepkiler gösterilmektedir. Yıllarca dinlerinden dolayı baskı altında kalan halklar artık özgürlük için başkaldırmaktadır. Bu uyanışı kimse durduramayacaktır. Çünkü bunu Tanrı istemektedir.
· Afganistan’da Kuran yakma eylemi, Karikatür krizi, ABD’de yayımlanan İslam’ı karalayıcı filmler ve bunların öncesinde sayısız kara propagandalar artık insanları harekete geçirmiştir. Tüm insanların faydasına iyi işlerden rahatsız olanlar geri kalmış toplumların gelişmesinden rahatsız olmaktadır.
· TÜRKİYE VE ORTADOĞU: Dünya da Türkiye’nin liderliği var. Dünya düzenine Türkiye güneşi doğdu. Ancak bu liderliği küresel vesayetçiler kabul etmiyor. Değişime ve barışa direnenler şiddete başvurduğu anda eski kavimlerin başlarına gelecek olan şey onların da başlarına gelecektir.
· Obama iktidarının ilk aylarında Rabbin kralı Erdoğan’a, Türkiye ye ve İslam dünyasına sıcak ve olumlu mesajlar vererek kendini İslam’a yakın göstermiştir. İlk ziyaretini Türkiye ye yapıp Türkiye’den İslam dünyasına seslenmesi de aldatıcı tavırlarındandır. Obama söylediğinin tersini yapan hileci deccal’dir. Kendini islam dünyasına şirin göstermiştir. Türkiye ve islami halkların haklarını gözetir tavrıyla hareket etmiştir. Yalanla, sinsice dünyayı çıkarları doğrultusunda yönetecekti. Bütün bunlara rağmen Arap baharıyla başlayan süreçte hayal kırıklığına uğrayan Obama, kaçınılmaz değişimle gerçek yüzünü göstermiştir. Hakkın karşısında eriyip gitmektedir. Erdoğan’ın İsrail’e yönelik çıkışı, BM güvenlik konseyinde İrana a yönelik yaptırım kararında Türkiye’nin Aleyhte tavır takınması değişimin engellenemez olduğunun kanıtıdır. Rabbin kralı doğrulukla korkmadan gerçeklerin ardında durmasıyla gücünü daha da arttırmıştır. Yoksa egemen zalimlere boyun eğseydi onlardan ne farkı kalırdı.
· Obama, Ortadoğu’daki İslami halk hareketlerinin Ortadoğu’ya egemen olmasından rahatsız olmaktadır.. Arap baharıyla başlayan değişimi yönetmeye çalışıyorlar. Arap baharını sessizce engellemektedirler.
· Mısır’daki Müslüman kardeşlerin özgürlük zaferi ve Ortadoğu ’da inançlı halkların uyanışı zalimleri çok tedirgin etmiştir. Gerçekte bu durumları onlar ortaya çıkarmıştır. Ortadoğu’daki uyanışı
· Ortadoğu’ya uygulanan zulümler, savaşlar ve baskılarla zalimler kendi kuyularını kazdılar.
· Zulmedenlerin yönetiminde yaşam çok zordu. Tüm işler ve sistem kötülük üzerinden yürüyordu.
· Arap baharıyla başlayan süreçte Ortadoğu ve dünyada istikrarsızlık artacaktır. Silahlı çatışmaların ve savaşların artacağı bir sürece girileceği şimdiden anlaşılmaktadır. Ama bu büyük kargaşanın ardında mutlu bir son kaçınılmazdır.
· Türkiye’nin Ortadoğu’da barışçıl ve birleştirici rol aldığını herkes biliyor. Her ülke içinde birlik ve istikrarı sağlama çalışmaları olmuştur. Lübnan, Irak, Libya, Suriye, Mısır ve Filistin gibi ülkelerde olumlu çalışmaları olmuştur. Filistin için bile Hamas ile El-Fetih arasında anlaşmayı sağlatan Türkiye’dir. Mısır ile Filistinli guruplar arasında uzlaşı sağlayan da Türkiye’dir. Suriye’de özgürlük mücadelesini barışçıl ve yapıcı yönetmek isteyen, Libya konusunda da en doğru adımı atan, geçici hükümete yol gösteren, Mısır’a yön veren yine Türkiye’dir. İsrail’i uyaran ve barışa çağıran, Lübnan da ortaya çıkan ayrılıkçı tavırların önüne geçmeye çalışan, İran’ı dizginleyen ve Avrupa’ya ders veren bir Türkiye var. Tüm dünyada doğrulukla barış mücadelesi veren Rabbin kralıdır. Beklenen peygamber İSA Türkiye’nin başbakanıdır. Tüm bu yaşananlar Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleşti. Tanrı onun yanında ve tanrıya kimse galip gelemeyecektir.
· Ortadoğu’da ABD önderliğinde haçlı nüfuzu vardı.
· Siyasi karışıklıklar Ortadoğu’yu değiştirirken Avrupa’da ekonomik krizle çökecektir.
· Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşayan halkların demokrasiye geçiş ve kendi geleceklerini kendileri tayin etmek istemektedirler. Arap baharının amacı, kendi kaderlerini belirlemeye çalışan, korku ve şiddetten arınmış bir şekilde yaşamak ve ibadetlerini özgürce yerine getirmek isteyen halklardır.
· Arap baharı öncesinde komşularıyla dostluklar kuran Türkiye Arap baharıyla oluşan zulümlere tepki göstermesiyle eski yönetimlerle araları bozulmuştur. Türkiye hak ve adalet anlayışıyla doğru yolda hareket etmektedir. Menfaat odaklı değil insani odaklı hareket etmektedir.
· Artık Ortadoğu’da halklar eski halklar değil yönetimler de eski yönetimler değildir.
· Suriye’de Mısır’da ve Libya’da kısacası Ortadoğu’nun genelinde bir Türkiye sevgisi var. Osmanlı anlayışı gibi Türkiye sevgisi var. Bununla beraber Türkiye düşmanlığı yapan karşı bir anlayış var. Bu anlayış yönetimlere gelmiş kaynakları sömüren askeri destekli, vesayetçi, inançsız bir anlayışa sahiptir.
· Yeni dünya düzenine silahla direnenler değişimi engellemek için ellerinden geleni yapsalar da başarılı olamayacaklar.
· ABD Ortadoğu’da nüfuzunu kaybediyor. The New York Times ile çeşitli batı gazetelerinde çıkan ve Türkiye'deki gazeteci tutuklamalarını eleştirenler, Türkiye'nin ABD'ye kafa tutan bir ülke haline gelmesi nedeniyledir. Küresel gündemde Türkiye’yi itibarsızlaştırmak istiyorlar.
· RTE yani Rabbin kralı Ortadoğu’da hiçbir etnik ve mezhebi gurubun tarafında olmamıştır. Türkiye tüm insanlar için yeryüzünde barış ve istikrarı arzuluyor. Çatışmalar, mezhep kavgaları, cemaatler, ayrılıklar Ortadoğu’ya ağır faturalar ödetmiştir. Artık herkes bu parçalanmışlıktan ve düşmanca tavırlardan vazgeçecektir. Türkiye İslam birliğinden daha çok insanlığın din birliğini sağlayacaktır.
· Türkiye AİHM de en çok mahkum edilen ülke olmuştur.
· Dünya da barış rolünü üstlenen ve insanlık adına mücadele eden Türkiye görüntüsü vardır.
· Yabancı basını takip edenler dünyada Türkiye algısının nasıl olduğunu daha iyi görürler. Biz içerden Türkiye yi tam anlayamıyoruz. Ancak dünya Türkiye yi lider görüyor. Barışçıl çalışmaları çok fazla, Ortadoğu da hep Türkiye var. Irak’ın birliğinde, Libya’nın yeni düzeninde, Suriye’nin şekillenecek yapısında, İran’ı terbiye etmesinde, İsrail’in şımarıklığına dur diyen ve Avrupa’ya krizden çıkış reçetesini sunan bir Türkiye var.
· Türkiye her yerde, Ortadoğu da, Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da hep olumlu çalışmalarla sanki dünyada insanlığa hizmet eden bir anlayışta yeni bir rolde hareket etmektedir.
· Yabancı bazı toplum uzmanları ‘Yeni dünya düzenine Türkiye güneşi doğuyor.’ Gibi nitelemelerde bulunuyor. Bu durumdan hoşlanmayanlar tarafından Türkiye’ye karşı çatlak sesler geliyor.
· ABD hükümeti Türkiye’yi düşman ülke olarak görüyor. Haklı ve barışçıl mücadelede meşruluğunu yitirmemek için Türkiye’nin yanında yer alıyor. İçten pazarlıklı ülkeler var. Obama hem Türkiye’yi aldatıyor hem de oyalıyor.
· Rabbin kralıyla Türkiye dünyada barışı tesis etmeye çalışıyor. Olumlu makul kararlar aldırtmak için gerek BM de gerek NATO’da barışçıl ve makul önerilerde bulunuyor. Liderlere baş eğdiriyor. Doğrulukla ve adaletle barışı söyledikçe hiçbir bozguncu karşısında duramamaktadır. Güçlü olan şımarık ve inançsızların egemenliği karşısında mücadele ediyor. İnsanlığa karşı taşkınlık ederek ısrarla egemenliklerini savunmaktadırlar. Haksız olanlar haklı gibi mücadele ettiler. Kirli tezgahları planlayıp karşısında doğruluk abidesi gibi hareket eden gizli ve bozguncu anlayış insanlığa sürekli zarar vermiştir. Savaş çıkaran, uydurma haberlerle halkı aldatan, silah satan, kirli tezgah kuran anlayış inananları yok etmek için çalışmışlardır.
· Türkiye dünyayı doğru ve adil yönetirken dünya yönetimini devralmış görünüyor. Dünya da dengeler değişiyor.. Ancak ABD İsrail ve eski bozuk sistemin yanlıları bu insan odaklı barış öncelikli yönetime direniyor. Egemenliği elinden kaybetmek istemeyenler ellerinden geleni yapıyorlar. Türkiye dünya da iyi işler yapmasına rağmen bu durumdan hoşlanmayanlar Türkiye yi karalıyorlar.
· İran başbakanı, Avrupa parlamentosunda ABD’de ki 11 Eylül saldırısını bizzat Amerika kendisi yaptı dediğinde salonu öfkeyle terk eden ABD ve İngiliz yetkililer dikkat çekti. Bu kadar öfkeli olmak yerine gülmeleri ve şaşkınlıklar yaşamalıydılar. Bu tip öfkeli tavırlar böyle bir şeyin bilindik bir doğru olduğunu göstermektedir.
· İsrail zulmünü övenler bugün Türkiye ye antidemokratik diyorlar. Çünkü onlar mevcut bozuk düzenden besleniyorlar. Türkiye de basın ve ifade özgürlüğünü fazlaca görürler. Türkiye de Rabbin kralına ve hükümetine ağır sözler ve hakaretler sarf ediyorlar. Türlü taşkınlıklar yapıyorlar ve kışkırtıyorlar. Türkiye de ileri demokrasiyi en belirgin haliyle görürler. Onlar Türkiye ye gelsinler de demokrasi şölenine baksınlar. Ortadoğu’da demokrasiye direnen baskıcı yönetimler birer birer yıkılıyor. Demokrasinin karşısındaki her güç yıkılışını izleyecektir. Gerçekleri bilmeyerek zanlarla hareket edenler menfaat mantığıyla hareket ediyorlardı. Kendi yönetişlerinin daha demokratik ve adil olduğunu iddia edecek kadar da anlamsız mantıkları var. Zalim yöneticilere ve onların seçmenleri azınlık olsalar da gücü elinde tutup devlete de egemen olunca çoğunluğa baskıyla hükmettiler.
· Büyük değişimin ilk çatlağı Gazze’den başlayacak. Mısır ve Türkiye kardeşçe birlik edecekler.
· Walt stritt Journal Türkiye de yayına giren fetih 1453 filmini Türkiye de Osmanlı filmleri ilgi görüyor olarak yorumladı. Bu da eski Osmanlı hevesinde olan Türkiye imajı verilerek dünya egemenliği için mücadele eden ülke anlamı yükleniyordu.
· ABD de Newyork Times gazetesine Suriyeli bir muhalifin şöyle demeç verdiğini yayınlıyorlar. ‘Türkiye Suriye’nin cephaneliklerini ve kritik noktalarını vurmaya hazırlanıyor.’ Diye haber yapmışlar. Amaçları da Suriye ile Türkiye’yi kışkırtmak. Bu tür temelsiz uydurma tezgahlanan haberleri sürekli yapıyorlar. Delilsiz temelsiz uydurma kendi şeytani fikirlerini haber olarak sunuyorlar. Bunlar dünyayı hep böyle yönettiler. İnsanları birbirlerine kışkırtarak amaçlarına ulaştılar.
· İngiliz gazeteci Richard Peppiatt İngiliz basınında bir dönem editörler muhabirlere Müslümanları karalamak için fabrikasyon haberler yaptırdığını söylemiştir. Peppiatt: ‘Göçmenlere bilhassa Müslümanlara yönelik fabrikasyon haberler yapmamız istenirdi. Demiştir. Müslümanlar ülke ve dünya güvenliğini tehdit ediyorlar. Göçmenler ülkeyi tehdit ediyor. Ülkeyi ele geçiriyorlar anlayışı lanse edilmiş. İngiltere’de bir merkezden kurgulayarak İslam düşmanlığı üzerinden haberler yapılırdı.
· Wikileaks belgelerinin dünyayı değiştirdiğine inananlar bozgunculukla yöneteceklerini umut ediyorlar. Wikileaks belgeleri ile ülkeleri birbirine kışkırtma haberleri üretenler bu bozgunculuk hedeflerine ulaşamayacaklardır.
· Suriye’de iç savaşın etkisiyle kaos hüküm sürüyor. Muhalifler bazı bölgeleri ele geçirdi. Esad, muhaliflerin şehirlerini dışardan bombalamaya devam ediyor. Ülkede ticaret durmuş düzen çökmüş bir haldedir. Suriye devlet olma özelliğini neredeyse yitirdi. Esad, ülkeden kaçış hazırlığı bile yapmışken; ülkenin birliğini ve bütünlüğünü sağlayamazken Türkiye uçağı düşürülmüştür.
· Dünyada sürekli Esad’ın zulmü dile getirilmişti. Esad yönetiminin meşruluğu kalmamıştı. Ve herkes Esad diktasından şikayetçiydi.
· Silahsız, kimliği açık Türkiye uçağının uluslar arası sularda uyarılmadan sırf vurmak arzusuyla vurulduğu halde olay çarpıtılmaktadır.
· Walt setret Journal gazetesi Düşen Türkiye uçağıyla ilgili İsrail’e hizmet eden haberler yaparak Türkiye karşıtı olumsuz bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Bu küresel yandaş medya dünyanın eski patronlarının kurduğu İsrail devletine ve Türkiye karşıtlığına hizmet etmektedir. İslamafobiyi yaratan Newyork Times, Guardiyan ve walt setret Journal gazeteleri küresel algıyı yanlış yönlendirmiş ve dünyayı karanlık hale getiren haberler yapmışlardır.
· Ortadoğu’da güç merkezi olan Türkiye’ye ve barışçıl politikasına gizliden plan yapanlar var.. Türkiye’nin Ortadoğu modelliğinden rahatsız olanlar var. Türkiye küresel güce ilerlerken önüne taş koymaya çalışanlar var.
· Hiçbir şeye ses çıkarmamak, kabuğuna çekilip kendi dünyanda kapalı yaşamak doğru değildir. Çevremizin ve küresel sorunların çözümüne destek vermek insani bir görev ve kutsal bir mücadeledir. Kendi içimizde dış politikamızı eleştirenler oluyor. Suriye’yi kınayacaklarına Türkiye’yi kınıyorlar. Başbakan Erdoğan’ın Suriye politikasını kınayanlar bilsinler ki Suriye politikası çok adil, doğru, evrensel ve yerinde bir politikaydı.
· Türkiye büyüdükçe ve küresel bir güç olmaya devam ettikçe terör saldırıları artacaktır. Türkiye insanlık adına doğru olan şeyleri yaparken bu durumu istemeyen ve çıkarlarına ters düşen bir zihniyet de oluşmaktır. Bir tarafta Türkiye sevgisi oluşurken diğer tarafta Türkiye düşmanlığı oluşmaktadır.
· Türkiye küresel güç olmaya devam ettikçe elçiliklerimize, Türk işadamlarına ve Türk okullarına saldırılar görülebilir. Türkiye büyüdükçe Türkiye düşmanlığı da büyüyecektir. Nitekim Ortadoğu’da bunu görmekteyiz.
· Türkiye küresel güç oldukça Türkiye’yi sevenler ve Türkiye’yi sevmeyenler olarak büyük kitleler ortaya çıkacaktır. Türkiye büyüdükçe ülke içinde nasıl terör olayları arttıysa, Türkiye küresel bir güç oldukça Türkiye’ye karşı terör olayları da küreselleşecektir.
· Dış politikada Ahmet Davutoğlu rüzgarı esiyor. Dış ülkelerde sürekli çalışıyor. Dünya gündeminin şekillenmesinde büyük katkısı oluyor.
· Davutoğlu yeni bir Türkiye vizyonuyla yola çıktı. Bu vizyon hem Türkiye hem de dünya adına başarı ve barış getirecektir. Davutoğlu’nun küresel sorunlardaki olumlu çalışmaları saymakla bitmeyecek kadar çoktur.
· Doğruyu haykıran ve zalime dur diyen Türkiye birilerini rahatsız ediyor. Türkiye’ye karşı cephe oluşuyor. İyiler ve kötüler saflarını belirleyecektir.
· Türkiye artık çevresindeki komşularıyla ve küresel sorunlarla ilgilenmektedir. Sömürgeci ve menfaatçi anlayışla değil insani anlayışla olaylara yaklaşmaktadır. Ortadoğu’da müthiş organize oluyoruz. Ortadoğu’da ne kadar karışık olursa olsun Türkiye sevdalısı halklar mutlaka bulunuyor. Hala Devleti Ali Osman’ın kalıntıları var. Ve onun beklentisini taşıyan halklar bulunmaktadır.
· Türkiye Afrika başta olmak üzere 33 yeni temsilcilik açmıştır. Pek çok yerle irtibatlı hale gelmiştir. Diplomatik ilişkiler hat safhadadır.
· Libya’da Kaddafi rejimine karşı oluşan halk devriminde Türkiye doğru yerde durmuş ve arabuluculuk ve yönlendirme gibi doğru çalışmalarda bulunmuştur. Libya’dan tahliyeyi gerçekleştirmiştir.
· Libya’nın sömürgecisi olan Fransa, yeni hükümete para yardımı yaparak kendilerine bağımlı hale getirmek istediler. Ancak Türkiye’de Rabbin kralı insani yardım amaçlı ve hiçbir çıkar gözetmeden Libya’nın kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durabilmesi sağlama amaçlı para yardımı yapmıştır.
· Türkiye, Suriye’ye çözümün yol haritasını gösterdi. Seçimleri, referandumu, anayasa değişikliğini Esad reddetti. Sonra bir iç savaş başladı. Türkiye bu durumun durdurulması için gerek Arap birliğinde gerek BM güvenlik konseyinde çok etkili ve yapıcı çözümler öne sürdü. Rusya ve Çin’in vetosunun ardından Rusya gözlemcisi, Çin gözlemcisi ve Annan gözlemcilerinden sonra sorun çözülmemiş tam tersi artarak kronikleşmiştir.
· Davos toplantılarıyla çeşitli amaçlarda dünya ülkeleri bir araya sıkça gelmektedir.. Krizden çıkış yöntemleri için çabalayan, ve yol gösteren bir Türkiye vardı.
· Davutoğlu’nun özverili çalışmalarıyla ve ekibinin organize hareket etmesi bizleri hayli şaşırtmaktadır. Şu anda Amerika dahil hiçbir ülke dünyanın hiçbir yerinde bu kadar organize olamamaktadır. Türkiye Ortadoğu, Afrika ve Avrupa dahil her bölgede hemen organize olmakta ve faydalı işler sergilemektedirler. İstihbarat çalışmaları, bilgi toplamalar, durum değerlendirmeler ,kriz masaları oluşturmalar, yöntem belirleyip uygulamaya koymalar son derece başarılıdır. Kısacası dış politikada Davutoğlu çok başarılıdır. Yaptığı işler tam organize işler ve büyük başarılardır. Dünya barışına hizmet eden bir Türkiye var.
· Hukuksuz yönetimler Rabbin kralını ve O’na inanan halkı İslamcı teröristler olarak niteliyorlar. İnanan mazlum halkları hedef alarak katliamlar yapmışlardı. Yeryüzünde egemenlerin terörünü gördük. Devlet yönetimlerine sahip olan bu çeteler ve terörist yapılanmalar komplolarla haçlı zihniyetini ortaya çıkarmıştı.
· Rabbin kralıyla Türkiye, zalimlerin korkusu ve paradigması haline geldi. Çünkü Türkiye gerçekleri haykırmaktan ve zalime dur demekten çekinmiyor. Tanrının evrensel dinini sahiplenir haliyle insanlığa fayda sağlıyor.
· Eski Osmanlı anlayışını bekleyen büyük halklar Türkiye’ye yaklaşmaktadırlar. Bu nedenle Ortadoğu’da değişim kitlesel olarak gerçekleşmektedir. Uzak kıtalardaki ülkelerde dahi hala ‘Devlet-i Aliye’ beklentileri ve özlemleriyle yaşayan insanlar vardır. İşte bu anlayışa geçiş döneminde olduğumuz bir gerçektir. Türkiye değişirken dünya da değişmektedir.
· İRAN : İran üzerinden menfaat derdinde oların birlik mücadelesi var. İnsanlığı ve barışı koruyacakları yerde bozgunculuğu ve savaşı istiyorlar. İnsanlığa zarar veriyor. Güvenliğimiz diyerek zulmeden anlayış şeytanın siyah bayrağını sallıyor.
· İran’a başlatılan örtülü savaş hem dış dünyada hem de İran içinde hızla devam ediyor.
· İran’a kara propaganda yapanların oyununu Türkiye bozmuştur. Türkiye barışçıl hamleler yapmıştır. İran ile gerginlik yaratanlar yine savaş siyaseti üzerinden oynamaktadırlar. İhtiyaçtan doğan barışçıl nükleer çalışmayı bahane ederek İran’a saldırı ve operasyona kadar götüren anlayış baştan belliydi.
· Sorunları çözme yolundaki başarılı çalışmaları yapan Türkiye’nin bu olumlu faaliyetleri bozguncuların hoşuna gitmiyor.
· İsrail, İran’ı vurmak için fırsat kolluyor. ABD ve İsrail hükümeti İran için gizli anlaşmalar ve planlar yapıyorlar. İnananların istikrarını bozmak, inananları ortadan kaldırmak, bölgede kargaşa çıkartıp birbirlerine düşürme hesapları yapmaktadırlar. Dünya otoritesi ve egemenliği kaybolan İsrail ve ABD her yolu deneyecektir. Zaten kaybedecek bir şeyimiz yok zaten kaybediyoruz diye İran’a veya Türkiye’ye savaş açmaları muhtemeldir. ABD ve İsrail Rabbin dini için Ahiret için çalışan değil Şeytanın tarafında dünya egemenliği için mücadele eden inançsızların önderleridir. Yecüc ve mecüc amaçlarına ulaşamayacaktır.
· Son aylarda dünyada İran’ı karalama kampanyaları sürekli devam etti. İran ile nükleer silah kelimelerini sürekli beraber telaffuz ettiler. İran nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu ve elektrik ve diğer enerji üretimleri için nükleer çalışmalar yaptığını sürekli söylemektedir. Bunun için de Brezilya ile İran’ın takas anlaşmasına Türkiye arabulucu olmuştu. Dünya atom enerjisi kurumuna kapılarını açan İran nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu göstermişti.
· Bu sefer dünya kamuoyunda İran nükleer silah yapma kapasitesine üç yıl sonra kavuşabilir bu nedenle İran’ın nükleer çalışmaları engellenmelidir söylemleri dünya kamuoyunda yayılmıştı. Binlerce nükleer başlıklı füzelere sahip olan ABD ve İsrail kendilerini dünyanın barış elçileri gibi görüp başkalarının silahlara ulaşmasından korkarak böyle bir anlayışla savaş isteyip halklara zulmetme anlayışı anlamsız gelmektedir.
· İran’daki nükleer bilim adamlarının suikast ile öldürülmesi, ardından Amerikan ve İsrail insansız hava araçlarının İran’a düşmesi İran’a karşı tahrik ve olumsuz çalışmalar olarak nitelenebilir.
· Benyamin Netenyahu, ‘İran’dan gelecek nükleer tehdide karşı zamanın tükendiğini söyleyerek daha fazla bekleyemeyiz.’dedi. ABD başkanı Obama, İran’ın nükleer silah üretmesine engel olunması gerektiği görüşünü tekrarladı. Çok net bir şekilde bütün seçeneklerin masada olduğunu ifade etti. Obama ‘Her zaman İsrail’in arkasındayız ve İsrail’i kollayacağız.’ Dedi.
· Obama “Bütün seçenekler masadadır. Askeri bir hareketin maliyetini görüyoruz.”Obama askeri müdahaleye karşı olduğunu söylese de gizliden istediği bir gerçektir. Obama İsrail ile bağlarımız kopartılamaz dedi. Son günlerdeki vakit tükendi, sabrımız kalmadı gibi söylemlerle İran’a operasyon yapacağını net olarak gösteren İsrail, İran’a vurmayı kafaya koymuş görünüyor.
· İsrail telaşlı ve aceleci bir tavırla İran’a vurma hazırlığı yapıyor. Nedeni de Arap baharıyla başlayan Ortadoğu’nun hızla değişmesi. Emperyal güçlere hizmet eden baskıcı yönetimlerde arka arkaya gelen devrimler ve ayaklanmalar bölgenin eski patronlarını zorluyor. Bu nedenle müdahale amaçlanıyor. Mısır’ın İsrail valisi olan Mübarek devrildi. Müslüman kardeşler yönetimi gelmişti. İsrail bu durumdan hiç memnun olmadı. Ayrıca Suriye’de Esad rejimi de yıllarca halka baskı kurmuştu. Suriyeli muhalifleri Hamas, Hizbullah ve El kaide destekliyor diye ABD dışişleri bakanı Hilari Clinton bunlar destekliyor diye geri duramayız demişti. Bölgedeki değişimi yönetmek istedikleri bir gerçek.. Aslında bu değişim Emperyal güçlerin zulmüne karşıydı. İşte bu durumdan dolayı İsrail bölgeyi karıştırmak, mezhep savaşları çıkartmak, bölgedeki değişime gözdağı vermek gibi niyetlerle savaş arzusunda bulunuyor.
· İsrail Cumhurbaşkanı Peres İran’a ‘Bizler düşman doğmadık düşman gibi yaşamamıza gerek yok’ diyor. Gören de İsrail’i barış isteyenler sanacak. İran’a ve dünyaya barış mesajları vermekle İran’ı kötü durumda göstermeleri sadece bir taktiktir. Pers gerçekleri çarpıtıyor. Savaşı isteyen bir İsrail varken, Filistin halkına zulüm uygularken kalkıp barış mesajları vermek tam bir aldatmacadır. Küresel medya ile insanları aldatmaya çalışsa da artık dünya gerçekleri görüyor. İsrail barış ve dostluğu arzulayan bir ülke olsaydı silah satmaz, kişisel operasyonlar yapmaz, Savaş ve çatışma çıkartmazdı. Mısır’ı yöneterek uzun süre mısır halkına zulmetti. Irak, Afganistan, Pakistan, Ortadoğu gibi pek çok yere savaşta İsrail’in parmağı vardır. Tüm Ortadoğu’yu para, güç ve silahla sindirdi. Güçlü devletlerin kurduğu bozguncu bir ülke olmaktan başka olmadı.
· İsrail Başbakan yardımcısı Silvan Şalom: ‘İranlılar pers imparatorluğunu canlandırmak, Ortadoğu’da rejim değişiklikleri yapmak, bölgedeki tüm petrol sahalarını ele geçirmek ve nükleer bomba yapmak istiyorlar. Böylece dünyada süper güç olabileceklerini düşünüyorlar.’ dedi. BM’de temaslarının ardından gazetecilere konuşan Şalom aslında yıllarca güttükleri kendi siyasetlerini kusmuştur. Bu tür kaygılarla yaşayan süper güçler silahla üstünlük kurulduğunu sanıyorlar. Kendilerince olmadık senaryolar uyduruyorlar. Böylece savaş fırsatları arıyorlar. Bunlar sırf kendi egemenlikleri içindir. Küresel sömürgeciler bahanelerle pek çok ülkeye saldırmışlardı. Bunun örneklerini dünya çok görmüştür.
· Tahran'da İran, Türkiye ve Brezilya tarafından açıklanan uranyum takası anlaşması ABD’nin hoşuna gitmemişti. Ardından BM güvenlik konseyinde İran’a yaptırım kararı oy çokluğuyla çıksa da Türkiye ve Brezilya yaptırıma hayır kararı vermişti. Türkiye her durumda bölgede savaş istemediğini vurgulamaktadır. Ve İran’ın enerji ihtiyacı içini barışçıl amaçlı nükleer ihtiyacı olabileceğini söylemiştir.
· Almanya başbakanı Angela Merkel ile İsrail başbakanı Bünyamin Netenyahu ile görüşmesinde İran a nükleer programı ile ilgili olarak müzakere çağrısında bulunuyor. Netenyahu kimi aldatıyor. İran kapılarını açmıştı, müzakereleri en başından kabul etmişti. Barışçıl çalışmalarını dünyaya ispatlamıştı. Ancak karalama kampanyalarıyla İran ı haksız göstermeye çalışıyorlar. Netenyahu İran’a yapılan yaptırımlardan memnun kaldığını söylerken Filistin ile tüm müzakereleri de tıkıyor.
· İran, Suriye siyasetinden dolayı Türkiye hakkında olumsuz açıklamalar yapmaktadır. İran bir taraftan Türkiye-ABD ile müttefiktir diyor. Diğer yandan Suriye muhaliflerine el-kaide diyor. Bir taraftan İsrail’e tepki gösteriyor diğer taraftan İsrail’e tepki gösteren Türkiye’yi İsrail ile bir safta tutuyor. İran’da menfaatleri doğrultusunda kararlar almaktadır. Türk uçağının Suriye tarafından düşürülmesine ABD-Türkiye müttefiklerinin kendi oyunu şeklinde açıklamalar yapmaktadırlar. Suriye muhalifleri gibi büyük halk devrimlerini terör olarak nitelerken hak çizgisinden ayrılmaktadır.
· Türkiye Irak’ta, Libya’da saldıran taraf olmadı. Hatta İran’a saldırı niyetlerinde bile hakkı savundu. Buna Rağmen Türkiye’yi Amerikan kölesi, İsrail taraftarı gibi gösteren Esad ve İran’lı Safevi kendilerini inanan ve doğru yolda nasıl sanmaktadırlar. Sadece Ortadoğu değil dünya zulümlere dur diyecektir. Türkiye bu konuda doğru yerde durdu, zulmeden değil birleştiren taraf oldu. Türkiye’nin insancıl siyaseti, inanmayan sömürücülerin hoşlarına gitmemektedir.
· Amerika Savunma Bakanı Leon Panetta, İsrail’in birkaç ay içinde İran’a saldırabileceğini söylüyor. Bu arada Amerikan basın yayın organları, Savaş durumunu, İsrail ile ortak çalışmayı ve Amerika’yla İsrail’in İran’a ne kadar süre verilmesi gerektiği konusunu tartışıyorlar. İran’ın nükleer programını tehdit olarak gören İsrail, Tahran’a karşı askeri kuvvete başvuracağını iyice dillendirdi. Amerika: İran’ın nükleer programının ciddi bir tehdit olduğunu sürekli vurguluyor. ABD ve İsrail basınında sürekli İran’a savaş stratejileri konuşuluyor. Küresel bilinci savaşın haklılığına alıştırıyorlar.
· Ekonomisi savaş siyaseti üzerine kurulu ABD’nin Irak savaşını bitirdik imajının ardından yeni bir kazanç yolu mu buldu sorusunu akla getiriyor. ABD başkanı Obama ve Savunma bakanı Panette “Kimsenin kuşkusu olmasın: Amerika İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeye kararlıdır, bu yüzden İran’ın hedefine ulaşmasını önlemek için hiçbir seçeneği göz ardı etmeyecektir.” İbarelerini kullanmakla yeni pazarını seçtiğini göstermiştir. Küresel medyaya İran’ın sivil nükleer programını silah geliştirme çabaları olarak anlatılıyordu. İsrailli liderler sürekli İran’ın nükleer bombaya sahip olmasını önlenmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Zalimler kendi medyalarında ‘İran, Nükleer silah, nükleer bomba, nükleer başlık gibi kelimeleri sürekli birlikte kullanarak İran’ın nükleer silah yaptığı imajını vererek ve halka inandırarak savaş amaçlarını gerçekleştiriyorlar.
· Önce İsrail İran’a vuracak mı soruları soruluyordu. Sonra insanların psikolojisi hazır hale getirildi. Şimdi İsrail İran’a ne zaman vuracak diyorlar. Aylarca haftalarca ABD ve İsrail medyalarında İran’a vurmayı, izlenecek yolu ve stratejileri konuştular.
· Amaçları Ortadoğu’da kargaşayı sağlayıp yüksek oranda ucuza silah satıp birbirlerine düşürüp savaş çıkartmak. Bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve kaosta bırakmak istiyorlar. İnananları böyle yok edebileceklerine inanıyorlar.
· ABD ve İsrail basını İran’a savaşı konuşuyorlar. Tam iki ay boyunca İran’a saldırının faydalarını ve zararlarını konuştular. İran’a saldırırsak ters tepebilir diye çekindiler. Ortadoğu’da ki Arap baharı İsrail’i ve ABD yönetimini endişelendirmiştir. Çünkü Sömürgelerini kaybetmektedirler. ABD ve İsrail’e bağlı cuntacı yönetimler ülkenin kaynaklarını kendilerine akıtır, halkı sömürürlerdi. İşte bu inançsız anlayışın Ortadoğu’da yıkılmasıyla başlayan değişim sürecinde eski egemenliklerini kaybetme korkusu yaşayanlar savaş fırsatları kollamaktadırlar. Mısır’ın Müslüman kardeşler gibi inançlı bir yönetime geçmesi, Suriye’de inançlı halkın mücadelesi zulüm eden eski egemen ülkeleri korkutmaktadır.
· Yeni Delhi’de İsrail diplomatlarına yapılan saldırı ve Taylan’da İsrail büyükelçiliğine eylem yapacakken yakalanma olayında da İran günah keçisi ilan edilip hedef gösterilmeye çalışılmaktadır. İran gazına ve petrollerine göz diken İsrail’in en büyük hedefi mezhep savaşları ve istikrarsız Ortadoğu’dur.
· ABD ve İsrail medyasında İran’a saldırı programları geniş yer buldu. İran’a saldırı haberleri dünya kamuoyuna yayılmıştı. Kanada ve İngiltere gibi pek çok ülkeden ‘Zamanı değil, İran’a saldırma!’ çağrısı yapılmıştı. Obama, bir taraftan İsrail’i uyarırken diğer taraftan ‘İsrail’in güvenliğini sağlayacağız ve geçmişte olduğu gibi her zaman İsrail’in yanında olacağız.’ dedi.
· Irak’tan çekilme görüntüleri ve Türkiye’ye füze kalkanı yerleştirilmesi İran’a saldırının ön hazırlığı sayılabilir.
· İran’da nükleer bilim adamlarının suikast ile öldürülmesi, ABD ve İsrail insansız hava araçlarının İran toprak sahalarına düşmesi gibi olayları da eklersek İran üzerinde birtakım hesaplar yapıldığı anlaşılıyor.
· İsrail neden İran’a saldırmak istiyor. Nükleer silahlara sahip olabilir diye mi? Tabi ki hayır. Aslında İsrail’in savaş isteme mantığı bambaşkadır.
· İsrail, Mübarek’in devrilmesiyle Mısır üzerinde egemenliğini kaybetmiştir. Libya, Lübnan ve Suriye gibi ülkelerde mazlum halklar özgürlük için harekete geçmesi İsrail ile işbirliği yapan hükümetlerin düşmesine neden olmaktadır. Arap baharı, İsrail yanlısı baskıcı hükümetlere karşı bir başkaldırıdır. Ortadoğu’da İsrail etkinliğini kaybetmeye başladı. Bu durumun etkisiyle bölgeyi karıştıracak kritik nokta olan İran’a saldırıyı düşünüyor olabilir.
· İsrail savunma bakanı İran’a vurmaya hazırız. Bu güce sahibiz diyor. Savaş hallerinden bahsederek küresel anlayışı savaş psikolojisine sokuyor. Tüm olaylar değerlendirildiğinde İsrail’in İran’a saldırı konusunda kararlı olduğu anlaşılıyor.
· Kenya ve Tayland’da İsrailli diplomatlara saldırı düzenlenmesinin ardından Bulgaristan’da da Yahudi asıllı bir otobüse saldırı düzenlenmişti. Saldıranların kim oldukları hakkında hiçbir bilgi yokken İsrail bu durumları fırsat bilip İran’a saldırı siyaseti gütmektedir. Dünya’da İran’a karşı bir saldırı algısı yaratmaya çalışan İsrail savaş siyaseti gütmektedir.
· İsrail ile Rum Kesimi arasında savunma ve işbirliği anlaşması yapıldı. İsrail'in Türkiye ile ilişkileri bozulduktan sonra Balkan ülkeleri ile ilişkilerini güçlendirmeye yöneldi. İsrail, Ermenistan, Yunanistan, PKK, Suriye yönetimi gibi Türkiye düşmanlarıyla dostluklar kurmaya çalışmaktadır. İsrail küresel Türkiye düşmanlığı yapmaktadır. Türkiye düşmanlığına öncülük yapmakta ve organize etmektedir. İsrail, bu çerçevede son birkaç yıldır Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan ile diplomatik alanlara ek olarak askerî alanda da yeni hamleler yapıyor, bu ülkelerle ortak hava tatbikatları icra ediyor. Bunlar elbette Türkiye'yi batı yönünden de baskı altına alma hamleleri olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin de bu hamlelere duyarsız ve ilgisiz kalması da elbette düşünülemez. Diğer yandan, İsrail bu yeni baskı stratejisi uyarınca Kıbrıs Rum Kesimi ile de son yıllarda çok yakın ilişkilere girmiş, bunları güçlendirme ve çeşitlendirme yolunda yoğun çaba sarf etmeye başlamış bulunuyor.
· İSRAİL : İsrail’in ne bölgesine ne de uluslar arası topluma bir faydası oldu. Sürekli diklenen, şımarık, bozguncu bir tablo çizdi. Filistin’e yaşam hakkı tanımayan İsrail hükümeti barışa hiç yanaşmadı. Dünya barışına hiçbir katkısı olmadığı gibi bölgesel savaşları bizzat körükleyen taraf olmuştu.
· İsrail, bölgede insanlığın her türlü suçunu işlemiştir. Batı İsrail’i doğu Filistin’i destekliyor.
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e ilk tepkisi Van munit le başlamış ve Mavi Marmara olayıyla hız kazanmıştır. Ancak asıl tıkanıklık Mavi Marmara raporu sonucuna gösterilen tepkiyle doruğa ulaşmıştır.
· İsrail in eski askeri istihbarat başkanı Amos Yadlin İran nükleer bomba yapmak için her şeye sahip İranlı liderler Nükleer bomba yapmak için karar alırlarsa bu güce sahipler diye gazeteye demeç
· İsrail Gazze’ye vurmaya devam edeceğini söyledi ve daha yeni başladık dedi. Obama’nın ikinci defa seçilmesinin hemen ardında bölgeyi karıştırmaya koyuldu. Gazze’ye saldırdı. Dünyadan tepkiler yükseldi. Arap birliği ve Ahmet Davutoğlu İsrail’in saldırganlığına tepki gösterdi. Türkiye’nin tavırlarından ve yükselişinden rahatsız olanlar taşkınlığa başvurmaktadırlar.
· Ortadoğu’nun karışmasını isteyen İsrail ve ABD hükümeti bölgeyi silahlandırmak istiyor. Hem silah satışı yapmayı ve hem de insanların birbirlerini öldürmesini istiyorlar. Böylece bir taşta iki kuş vuracaklar.
· Ortadoğu’da yıllarca Şii-Sünni çatışması isteyenlere karşı bugün Rabbin kralıyla Türkiye var. Türkiye savaş ve kardeş kavgasını engelleme çabaları sürmektedir.
· İran ve İsrail son zamanlarda birbirlerine karşı sert söylemlerini arttırmaya başlamıştır. Başbakan Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Ehud Barak'ın “çok geç olmadan” İran'ın nükleer tesislerini bombalama kararı aldı. Gazete manşetleri ve televizyon kanallarının hararetli tartışma programlarına göre Netanyahu ve Barak, ülkenin ana müttefiki ABD'nin yanı sıra İsrail yönetici kadrosunun itirazlarına rağmen her şeyi göze aldı.
· Petrol fiyatlarını yükseltmek için de İran oyunu oynanıyor.
· İsrail bölgesinde huzur ve birliktelikten rahatsız olmaktadır. Filistin lideri Mahmut Abbas ile Hamas’ın koalisyon girişimlerine karşı çıkıyor. Yıllarca bu iki anlayışı bölmüş ve birbirlerine kışkırtmıştı. Demokratik seçimle gelen ve çoğunluk halkı temsil eden halkı yani Hamas liderliğini terör olarak nitelediler. Kendilerine itaatkar bir yönetim amaçlamışlar ve tek tek inananları öldürmüşlerdi. Her ulus diğer ulusun siyasi demokrasisine saygı göstermelidir. İsrail bunu yapmamıştır.
· İsrail adı ile İsrail siyaseti birbiriyle tam çelişiyor. İsrail Tanrının halkı olarak nitelenir. Ancak Tanrıya karşı siyaset anlayışına sahip olmuştur. Savaş siyasetiyle, bozgunculukla hareket eden bir İsrail devleti vardır. Tanrının yeryüzünde barış, sevgi ve kardeşlik inşasına karşı bir tavır sergilemektedirler. Bozguncu zenginlerin kurduğu bu devlet Ortadoğu’yu nasıl karıştırırız ve bu halkları nasıl güderiz anlayışıyla İsrail devleti kurulmuştur. Rabbin İsrail halkı İsrail devletinin düşmanlık ettiği inançlı Ortadoğu halklarıdır. İsrail devleti ismi ile tamamen çelişen bir yapıdadır.
· İsrail askeri istihbarat raporunda ‘Arap baharıyla iktidara gelen İslami eğilimli yönetimler İsrail için tehdit oluşturuyor.’ Denmiştir.
· İsrail donanmasını yeni denizaltılarla güçlendiriyor diye haber yaparak göz dağı vermeye çalışıyorlar. Bir taraftan da silah satmayı ve bölgeyi kızıştırmayı amaçlıyorlar. Güç gösterisi yapanlar Orman kanunu gibi düzeni güçle mi yoksa adil düzenle mi sağlayacaklar. Gücün egemenliğine inananlar demokrasiye ve insan haklarına hizmet edemezler. Yeryüzünde iyi düzen adaletle, barışla sevgiyle olur. Yani Rabbin diniyle olur.
· İsrail başbakanı Netenyahu saldırı yapmayan, şiddet uygulamayan tehdit etmeyen İran’a yüklenerek aslında kendisi bölgenin ve dünyanın istikrarını bozuyor. İran dünyanın istikrarını bozuyor derken kendi bozgunculuklarını göremeyecek kadar cahiller. Saldıran daima suçludur ve İsrail işgalci bir kuvvettir. Nükleer ve kimyasal silahlara fazlaca sahip olan İsrail kendinde nasıl bir yetki buluyor da nükleer silah üretebilir diye İran’a saldırmayı düşünebiliyor. İsrail bu hakkı nereden alıyor. Hesap sorma ve sindirme yetkisini insanlık adına mı alıyor
· İsrail gizli servisi Mossad’a bağlı ajanlar ve CAI ajanları da Pakistan, Afganistan, İran ve Irak gibi pek çok ülkede gizli operasyonlar yaparak suikastler gerçekleştirdiler.
· ABD : ABD den yapılan açıklamaların söyleyiş tarzı bile aldatıcıdır. Mesela Amerikan askerlerinin üç Afganlı cesedin üzerine işerken çekilen videonun kamuoyuna yansımasına ABD yetkililerinden ilginç yorumlar geliyor. Mesela Askerlerin gerçekten asker mi olduğu bilinmiyor diyorlar. Bir diğeri ‘görüntünün gerçek olmadığına dair bir bulgumuz yok.’ Diyor. Dolaylı ve aldatışlı aynı zamanda yönlendirici söyleyiş tarzları yıllarca yaptıkları şeylerdir. Olayların üstü örtülür, gizlenir, unutturulur, yalanlanır, vs olaylar pek çok yere çekilirdi. Böylece kafa karıştırılır ve farklı bir çizgiye yönlendirilirdi. Gerçeklerden uzaklaştırılırdı. 11 Eylül den sonraki süreçte de böyle yapmışlardı.
· ABD başkanı Obama’nın dünyanın hala lideri biziz, Ortadoğu da hala biz varız. Gibi söylemleri Türkiye’nin etkin barış çabasından dolayıdır. Obama Türkiye’yi kendine risk görüyor ve dünya egemenliğini Türkiye ye bırakmak istemiyor.
· Dünya da örtülü ABD-TÜRKİYE güç savaşı var.
· Obama, küresel vesayetçilere hizmet etmektedir. Hukuksuzlukla dünyayı yönetenlere ve sömürenlere kul olmuştur.
· Obama söylediğinin tersini yapan aldatıcı bir liderdir. Sonuncu ve en tehlikeli deccaldir. İsrail idealini yerine getirmeye çalışırken İslam camiasının sempatisini almaya çalışmış ve Ortadoğu’da popülerlik sağlamıştı. RTE ile ortak hareket ediyor imajı vermişti. Obama ikiyüzlü haliyle insanları aldatmıştı. Ancak bu aldatmaca elbette bir zamana kadar sürecekti.
· Obama’nın İngiltere’de ve kendi ülkesinde dünyanın lideri hala biziz gibi söylemleri liderliğinden şüphe ettiğini gösterdiğini ve Ortadoğu dahil dünyada hakimiyetini kaybettiğini göstermektedir. Aslında Ortadoğu da ABD yoktur. Bütün işlerde Türkiye’ye danışmaktadır. 2011 yılında en çok yazışmayı ve haberleşmeyi Türkiye ile yapan ABD İngiltere ve İsrail ile yaptığı görüşmeler daha alt seviyelere düşmüştür.
· Amerikan hükümeti dünyanın her yerinde diye büyükleniyorlar. Kendi kendilerine güven veriyorlar. Sadece kendilerini kandırıyorlar. Hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Onlar bilsinler ki ne Ortadoğudalar ne de dünyadalar. Güçle, korkutmayla, tehditle ve baskıyla yönettikleri dünya; artık zalimlerin egemenliğine dur diyor. Rab Tanrı, gökte göründü ve bizzat değişimi gerçekleştiriyor.
· Türkiye yükselen güç. ABD her ne kadar Türkiye yi kullansa da Türkiye de kullanıldığının farkındadır. Elbetteki değişim böyle gerçekleşecektir. Bir taraftan büyüyen ve dünyaya kendini ilan eden ve dünya halkından destek bulan bir Türkiye gelecekte haksızlığa dur diyecek ve adaleti daha da önceleyecektir. ABD nin bu çıkar dostluğu, Türkiye nin büyüyene kadar güçlüye boyun eğmesi değişim gününün gelmesine kadardır. Ancak Türkiye devrim yaparken yıkan yok eden değil. Düzelten ve uyarlayan ve birleştirici ülke olacaktır.
· ABD istihbaratı Türkiye’yi uyarıyor. Kudüs ordusu adlı terör örgütü eylem yapmak için Türkiye’ye girdi deniyor. Ya hu burası İsrail mi. Bu yalanan kim inanır. Böyle iddialarla ne amaçlanmaya çalışılıyor. Türkiye’yi kendi taraflarına çekmeye mi çalışıyorlar.
· ABD Teksas valisi Türkiyeli yöneticiler için İslamcı teröristler hitabında bulunmuştu. İşte dünyada inananlara bu anlayışla bakanlar savaş çağını başlattılar. İslamcı terörist yöneticiler, lafı onların karanlık ve acımasız zihniyetini göstermektedir. Yıllarca bu anlayışla Irak’a, Afganistan’a, Pakistan’a ve pek çok yere saldırmışlardı.
· Dünya barışı ve Adaleti konusunda ABD ve Türkiye arasında ciddi bir mücadele var.
· ABD, Avrupa ülkeleri ve dev şirketler CIA den Türkiye ile ilgili bilgiler almışlardır. Türkiye ile ilgili her türlü bilgileri topluyorlar. Enerji anlaşmaları, büyümesi, şirketleri, insan gücü, silah gücü, Ortadoğu’daki stratejileri, PKK’sı, Askeri gücü gibi her türlü bilgileri toplamaktadırlar. Türkiye’yi izleyenler nasıl Türkiye’yi karıştırırız hesabı yapıyorlar.
· Küresel güçler nükleer silahlarda da ileri dereceye vardılar. Silahlara sahip olan zalim egemenler, dünya için tehdittir. Zaten silahlanma siyasetiyle savaşlar açan ve insanlığa zulmeden yine onlardır.
· FİLİSTİN : Filistin topraklarına yerleşerek Filistin halkına yıllarca baskı uygulandı. Filistini duvarlar çevirerek açık hava hapishanesine çevirirseniz elbette yaşam mücadelesi vereceklerdir. Zalimlerin uyguladıkları zulüm yüzünden yıllarca hayatta kalma mücadelesi verdiler. Şimdi kalkıp İsrail in güvenliğini tehdit ediyorlar diyerek haklı ve barışçıl olduklarını iddia edecek kadar akılsızlar. Şeytanın etkisiyle Ortadoğu topraklarına gelenler zulüm, bozgunculuk ve savaştan başka bir şey getirmediler. Hem Filistin topraklarına gireceksiniz, şiddet uygulayacaksınız bozgunculukla halka ve bölgeye zulmedeceksiniz hem de kendinizi barışçı ilan edeceksiniz. Kim inanır bunlara.
· Yıllarca Filistin’e uygulanan zulüm ve bölgede süren gerginlik artık insanlıları bıktırmıştır. Artık insanlık Filistin’in tanınmasının arkasındadır. İsrail zulmünün durması demek dünya barışının sağlanması demektir. Çünkü dünya iki kutuplu durumdadır. İsrail’in arkasında olanlar ve Filistin’in arkasında olanlar. Yıllarca süren bu mücadelenin sonucunda kimin mazlum ve kimin zalim taraf olduğu anlaşılmıştır. Artık İsrail’in güvenliği değil de dünyanın güvenliği için İsrail anlayışına son vermek gereklidir.
· İsrail-Filistin sorununun uzamasının bedelini tüm Ortadoğu ve dünya halkları ödüyor. İsrail yönetiminin ardındakiler sırf çıkarlarından dolayı çözüme hayır dediler. Çözüm istemeyenler silah, petrol, egemenlik gibi kazançlarından dolayı çözümü tıkıyorlar.
· İsrail başbakanı Netenyahu Filistin deki bütünleşmeden rahatsızdır. Çünkü onlar hep böldüler ve parçaladılar. Mısır’da ve tüm Ortadoğu’da ki değişimden de rahatsızlar. Bu değişimleri nasıl engelleriz diye türlü planlar kuruyorlar.
· PAKİSTAN :Afganistan da son üç yılda sivil kayıp yüz bini bulmuştur. Orada büyük bir katliam yapıldı.
· Afganistan’da bir Amerikan askeri sivil bir eve girerek dokuzu çocuk on altı kişiyi öldürdü. Hunharca yapılan bu insansızlığın ardında canice bir anlayış var. İşte o anlayış gerçekte dünyadaki tüm inananlara da saldırmış ve dünya savaş ve kargaşalarla dolu bir dönem geçiriyor.
· Pakistan da ki siyasi gerginlik de Asya baharını başlatacak. İnananlarla inanmayanların mücadelesi her yerde devam edecek. Askeri cunta yıkılmadıkça ve çıkar hesaplarında olanların egemenliği kırılmadıkça iyi bir düzen görmeyecekler.
· Amerikalı bir askerin Afganistan’da ki NATO üssünde kuran yakma eylemi. Dini değerlere saygı göstermedikleri gibi dini aşağıladılar. Sanki bir din savaşı gibi insanları düşmanca görüp öldürme anlayışı vardı.
· Birleşmiş milletler adıyla dünya devletini kurup yönetenler gerçekten dünya milletlerinin temsil ettiği bir küresel devlet miydi? Yoksa dünya hazinelerine sahip zalimlerin terörcü yapılanması mıydı.? Ulusları ordular yönetti. Ordular, silah aldığı kaynaklara sıkı sıkıya bağlı kaldılar. Küresel yönetim silah üretip satanların yönetimiydi. Her yerde askeri yönetimler sivil halka yani mazlum insanoğluna baskı kurmuşlardı. Ordulara egemen olanlar, halklarına zulmettiler. Savaş istediler ve insanlığa zulmettiler.
· ABD ve NATO askerleri canice sivilleri çoluk çocuk demeden keyfi eğlence olsun diye öldürürlerdi. Sanki hayvan avına giden avcı gibi gizlice masum sivilleri öldürürlerdi. Irak ta Ebu garip cezaevinde yaptıkları işkenceler insanlık dışıydı. Kadınlara kızlara tecavüz ettiler, cezaevinde insanları çıplak ıslatıp işkence yaptılar, organ ticareti yaptılar. Türlü işkenceler ve iğrençlikler yaptılar. Afganistan da ABD askerleri ölülerin üzerine işediler. Çok zalimlerdi ve insanlık namına bir şeyleri yoktu.
· Pakistan Askerlerinin Afganistan-Pakistan sınırında defalarca uyarılmasına rağmen NATO askerleri ısrarla Pakistan askerlerini vurmuştur. Pakistan askerlerinin NATO askerleri tarafından vurulması bilinçli bir gözdağıydı. Pakistan hükümeti bu olay için toplanmış ve kınama kararı almıştı.
· NATO dünyaya zulmedenlerin askeri gücü olmuş. NATO güvenirliliğini yitirmiştir. NATO askerleri sanki haçlı seferleri yapıyorlarmış gibi Irak’taki sivil katliamlar yaptı.
· Irak’ta Afganistan’da, Pakistan’da, İran’da ve pek çok yerde inananları öldürmekten zevk alıyorlardı.
· Pakistan halkını yıllarca küçük gördüler. Kutsalları yıkıldı. İnsanlıklarını ayaklar altına aldılar. Hayvan gibi görüp güttüler. Karıştırdılar. Birbirlerine düşürdüler. Mazlum ve asil halk Rabbin yardımını elbette görecektir. Rab kibirli zulmedicileri elbette cezalandıracaktır.
· Pakistan halkına yapılan baskı, oyalama ve aldatmacalarla uzun süre sıkıntı çektirdiler. Artık Pakistan uyanacaktır. Obama ve NATO ülkeleri artık Pakistan’ı kullanamayacaklar. Bölgenin kilit ülkesi Pakistan’a yıllarca haksızlık edilmiştir. Halk silah üzerinden sömürdüler.
· IRAK : İstikrarsız bırakılan Irak ta her gün yüzlerce insan ölmektedir.
· Amerikan mandacılığındaki Irak başbakanı Nuri el Maliki Türkiye aleyhine beyanatlar veriken Türk büyükelçiliğine saldırılar oluyor. Irakta birliği isteyen ve demokrasi ve barışı için çabalayan Türkiye’den bazı Amerikalılar rahatsız oluyor. Etnik ve mezhep çatışmasına sürüklenmeye çalışılan Irakta barışı tesis etmek için yol gösterici ve yapıcı çalışmalarıyla Türkiye sayısız örnekler sergilemiştir. Bu söylemlerin arkasında başka güçlerin olduğu kesindir. Ayrıca etnik gruplar ve mezhepler arasındaki soğuk savaş da bu tür tepkileri ortaya çıkartabiliyor. Maliki bir devlet başkanı gibi değil de bir örgüt lideri gibi hareket etmektedir. Amerikan güçleri Iraktan çekilerek Irak’ı öylece kaosta bıraktılar. Barışı ve demokrasiyi tesis etmeden çıktılar.
· Türkiye’nin Irak’ta istikrarı ve toprak bütünlüğünü sağlama çalışmaları, mezhep kavgalarını önleme girişimleri hep olmuştur. Yine Davutoğlu’nun çalışmalarıyla Kuzey Irak Kürt yönetimiyle ilişkiler hiç olmadığı kadar iyi ve yüksek seviyededir.
· MISIR : Mısır’ın El-Kaide lideri El Zevahiri, İsrail ve ABD tarafından bilerek yakalanmıyordu. Terörün varlığını isteyenler bizzat terör üzerinden beslenerek küresel mücadelelerini meşru kılıyorlardı.
· Mısır da İnananlar yıllarca uyutuldular. Bastırıldılar. Sindirildiler. İsrail egemenliğindeki inançsızların yapmadıkları infazlar kalmadı. Müslüman kardeşlerin altı üyesi idam edilmişti, gizli katliamları ve sinsi planlar Mısır’da hep sürdü. Rabbin egemenliği gelince yıllarca süren baskıcı rejim devrildi.
· Mısır’da Mübarek rejiminin devamı olan ordu İsrail egemenliğini sürdürmeye çalışıyor. Değişim Mısır’da devam ediyor. Sıkıntılı kargaşalı süreçler yaşanıyor ve yaşanacaktır da. Eskiyi yöneten zulmedenler halkın isyanına direniyorlar. Güçte hala eski egemenlerdedir. Mısır’ın cuntacı yönetimi, sivillere ‘inanan halka’ yönetimi devretmemekte direnmektedir. Cuntacılar İsrail yanlısı inançsızlardır. Yönetim tamamen inananlara geçmedikçe olaylar dinmeyecektir.
· Mısırlılar Orduya halkın yanında ol çağrısı yapmıştı. Mısırlılar askeri egemenliği protesto ediyor. Sivilleşme Mısır’da da görülmektedir. Özgürlük ve eşitlikle tanışan halklar yeni anayasa çalışmaları yapmaktadırlar. Mübarek gitse de eski düzenden beslenen yandaşlar İsrail yanlısı tavırlar sergilemektedir. Mısır’ın CHP anlayışı halkla mücadele ediyor.
· Mısır, Türkiye’nin tek yumurta ikizidir. Mısır ile Türkiye kardeştir ve aynı kaderi paylaşan kardeşlerdir. Her iki ülke de zalimlerin egemenliğinden kurtulma çabası vermektedir. Tarih boyunca Mısır ve Türkiye merkezli dünya dönemi yaşanmıştır. Adalet ve barış bu merkezlerden desteklenmiştir.
· Mısır da İnanan halkı temsil eden Müslüman kardeşler partisi yönetime gelmişti. Eski dikta ve onlara bağlı cunta İsrail’e ve ABD ye hizmet ediyordu. Mısır o dönemlerde İsrail ve ABD’nin idi.
· Türkiye başbakanı (Mehdi) Erdoğan 17.11.2012 tarihinde Mısır ziyareti öncesinde İsrail Gazze’yi bombalamıştır. Düşmansı ve saldırgan tavrını gösteren İsrail, Türkiye-Mısır yakınlaşmasını istememekte ve bir mesaj vermektedir. Bu mesaj değişen Ortadoğu’da gücümü kaybetsem de ‘Silahlı gücümle ben varım.’ Demektedir.
· Mısır Cumhurbaşkanı Mursi özgürlüklerin arttırılması ve cumhuriyetin tam ilanı için yeni anayasa çalışmaları başlattı. Ancak muhalefet ve ardındaki küresel güçler yeni anayasa çalışmalarını tıkamaya çalışıyorlar. Küresel güçler Mısır’ı kaosa sürüklemek istiyorlar. Türkiye, Mısır’ın yanında olacaktır.
· SURİYE : Türkiye Suriye’de azınlığın çoğunluğa baskıyla hükmedişini değil halkın taleplerine uygun adil bir iradeyi arzulamaktadır. Türkiye bu hali çok etkin yaşadığından Arap baharını iyi anlamakta ve bölge halklarına destek vermektedir.
· Suriye de Orduya hakim cuntacılara karşı halkın yanında olan orduyla ikiye ayrılmış durumdadır. İnanan mazlum halkın yanında olan özgür Suriye ordusu ile inançsızların baskısıyla zulmeden cuntacı ordu karşı karşıya savaşmaktadır. Suriye’de mazlumlar öldürülüyor.
· Suriye de ilk olaylar başladığında Türkiye Esad’a yol göstermiş referandumlar ve yeni anayasa çalışmaları yaparak halkının taleplerine karşılık ver diye tavsiyelerle barışçıl bir niyetle yol göstericilik yapmıştı. Esad Türkiye’nin önerilerini değerlendirse de Aşiret ve ordu içindeki güçlerle bunu başaramadığı gibi onlara uyarak öncülük etmeye de devam etti.
· Türkiye pek çok barışçıl çabalara tavsiyelere imza attı ancak Esad rejimi değişimi anlayamadı ve direnmeye karar verdi. Barışçıl yollardan umudunu kesen Türkiye sert uyarılarla ve Arap birliğiyle hareket etmeye başladı. Bu arada Esad her geçen gün halka şiddeti arttırmaya devam etti. Bu arada Suriye ordusu da ikiye bölündü. Esad diktası yanlılarıyla mazlum halk yanlıları birbirleriyle çatışmaya başladılar.
· Türkiye pek çok barışçıl çabalara tavsiyelere imza attı ancak Esad rejimi değişimi anlayamadı ve direnmeye karar verdi. Barışçıl yollardan umudunu kesen Türkiye sert uyarılarla ve Arap birliğiyle hareket etmeye başladı. Bu arada Esad her geçen gün halka şiddeti arttırmaya devam etti. Bu arada Suriye ordusu da ikiye bölündü. Esad diktası yanlılarıyla mazlum halk yanlıları birbirleriyle çatışmaya başladılar.
· Türkiye her seferinde ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Arap birliği çalışmalarıyla yaptırım kararları çıkarttı ve bunu birleşmiş Milletlere sundular. Ancak BM daimi üyelerinden Rusya ve Çin veto etti. Daimi üyelerden birinin bile veto etmesi kararı engellerdi. Türkiye her seferinde Suriye ye askeri bir operasyona karşı olduğunu yineledi. Zaten yaptırım kararlarını BM den çıkarmasının amacı Libya’nın eski sömürgecisi olan Fransa’nın apar topar Libya’ya saldırması gibi bir durumu önlemekti. Suriye’nin eski sömürgecisi de Rusya dır. Babası hafız Esada en büyük desteği veren Rusya bugün Suriye’ye yaptırıma en sert tepkiyi vermektedir. Hatta birkaç denizaltısını bölgeye gönderdiği söylentileri dünya gündemine oturmuştu. Her seferinde Suriye’nin yanında olduğunu bildiren putin ucuza yapmış olduğu petrol ve doğalgaz kazancını kaybetmek istemiyor. Bu arada Suriye’nin Çin’e de ucuz doğalgaz satışı taahhüdü verdiği söylentileri dolaşmıştı.
· Küresel güçler insan ölümlerine göz yumuldu. Ölümler ve olaylar arttıkça Suriye’de zulümden dolayı Rusya ve Çin’e tepkiler büyüyecektir.
· Rusya, Esad yönetimine destek vermiştir. Suriye’de PKK’ya destek vermiştir. Ayrıca Rusya’da PKK’ya destek vermiştir. Teröristlerden Rus yapımı silahlar vardır. Rusya’nın eli kanlıdır. Rusya’dan Suriye’ye giden uçakta askeri mühimmatların bulunması bu desteği açıkça göstermektedir.
· Suriye’de Esad’ın ordusu hastaneleri, camileri, inananların şehirlerini vuruyor. Sivilleri öldürüyorlar. Çocuk kadın demeden sokakta yürüyenleri öldürüyorlar.
· Rusya’da aşırı milliyetçi demokrat parti milletvekili maksim Rahmistrow yaptığı konuşmada Rusya’nın Ortadoğu’da varlığını ve etkinliğini korumak için Suriye’ye sahip çıkmalıdır diyor. Alexy Puşkov’da Rusya’nın BM güvenlik konseyinde Esad’a kalkan olma kararını desteklediğini sırf çıkarları için olduğunu gizleyerek ‘İnsani durum için rejim değişikliğine izin vermeyiz.’ diyorlar. Suriye’de katledilen halka insani açıdan bakamayanlar daha önce yaptıkları silah anlaşmasını göz önünde tutarak kendi yanlılarına insani açıdan görüyorlar. İşte dünyanın hali Suriye örneği gibidir.
· Rusya NATO üyeleri ve bazı körfez ülkelerinin Suriye ye askeri müdahale yapmaya hazırlandığına dair bilgi aldığını öne sürüyor. İddiaya göre Suriye ye müdahalede Türkiye kilit rol üstleneceği iddia ediliyor.Ana vurucu güç Türkiye olarak tanıtıyor. Rusya da bölgede kışkırtma çalışmaları yapıyor. Halbuki Türkiye defalarca silahla hiçbir şeyin olmayacağını hep diplomatik yöntem önerdiğini, Esad’a defalarca tavsiyelerde bulunduğu ve silahlı müdahalenin hiç gündemde olmadığını defalarca yinelemiştir.
· Rusya Esad’sız Suriye çözümünü veto edeceğini söyleyerek saldırganca süreci tıkamak istiyor. Bölgede kendisini hissettirmek istiyor. Ağırlığını koymak istiyor. İşte savaş psikolojisiyle yetişenlerin zavallı halleri. ulusları ne hallere sokuyor. Ey dünyayı sahiplenerek egemenlik derdinde olanlar İyi bilin ki Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.
· Rusya ve Çin yönetimi insanlık sınavından zayıf almıştır ve dünyada gözden düşmüştür. Rusya ve Çin’in veto kararı Suriye halkının özgürlük mücadelesine vurulmuş bir darbedir. Dünya kamuoyunda bu veto hayal kırıklığı yarattığı gibi evrensel değerlerin karşısında olanları itibarsızlaşacaktır.
· Suriye, Rusya’nın egemenliğindeydi. Silah ve doğalgaz anlaşmaları vardı. Baba Hafız Esad yönetimini kuran Rusya idi. Eski sömürgeci anlayış devam etmektedir. İnsanlık adına bir şey yapan yoktur. Fransa’nın Libya’da yaptığı gibi; Rusya, Suriye Sömürgesini korumuştur.
· Türkiye Suriye için Arap birliğine hazırlattığı karar tasarısını BM güvenlik konseyinde veto edenler insanlığın vicdanını değil kendi bahçelerini korumuşlardır. Menfaat anlayışının ve sömürgeciliğin yıkıldığı bu çağda değişimi doğru anlayamıyorlar. Yakında küresel sömürgecilerin tüm sömürgeleri başkaldıracaktır.
· Türkiye’yi yöneten Rabbin kralı savaşlara ve uluslara askeri müdahaleye hep karşı olduğunu beyan etti. Libya ve Suriye için olumlu yaptırımlar önerirken fırsat kollayan eski egemenler işlerine geldikleri gibi davrandılar. Bir yere müdahale ederken bir yeri kendi haline bıraktılar. İran ‘a da askeri operasyon diyenlere karşı çıkıyor. Türkiye hiçbir zaman askeri seçeneği onaylamadı. Barışçıl ve temel çözüm yollarını önerdi. Menfaat odaklı yaklaşanlar Türkiye’yi anlayamadılar.
· Suriye konusunda Rusya’nın vetosu ne kadar yanlışsa Filistin’in tanınması konusunda ABD’nin vetosu da o kadar yanlıştı. Artık mevcut statükonun devamını kimse bekleyemez. Dünyanın yönetimini dünya halkları almalıdır. Yeryüzü küresel cumhuriyeti özlemiştir. Küresel egemenlerin saltanatından kazanan insanlar insanlığın karşısında olmuştur.
· Türkiye, Suriye’li muhaliflere silah sağlıyor yalanını da uydurdular. Türkiye silah sağlayarak savaşı alevlendirmez tam tersi silahsızlanmayı daha doğru bulur. Demokratik yöntemlerle barışı tesis etmek için çabalıyor. Diplomasiyi ve yapıcı tavrı kullanıyor. Avrupa Parlamentosu başkanı Schulz: Suriye krizinde Türkiye’nin oynadığı rolden minnettar olduklarını söyledi. İnsanlık adına hareket edenlerle menfaat adına hareket edenlerin mücadelesi Suriye’den başlamış olacaktır.
· Suriye’de cuntacı Esad’a karşı mücadele eden inançlı halk muhalifleri oluşturmuştur. ABD dışişleri bakanı Hilari Clinton muhaliflere el kaide nitelemesinde bulundu. Clinton bir tv de tartışma programında Suriyeli muhaliflere Hamas, Hizbullah ve El-kaide destek veriyor. ‘Şimdi biz de muhaliflere destek verirsek onlarla aynı safta mı oluyoruz.’ gibi bir şeyler söylemişti. Bu nedenle Amerika Arap baharının kendi yanlılarına karşı çıkmış olduğunu anladı. İsrail Mısırdaki valisi Mübarek gidince Bölgedeki etkinliğini kaybetmeye başladı. Bunun için de acelece İran’a saldırmayı ve bölgede bir mezhep savaşı oluşturmayı planlamaktadır.
· Suriye’de bir iç savaş var. Bazı şehirler Esad’ın egemenliğinden çıkmıştır. İnançlı halk zorba yönetime karşı bağımsızlık mücadelesi vermektedirler.
· Obama, Esad diktasının, inançlı halka şiddet kullandığını bildiğinden müdahale ettirmiyor. Obama ve ABD zihniyetine göre inananlar el-kaide olarak görülüyor. Bu zamana kadar saldırdıkları inançlı insanlar artık ülkelerde devrimler yapmaya başladı. Zorba yönetimlere başkaldırdılar. Yıllarca sömürülen ve ezilen halkların dayanacak gücü kalmamıştır. Tüm bu değişimleri tanrı getirmiştir.
· Rusya Suriye’yi sömürüyor. Çin’in Suriye üzerinden çıkarı var. Bu nedenlerle Suriye’de çözüm istemiyorlar.
· Suriye’yi ve Rusya’yı Türkiye’ye de kışkırtmak istiyorlar. Türkiye defalarca askeri müdahale düşünülemez demişti. Türkiye hep demokrasiye geçişte ülkelere seçim, yeni anayasa, özgürlüklerin arttırılması gibi öneriler sunmuştur. Hiçbir zaman askeri müdahaleyle savaş mantığıyla hareket etmemiştir. Ancak inançsız yönetimler inanan mazlum halka direniyor ve zulüm ediyorlardı. Değişimi silahla baskıyla durdurmak istiyorlardı. Yine de Türkiye’nin Suriye de aylarca süren şiddete karşı hiç müdahale girişiminin olmaması ve barışçı söylemleri, doğru yola davetleri Türkiye’nin ne kadar yumuşak ve yapıcı bir ülke olduğunu göstermektedir.
· Esad şeffaf olmayan sadece kendilerinin olduğu uydurma bir seçim yapmıştır. Türkiye silah kaçakçılığına göz yumuyor diyerek iftira atıyor. Muhalifler yapmış gibi şehir ortasında bomba patlatıyor. Bilinçli olarak gözlemcilerin konvoyuna ateş açtırıyor. Suçu muhaliflere atıyor. Böylece uluslar arası kamuoyunda destek arıyor. Rusya televizyonuna konuşarak destek arayan Esad yalanla aldatıyor
· Suriye için Arap birliği, Rusya, Çin, Annan gibi sırayla herkes bir temsilci gönderiyor. Rusya-Çin bloğundan etkili bir baskı var. Esad’a zaman kazandırsalar da Suriye’de çözüm olmuyor. Türkiye en uygun çözüm yolunu önermişti. Ancak şimdi hem içinden çıkamıyorlar hem de zulme sessiz kalıp dünya kamuoyunu oyalıyorlar. İç savaş ile ipin ucu kaçmış. Halka karşı kimse galip gelemeyecektir.
· Türkiye tarafından Suriye’den gelenlere insani yardım çadırları kurulmuştur. Hem Türkiye’yi karalamak, hem mültecilerin gelmesini engellemek, hem de dünya kamuoyunda olumsuz algı yaratmak isteyenler Türkiye’yi karalamaya çalışıyorlar. Buralarda eğitim yaptırıyorlar, gerilla kampı, silah temin ettiriliyor, kamlar kötü, Suriyelilere kötü davranılıyor gibi asılsız yalanlar söylüyorlar. Dünyanın en iyi konteynır kenti ve gelişmiş çadırlarla insani yardımlar yüksek kalitede sunulmuştur.
· Suriye 1982 de baba Hafız Esad yönetimiyle Hama katliamı gerçekleştirmişti. İnanan halkı zorla bastırmışlardı. Binlerce insanın ölümüne neden olmuştu. Şimdi de Hafız Esad’ın oğlu Beşar Esad Hama ya aynı zulmü uyguluyor. Her gün elliyi aşkın insan ölüyor. İnanan halkı yıllarca baskı ve askeri güçle sindiren Esad diktası zulümde ısrar ediyor.
· Türkiye Suriye deki krizin müzakereler yoluyla çözülemeyeceğini Esad’ın da güvenilir biri olmadığını gördü. Türkiye’nin barış için çabalarını küresel güçler, liderlik ve güç mücadelesi olarak algılamaktadırlar. Kışkırtma politikalarıyla Ortadoğu da savaş çıkartarak Türkiye yi istikrarsızlaştırmak istiyorlar. Rabbin kralı defalarca savaş gündemde yok demesine rağmen savaş psikolojisine sokmaya çalışanlar kara emellerine ulaşamayacaklar.
· ABD-Avrupa bloğuna karşı Çin-İran bloğu olsa da Esad kurnazca bir oyun oynuyor. ABD ve İsrail karşıtı söylemlerle Ortadoğu’da kendine destek aramaya çalışıyor. İran ve birtakım guruplar bu duruma aldanıyorlar ve hakkın karşısında olmaya başlıyorlar.
· Rusya ve Çin’in ikinci vetosu küresel çıkar ve menfaatçi anlayışın insanlığı ve evrensel değerleri hiçe sayarak hareket ettiğini göstermektedir. Rusya ve Çin’in ısrarı yeryüzündeki bozuk anlayışa ve insanlığın yıllarca uğradığı tehdidi gözler önüne sermektedir.
· Rabbin kralı, Suriye’de ki ayaklanmalar için Beşar Esad’a halkın isteklerine uymasını, referandumlar, yeni anayasa çalışmaları, seçimler gibi yapıcı yöntemler önermiştir. Ancak Esad, ülkesinin kaynaklarını sömürüyor ve halka aşağılık olarak bakıyordu. Askeri güce egemen inançsız cuntacıların lideri Esad ve cuntacı yandaşları mazlum halkı sindireceklerini sanmıştı.
· Esad’ın İsrail hakkındaki olumsuz açıklamaları Ortadoğu’da inananları şaşırtmıştır. İran’dan ve bazı dini guruplardan destek almıştır. Esad, halkın, inananların ve dinin karşısında olan bir yönetimdi. Esad yönetimini geri planda destekleyen küresel güçler saltanatlarının yıkılmasını istemiyorlar. Esad, cami bombalıyor, iştahla halkları öldürüyor. İnanan halklara terörist diyor.
· Türkiye'nin Suriye konusundaki bütün çözüm önerilerini ABD yönetimi geri çevirmiştir. ABD, bekleneni vermedi. BM Güvenlik Konseyi'nin tutumu adil değildi. Yapıcı ve barışçı da değildi. BM Güvenlik Konseyi, bugünkü yapısıyla dünyada barışa hizmet vermiyor.Dünya yedi ülkenin vereceği kararla yönetiliyor. Dünya barışına ve insanlığa sahip çıkmayan saltanatlarını koruyan yedi kardeş bunlar. Birliktelikleri çıkar ve menfaat hukukuna dayanan temelsiz ve haksız kazanç birlikteliği yapıyorlar. Güçlerine güvenen yedi kardeş karanlık çağın efendileri olmuşlardı.
· ABD, Suriye sorununda Esad’a gizliden destek vermiştir. Zamanla açıkça destek verecektir. İsrail ve Rusya’da Esad’a açıkça destek vermektedir. Suriye’de çözümü tıkayanlar insanlığı bırakıp çıkarları doğrultusunda insan ölümlerine kayıtsız kalmıştır. Evrensel değerlerin karşısında olanlar itibarsızlaşacaktır. Gerçekler insanlığın gözünden kaçmamaktadır. Rusya, ABD, Çin Suriye’de ki hukuksuzluktan ve ölümlerden sorumludur. Açıktan destek veremedikleri için gizliden Esad düzeninin devam etmesine izin veriyorlar. Tayyip Erdoğan, zamanla küresel güçlere açıkça ses çıkaracaktır. Türkiye halkı eski çağlarda olduğu gibi hakkın ve mazlumun yanında olmaya devam edecektir. Türkiye büyüdükçe Türkiye düşmanlığı artıyor ve pozisyon alanlar oluyor.
· ABD deki Rick Pery Türkiye hakkında asılsız iddialarla uzak kıtadaki yeterli bilgiye sahip olmayan insanların kafasını karıştırıp Rabbin kralını (Tayyip Erdoğan’ı) karalıyorlar. Türkiye deki liderlerin töre cinayetlerine izin verdiklerini söyleyecek kadar bilgisizce, cahilce saçma ve kışkırtıcı konuşuyor. Proğram sunucusuna da orda oturup töre cinayetlerini mi destekliyorsunuz diye sorarak çirkefçe sunucuyu bastırmaya çalışıyor. Türkiye yi karalama uğruna her şeyi yapıyorlar. Gazete ve bazı yayın kuruluşları Tayyip Erdoğan’ın barışçıl siyasetini kötü göstermeye çalışıyor. ABD yönetimine hakim siyasi iradenin CHP anlayışına sahip olduğu gözden kaçmamaktadır. Türkiye hakkındaki olumsuz propagandalar hat safhadadır. Soykırım oylamaları vs bunlardandır.
· Suriye’den gelenler için hazırlanmış insani yardım çadırlarını kötüleme anlayışı, Türkiye ve Tayyip Erdoğan düşmanlığından gelmektedir. Halbuki halka kucak açmak ve insani yardımları sağlamak Türkiye’nin insani şefkatidir. İnsani yardımları Türkiye yapınca yıllarca küresel ortamda kötü ve barbar Türkiye algısı yaratmış olanların düzeni yıkılmaya başlamıştır.
· Suriye tarafından silahsız ve kimliği açık bir uçağımız uluslar arası sularda vurulmuştur. Pek çok ülke ve NATO tarafından Türkiye’nin haklılığı vurgulanırken Suriye kınanmıştır. Barış ödüllerini sürekli alan barışçı İsrail algısı Mavi Marmara ile nasıl yıkıldıysa, Suriye tarafından uçağımızın düşürülmesiyle barışçı Türkiye algısı daha da artmıştır. Türkiye her zaman her konuda askeri seçeneği onaylamamış ve bu seçeneği kötü olarak nitelemiştir. Küresel arenada siyasi haklılığını aramak en meşru yoldur. Türkiye bu yapıcı tavrıyla kazanmaktadır.
· İngiltere’nin Guardian gazetesinde Türkiye suçlanarak Suriye’de Esad’ın rejimini doğru buluyorlar. Batı medyasının da Suriye’yi uyarmalarını yanlış bulduklarını söylerken Türkiye’nin de Suriye deki kontra gerillaları yönettiklerini söylüyorlar. Çirkin iftiralarla bölgeyi karıştırmaya çalışıyorlar. İnançsızlar kendilerine karşı Ortadoğu dan başlayan bir dünya ayaklanmasının farkına varmışlar. Guardian yazarı Tonathan Steele taraflı ve çarpıtarak yazdığı yazısında yalan ve iftiralar kullanmıştır.
· Türkiye bölgesinde barış ve demokrasi istiyor. Türkiye bölgesinde savaş istemediğini sürekli vurgulamaktadır. Türkiye yaptırımla ve barışçıl bir yolla çözümü önerirken Suriye için daha önce de referandumlar seçimler ve yeni anayasa önermiştir.
· Ortadoğu da yandaş hükümetlerden ucuza petrol alarak sömürgeciliğini sürdüren gelişmiş ülkeler, değişen güç dengelerinden hiç de memnun değiller. Bu nedenle herkes kendi bahçesini korumaya almıştır. Bir zamanlar baba Hafız Esad’ı kollayan Rusya bugün de oğul Esad’ın yanındadır.
· Suriye üzerinden dünya gerilmekte ve saflaşmaktadır. Suriye’de Şiddet olayları iyice artarsa bir kırılma noktası bizi bekliyor demektir. Diğer taraftan bölgeyi sarsabilecek ABD ve İsrail’in İran’a saldırı niyeti var. Anlaşılan şu ki Ortadoğu da güç mücadelesi ve değişim kaçınılmaz görünüyor.
· Başbakan Seul’de Suriye için ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Suriye’de ki durumu dünya kamuoyuna anlattı. Oradaki şiddeti ve zulmü gözler önüne serdi. Dünyayı açıkçası biraz daha insani olmaya davet etti.
· Esad rejimini yıkmak batıya bir şey kazandırmıyor. Oysaki Libya’ya apar topar müdahale etmişlerdi. Libya, Fransa’nın eyaletiydi ve Kaddafi de valisiydi. Fransa’nın kaddafi ile petrol anlaşmaları ve milyar dolarlık silah satışları vardı. Fransa Bahçesine sahip çıktı. Rusya’da Suriye bahçesine sahip çıkmıştır.
· Libya’daki inançsızlar, petrol yataklarını kaybetmemek için çabalarken; inanan kesim ise özgürlük adalet ve barış için mücadele etmektedir.
· Türkiye'nin Suriye konusundaki bütün çözüm önerileri, ABD yönetimi tarafından geri çevrilmiştir. ABD Esad karşıtı olduğunu sırf bölgede tepki almamak ve Ortadoğu’da sempati toplamak için yaptığı bir ikiyüzlülüktür. Suriye konusunda çözümlere beklenen desteği vermedi. Bir taraftan İsrail, Esad’a destek verirken diğer taraftan Amerika karşı tutum sağlar mı. Danışıklı bir oyunla düğümün çözülmesi engellenmektedir. Suriye, Mısırdan sonra önemli bir düğümdür. Bu düğüm çözülürse ortaya çıkan gerçeklerle tüm düğümler ardı ardına çözülecektir. Küresel bazı güçler bazı bölgelerdeki hakimiyetlerini kaybedecektir. Yaklaşan Amerikan seçimleri Obama’nın gerçek yüzünü gösterecektir.
· İşte menfaat odaklı eski sömürgeci anlayıştan kurtulamadılar. İnsani değerlerin ön plana çıkmasıyla Suriye’deki zulme dur demediler. Oysaki Türkiye asla menfaat derdinde değildir. Türkiye, bölgesinde ve dünyada karışıklık istemiyor.
· Esad dünya kamu oyuna yalan söylüyor. Türkiye’nin Çin’in, Rusya’nın ve Annan’ın uzlaşı çalışmaları boşa çıktı. Esad, baştan doğru olanı seçmeliydi. Çok sayıda insan öldürüldü. Bu iç savaşı başta Esad başlatmıştı. Esad, küresel medyayı ve dünya halklarını aldatmaya çalışıyor. Uyarıları ve tavsiyeleri dinlemedi. Artık Esad’lı çözüm olmayacaktır.
· Suriye bir kırılma noktasıdır. Gerilen merkezdir. Suriye, küresel niyetleri ve ülkelerin amaçlarını ortaya çıkaran kritik süreçtir. Safları belirleyecek dönüm noktasıdır.
· Ortadoğu ve dünya artık sömürgeci anlayıştan sıyrılıyor. Cunta destekli baskıcı rejimler bir bir yıkılıyor. Yıllarca ezilen ve sömürülen halklar özgürlük mücadelesi veriyor. Değişim kaçınılmaz görünüyor. Bu değişimde yapıcı ve barışçıl çözümleri Türkiye sunuyor. Umuyoruz ki fazla bir tahribat olmadan barışçıl yöntemlerle çözüme ulaşılır.
· Suriyeli sığınmacıların konteynır kenti Esad yanlıları tarafından tarandı ve 4 suriyeli öldürüldü.Suriye tarafından Türkiye tarafına defalarca top ve havan mermileri düşmektedir. Türkiye bu gibi durumlara karşı tepki göstermektedir. Türkiye tarafına atılan top mermileriyle Türkiye’den 6 masum vatandaş ölmüştür. Suriye tarafından Türkiye uçağı düşürüldü. Türkiye-Suriye sınırında birtakım olaylar gerçekleşmektedir. Küresel egemenler ve BM kılını kıpırdatmıyor. Esad’a kimyasal silahlar verenler Türkiye’nin patriyot talebiyle karşılaşmıştır. Esad yönetimi halka devretmemek için ölmeyi ve öldürmeyi göze almış. Küresel güçlerde bu durumu fırsat bilmiş ve Esad’a destek vermektedir.
· Suriye’de bir insanlık dramı vardı. Güçlü olan ve silahlara sahip Esad, halkı katlediyordu. Türkiye’nin bu katliama dur demesi ve küresel platformlarda dile getirmesi tam bir vicdan örneğiydi. Türkiye küresel vicdanın sesi olmuştur. Evrensel değerlere ve insani yaşam haklarına saygıyı savunmuştur. Zalimin zulmüne dur diyebilmiştir.
· Türkiye’nin haklılığını herkes görmektedir. Barışa ve insani değerlere sahip çıktığına şahit olmuşlardır. Türkiye’nin yapıcı çalışmalarına rağmen Esad birilerine güvenerek saldırgan bir tavır sergilemiştir.
· Türkiye’nin Suriye’ye sorun yaratması için Katar yönetiminden para desteği aldığını söyleyecek kadar uydurma söylentiler çıkartıyorlar. Bu tür yalan iddialar Türkiye yönetimine muhalif taraflarca ortaya atılmaktadır. Bu tür yalan ve iftiralar çok sayıda olsa da artık insanlar gerçekleri görmektedir.
· Esad şeffaf olmayan ve sadece kendilerinin olduğu uydurma bir seçim yaptırtmıştır. Esda ‘Türkiye silah kaçakçılığına göz yumuyor diyerek iftira atıyor. Bilinçli olarak gözlemcilerin konvoyunu vurdurtuyor. Şehir ortasında büyük bomba patlatıp muhaliflerin üzerine atıyor. Böylece uluslar arası kamuoyunda destek arıyor. Rusya’da TV’ye konuşarak destek arıyor ve bir algı yaratmaya çalışıyor. İnanan halklara terörist diye hitap ediyor. Esad kendi terörünü görmüyor. 25 bin halkı katleden nasıl adil sayılabilir.
· Ahmet Davutoğlu Suriye için birleşmiş Milletlerin tutumunu eleştirmiş ve zulme ses çıkarmayan zulme ortak olmaktadır demiştir. Suriye’de katliamların engellenmesi için çaba sarf edilsede küresel bir hareket olmadığından bir çözüme gidilememektedir.
· Esad, İsrail’den aldığı fosfor bombaları ve skut füzelerini kullanarak katliam yapmaktadır. Esad yıkılıyor. Rejim değişiyor.
· ORTADOĞU : Afganistan’da, Irak’ta, Pakistan’da, Gazze’ de, Suriye’de, Afrika’da ve Ortadoğu da insanlar katlediliyor. Küresel güçler taraflı olunca büyük bir mazlumlar tabakası ortaya çıktı. Hukuk dışı saldırılara ses çıkarılmadı. BM ve NATO güvenirliliğini yitirdi. Bu vahşetlere menfaatleri için dur demeyenler günahın içindedirler.
· Afganistan’da Kuran yakarak dini değerleri ayaklar altına alanlar içlerindeki gerçek kini ve din düşmanlıklarını sergiliyorlar. Kuran yakma eylemine tepkiler büyüdü. İnançsızların zulmüne ve fikriyatına dair arka arkaya gerçekleştirilen çirkin olaylar bir bilinç oluşturdu. Haçlı zihniyetiyle Ortadoğu’ya gelenler içlerindeki kin ve kötülüklerle yok etmek istemişlerdi. Kötü niyetlilerin iğrençlikleri ve şiddetleri açıkça görülmüştür. Bozguncuların dünya egemenliği yıkılacaktır.
· Afganistan’da bir Amerikan askeri üssünde Kur’an-ı Kerim yakılması nedeniyle başlayan protesto gösterileri bitmek bilmiyor. Öfkeli halk sokaklarda gösteri yapıyor. Ülke genelinde süren gösteriler sürekli başka şehirlere de yayılıyor. Afganistan’da devam eden gösterilerde her geçen gün ölü sayısı artıyor. Hamid Karzai’den sağduyu çağrısı yapılsa da olaylar şiddetlenerek artmaya başladı. ABD başkanı Obama, Afgan halkından özür diledi. Obama’nın yapmacık özrü Afgan halkını yatıştırmadı. Çünkü ABD ve NATO askerleri dini değerleri ayaklar altına alıyor. Halkı kışkırtıyordu. İslam düşmanlığıyla geldikleri Afganistan’da halkı keyfi öldürüyorlardı. Sivil masum demeden sırf çıkar amaçlı geldikleri topraklarda din davası (hristiyanlık) güderek sapıkça bir yol seçmişlerdi.
· Türkiye bir zamanlar nasıl Irak’a saldırıyı istemediyse Libya’ya da saldırıyı istemedi. Fransa ve İngiltere’nin acelece Libya’da Kaddafi rejimine saldırması gerçek niyetleri ortaya çıkardı. Türkiye, Libya halkına silah doğrultmayacağız dedi ve silah doğrultmadı. Ardından muhalifler yönetime egemen olunca Libya petrolü Libyalılarındır dedi. ‘Libya Libyalılarındır.’ diyerek eski sömürgeci anlayışa karşı çıkmış oldu. Suriye’de barışçıl çalışmalar yaptı. Ve aynı şeyi Suriye için de dedi. Suriye’ye askeri müdahale istemiyoruz dedi. Çözüm yollarını önerdi ve Esad’ın tahliyesini istedi. Halkın egemenliğini sağlayalım dedi. Ama küresel güçler buna engel oldular. Türkiye, İran için de askeri seçeneği reddetti. Türkiye barışçıl politikasıyla gerçekte savaş isteyen tarafa dur dedi. ABD ve İsrail, İran’a saldırı için ısrar etmekte idi. İşgalci yapılarını ortaya koyan ve savaş politikalarıyla ayakta duran ülkelerin temel amaçlarını ortaya çıkmaktadır. Küresel egemenliklerini savaş mantığı üzerinden sağlamaya çalışan ve mazlumları ötekileştirerek küresel yönetime tutunmaya çalışan hukuksuz anlayış kaybedecektir.
· Suudi Arabistan eski istihbarat teşkilatı başkanı Prens Türki El Faysal, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınmış bir bölge haline getirilmesini BM den isterken Suudi Arabistan ABD’den milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları yapmaktadır. İran, Mısır ve Türkiye’nin de silahlanma yarışına girebileceğini söylüyor. Suudi Arabistan’da vesayetçi yapı mevcuttur. Karşılıklı çıkara dayanan ABD yönetimiyle petrol anlaşmaları vardır. El Faysal BM güvenlik konseyinden nükleer silahlanmayı engelleyecek güvenlik şemsiyesi oluşturmasını istemektedir. Bunun için de İran ı hedef göstermektedir. Ayrıca yardım istedikleri BM kulübüne bakıyorsunuz nükleer silahlanmada çağ atlamış ve kitle imha silahlanmasına doymuş bunun verdiği güvenle güya dünya jandarmalığını yapan güvenlik elçileri. İsrail’in elindeki kitle imha silahları hiç sorgulanmıyor. Gelişmiş ülkeler yıllarca ürettikleri silahları yok edip silahsızlanma çabasını hiç başlatmıyor. Kendilerini güvende tutmak ve gelişebilecek ve ilerde tehdit oluşturabilecek ülkeleri silahlanma veya baskıcı rejim bahanesiyle istikrarsızlaştırırlardı. Dünyaya egemen zalimler dünyayı böyle baskı ve aldatmayla yönetme yetkisini nereden almışlar.
· Asya da güç savaşında Keşmir çok kullanıldı. ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan Keşmir üzerinden hesaplarına ulaşmak istediler. Egemenlik ve üstünlük mücadelesi yarışında mazlumlara şiddet kullanmaktan hiç geri durmadılar. Güvensizlik ve husumet bilerek kışkırtıldı. Pakistan ve Hindistan’ı birbirlerine düşürmüşlerdi.
· Osmanlının tarihini, meclislerde ve dünya kamuoyunda karalayanlar kendi küresel suçlarını gizleyemeyecekler. Herkes gerçeklerden ve geçtiğimiz yüz yıldan haberdar olacak. Zulmedenler kendilerini aklayamayacaklardır.
· İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ile ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla, İsrail'den İran'a saldırmamasını istedi. Her ne kadar saldırmamasını isteseler de medya yoluyla operasyon yapılacak sinyali verilerek savaş bilincine insanlar alıştırılıyor. İsrail’i kuran ABD’li egemenler, kimseyi dinlemeyerek (seçilmişleri bir kenara iterek) atanmışlar olarak laf dinlemez bir tavırla operasyon yapmakta kararlı olduklarını söylediklerinden böyle bir açıklamayapma gereği hissetmişlerdir.
· ABD halkının çıkarına uygun faydalı çalışmaları değil de ABD egemenlerinin çıkarına uygun kararlar aldılar. Halk yıpranırken, egemenler güçlerine güç kattılar. Halkın faydasına olan mesela Kanada’dan ABD’nin Teksas eyaletine gelecek petrol boru hattını da engellediler. Sürekli kendi çıkarlarına çalıştılar. Amerikanın çıkarları değil egemenlerin çıkarları gözetildi.
· ABD’nin Teksas valisi Rick Perry yükselen Türkiye’ye öfkesinden Türkiye ve yöneticileri için olumsuz ve asılsız yorumlarda bulundu. Türkiye’de halkın seçtiği yönetici liderlere İslamcı teröristler dedi. Obama’ ya ‘Amerikanın çıkarları Türkiye’ye kabul ettirilmeli.’ dediler. Cumhuriyetçi Rick Pery, devlet terörleri devrinin arkasında olduğunu bildirirken Türkiye’den tamamen habersiz yaşıyor. Onların Türkiye düşmanlığı din düşmanlığındandır. Ancak onlar hristiyan da değiller. Gerçek hristiyanlık’tan çıkmış evrimlere uğrayarak dinsizlik dinini din edinmişler. Semavi dinlere karşı olmuşlar. Bunlar inançsızlardır. Bu inançsızlar Dünya amaçladıklarından Amerikan çıkarları adı altında menfaat birlikteliği yaparlar.
· Arap baharıyla değişen süreçler gün geçtikçe ağırlaşacaktır. Mısır’da Mübarek devrilse baskıcı rejimi destekleyenlerle halkın özgürlük mücadelesi devam etmektedir. Mısır cuntası İsrail’in denetimindedir. Mübarek gitse de değişim kolay olmuyor. Eski egemenler ülkeyi bırakmamakta direneceklerdir. Yine Mısır’da cumhurbaşkanlığı seçiminde birilerinin adaylığı engellenmiştir. Yani Mısır başta olmak üzere Arap baharını yaşayan tüm ülkeler de devlette tüm yapılanmalar da değişim olmazsa süreçler tıkanacaktır. Libya da da aynı olay olmuştur. Kaddafi rejimi Kaddafi’yi öldürmekle yıkılmamıştır. Ardında bu Kaddafi rejimini çoğunluk olmasa da bundan beslenen bir halk vardır. Bu halk devletin belli kademesini ve belli organlarına sahiptir. Petrol kuyularına sahiptir. Bunun için değişimler liderlerin gitmesiyle değil bu liderlerin ardındaki cunta ve bir kısım eski egemenlerin hakimiyetinin yıkılmasıyla gerçekleşecektir. Bu da değişimi zaman içinde sıkıntılı süreçlerle gerçekleşecektir. Karışık günler göreceğizdir.
· Küresel güçler küçük ulusların yönetimlerini kullanırlardı. Suriye yi Rusya’nın kullanması, Tunus ve Cezayir i Fransa’nın kullanması, Fas’ı İspanya’nın kullanması, Mısır’ı İsrail ve Amerikanın kullanması gibi herkes sömürgesini kontrol altında tutar sömürgeler de inanan halklarına baskı ve zulüm uygulardı.
· DÜNYA : Küresel güçler Afrika’ya insani yardımları engellediler. Halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak yardımları engellediler. Afrika’yı sıkıntılardan kurtaracak köklü ve temel çözümleri yapmadılar, iş imkanlarının doğmasına fırsat vermediler. Afrika’yı yıllarca sömürdüler. Yıllarca yapamadıklarını Türkiye, Somali’de yaptı. Su kuyuları açtırdı. Halka hayat verdi. Türkiye halkı Somali halkıyla dayanışma gösterdi. Rabbin kralı çözüm odaklı çalışmalar yaptı. Bölgedeki istikrarsızlığın giderilmesi için çatışma içinde olan taraflara arabuluculuk yaparak güvenliği sağlamaya çalıştı.
· Somali’deki kaostan kazanan zihniyet Türküye’nin Somaliye yaklaşmasını görünce Somali başbakanına suikast düzenlediler. Türkiye çaresiz Somali’ye insani yardımlar etmiş ve Somali yönetimiyle yakınlaşmıştı. Bu durum Somali’yi sömüren ve Somali’ye ambargo koyan zihniyeti harekete geçirmişti. Türk iş adamlarına saldırılar düzenlendi. İstikrarı istemeyenler taraflara kışkırtıcı saldırılar yaptırıyorlar.
· Sömürgecilerden dolayı Güney Afrika madenlerinin millileştirilmesi mümkün olmuyor. Afrikalılar için yabancı yatırımcı Afrika’daki madenleri sudan ucuz işletip karın tokluğuna çalıştırdıkları insanları sadece kullandılar. Hem madenlerini sömürdüler hem de çağdaş köle yaptılar.
· Nijerya’da Müslüman ve hristiyan guruplar arasında çıkan çatışmalar insanoğlunun kardeşliğine çıkartılan savaşın açık bir örneğidir.
· Lübnan da Refik Hariri’yi suikastle öldürerek bölgeyi ve tüm Ortadoğu’yu karıştırmak isteyenler başarılı olmuşlardı. Hariri’yi Mossad öldürmüştü. BM, Refik hariri suikasti için komisyon kurdu. Yargılama ve araştırma sürecinde türlü oyunlar oynandı. Gah Suriye, gah Hizbullah ve diğer etnik ve dini guruplar, mezhepler hedef kullanılarak bölgeyi karıştırmaya devam ettiler. Lübnan farklı etnik gurupların barındığı karma bir ülkeydi. Şii-sunni ve etnik yapılarca karmaydı. Ancak bölge aktörleri Lübnan üzerinde oyunlar oynamaya devam ettiler. Amerika pek çok ülkeyi para ile bağladığı gibi Lübnan ordusuna da para yardımı yaparak bağlamıştır. Böylece Lübnan’ı yönettiler. İsrail idealli, dünya yönetiminde yeryüzünde sadece zulüm vardı.
· İspanya ve Fas arasında yeni dönem başladığını iddia edenler Arap baharından korkarak sömürgelerini kaybetmemek için her şeyi güzel göstermeye çalışıyorlar.
· Meksika da ki uyuşturucu çeteleri kavgalarında 47 bin kişi hayatını kaybetdi. Peki dünyada bu sayı ne kadardır. Uyuşturucu tüccarları sırf kazançlarından dolayı insanlığa acımadı ve şeytanın düşmanca tavrına uydular.
· İnançsız egemenler pastadan büyük payı kaparken işlerine gelmeyen yerlerde insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı ve terör yaptılar. Küresel egemenler gelişmemiş ülkelerin yönetimlerini borçlandırarak köle yaparlardı. Dünya ya hakim olmak için türlü planlar yaparlardı.
· İnançsızların çıkar mücadelesi kendi aralarında da sürecek. Daha önce de sürmüştü. 2. dünya savaşında ve pek çok savaşta yeryüzünün hazineleri için savaşan güçlüleri de gördük. İnançsızlar asla birlik olamazlar. Şahsi çıkarlarına ters düştüğünde birbirleriyle savaşırlar.
· Ortadoğu’da siyasi ve bölgesel belirsizlikler ve bölgede hüküm süren gerilim ve istikrarsızlık bozguncuları telaşlandırıyor. Bölgedeki egemenliklerini kaybettiklerinden yeni planlar kuruyorlar.
· 2011 yılında AİHM de en çok mahkum edilen ülke Türkiye oldu. Türkiye’yi karalama üzerinden siyaset yaparlardı. Taraflı yargılarıylabozuk inançlarını sağlamlaştırırlardı. Kendilerini hak ve adalet temelinde sayan anlayış sömürgecilikten kazanırdı. İnsani değerleri sözde sahiplenir halleriyle insanlığa zulmederlerdi.
· Myammar’da savaş olmadığı halde din ayrımcılığıyla müslümanlar hedef alınarak öldürülüyor.
· Angola’yı sömürüp köle yaptılar. Ülkeyi yıllarca iç savaşta bırakanlar kendilerinden hesap sorulmaz zannetti. Güney Sudanı karıştıranlar Afrika’yı kargaşada bırakanlar günah lekelerinden kurtulamayacaklar. Bozguncular her yerdeydi. Ve sırk kazançlarından dolayı zulmü mazur gördüler.
· Rabbin kralı (Recep Tayyip Erdoğan)Libya’da en uygun çözüm yolunu aradı. Ancak Apar topar gelip Libya’ya saldırdılar. Eski kazançlarını korumak isteyenler sömürgecilik anlayışından vazgeçmiyor. Burası bizim tarlamız diyenler güçlü silahlarla sahip oldukları yerlerine sahip çıkıyorlar. Tehditle Cezayir’de gözdağı vermişlerdi.
· Afganistan’da Amerikalı askerlerin dört Afganlı cesedin üzerine işerken görüntülenmesi ABD askerlerinin nasıl bir psikolojide olduğunu ve canice tavırlarını göstermektedir. Ahlaksızlık ve iğrençliklerle dolu askerlerin sivillere de yapmadığı işkenceler kalmadı. Afganistan da ve Irak ta eğlence için hayvan avlar gibi insan öldürmekten çekinmediler.
· ABD ikiyüzlülüğüyle evrensel değerlere sahip çıkan Türkiye’nin barışçıl ve yapıcı hali karşısında Türkiye’nin yanında hareket ediyormuş gibi davranmaktadır. ABD ve İsrail, Ortadoğu’da değişimi yönetmek istiyor. Hem Türkiye’yi hem dünyayı aldattığını sanıyor. Arap baharıyla başlayan küresel değişim ABD’ye egemen olanların zulmüne karşıdır.
· Türkiye ile ABD yolları çatışacak. Ayrıca ABD savaş siyasetinden kazandığından çıkarlarına barış ters düşecek. Ve yalanla Ortadoğu’ya ve inananlara açtığı savaşın haksızlığını herkes görecek. Rabbin kralı mazlumların kralı olurken Obama zalimlerin kralı olacak.
· Türkiye, Ergenekoncu inançsızların egemenliğinde ABD ve Avrupa’ya gönüllü köle olmuştu.
· Türk ve batı medyası eskiden yaptıkları aldatıcı ve yönlendirici haberleriyle utanç duymalıdır. Doğruluk çizgisinden ayrılarak aldatıcı ve yönlendirici haberler yaparak gündemleri ve bilinçleri yönetmişlerdi.
· Türkiye barışa, demokrasiye, insan haklarına ve evrensel değerlere sahip çıkmaktadır. İnsani değerleri savunarak insan sevgisi vizyonuyla hareket etmiştir. Küresel sorunlara olumlu katkılarıyla dünya liderliğine oturmuştur. Türkiye büyüyüp yükseldikçe inançsızların Türkiye düşmanlığı belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Avrupa’da ve dünyada ortaya çıkan Türkiye düşmanlığı belirginleşmektedir. Fransa ve birtakım ülkelerde ermeni soykırım iddialarının sürekli gündemde tutulması bu düşmanlığa örnektir. PKK’ya yardım eden küresel güçler Türkiye düşmanlığı yapmıştı. Son yıllarda yaşananlardan sonra Türkiye hakkında pek çok olumsuz söylemler gelmektedir.
· Danimarka basın özgürlüğünü kısıtlayamayız diye Roj tv nin yayınına izin veriyor. Terörün propagandasını yapan ve silahlı terörü oluşturan yayın organına izin vermekle Türkiye yi yıpratmak istiyorlar. Bölgedeki etkin ülke olan Türkiye den korkanlar teröre açıkça destek veriyorlar. Fitneyi desteklediklerinden ellerini kana buladılar. Terörden ve kandan medet umanlar Türkiye’nin yeniden şahlanacağından korktuklarından bölgede istikrarsızlık istiyorlar.
· Portekizliler, Afrika’dan kaçırdıkları insanları köle yaptılar. Angola’da köle toplanma merkezini müzeye çevirdiler. Gerçekleri ve acıları görmek isteyenler orada geçmişin zulmünü görürler.
· Myammar’ı yıllarca karıştıranlar geriden dilediklerini yapıp hedeflerine ulaştılar. Burma’da müslümanların öldürülmesine batı ve dünya sessiz kalıyor.
· Sömürgeci İngiltere, eski alışkanlıklarından ve gasptan vazgeçmiyor. Arjantin’in yerli halkının adaları olan Falkland adalarına sahip çıkıyor. Güçlüler eskiden her yeri böyle paylaşmışlardı. Yıllarca halka zulmedip kaynakları sömürmüşlerdi. Falkland’da petrol ve doğalgaz yatakları vardı. İngiltere askeri gemi ile gözdağı verdi. Arjantin diyalogu isterken İngiltere bölgede silahlanmayı tercih ediyor. Dünya da genelde durum böyledir. Silahla üstünlük sağlayanlar eski baskıcı hallerini sürdürmek istiyorlar. Yeniçağın barışçıl anlayışını kavrayamayanlar orman kanunuyla savaş anlayışıyla hareket ediyor. İngiltere tarihinde 4 kez Arjantin’i işgal etmişti. Ulusların mallarını güçle gasp eden anlayış yıkılmaya mahkumdur.
· Romanya’da hükümet karşıtı gösterilerin büyük olması halkın sıkıntılardan iyice yıldığının göstergesidir.
· Pakistan’da cuntacı yapı ile hükümet arasında kriz ve gerginlik artıyor. Pakistan’ı yöneten cunta ABD’ye sıkı sıkıya bağlı kaldı. Pakistan halkı baskılardan, suikastlerden, kirli tezgahlardan çok çekmiştir. Pakistan, da Arap baharı gibi değişim yaşayacak. Pakistan’a halkın egemenliği ve demokrasi gelecek.
· Senegal’de de binlerce gösterici devlet başkanı Abdoulaye Wade görevinden ayrılması için yürüyüş düzenlendi. Mazlumların özgürlük, eşitlik ve adalet arayışı tüm uluslara ve tüm kıtalara sıçrayıp yayılacaktır. Dünyayı yöneten zalimlere karşı mazlumların uyanışı gerçekleşmektedir.
· Mali’nin kuzeyinde Son günlerde silahlı gruplarla mali ordusu arasında çatışmalar da ölenler artıyor. Ve bu çatışmalar yüzünden on bin mali ve Nijer vatandaşı Nijer e göç etti. Yeryüzünde her kıtada her ulusta karışıklık ve savaş var. İnsanlar birbirlerini öldürüyorlar. Şeytan dünya karşılığında aldattığı insanları birbirine düşürdü. Her yerde kargaşa her yerde savaş var. İnanılmaz karışık ve kötü bir yeryüzü dönemi yaşıyoruz.
· Sudan ile Güney sudan arasında petrol gelirlerinin paylaşılmasıyla ilgili çıkan anlaşmazlıkla kardeşler birbirlerini öldürüyorlar. Neden paylaşamıyorlar. Dünya için birbirlerini öldürenler Rabbe ne diyecekler. Alıcıları da birbirlerine düşmesinden memnun oluyorlar. Çünkü daha ucuza almayı hesaplarken pahalı silah satışı gerçekleştirmek için iştahları kabarıyor.
· Meksika’da kaos var. İstikrarın olmadığı Meksika’da çeteler mafyalar hortumlamalar ve her türlü olumsuzluk yaşanıyor. Ülke, uyuşturucu mafyalarıyla doludur. Meksika devleti uyuşturucu tacirlerine savaş açsa da yok edemiyor. Çünkü ülkedeki bazı egemenler uyuşturucu üzerinden ayakta duruyor.
· Meksika da uyuşturucu çetelerindeki iç savaş Meksika’yı daha kötü hale getiriyor. Uyuşturucu mücadelesi ve uyuşturucu çeteleri arasındaki kavgalarla ölenlerin sayısı sadece 2011 yılında 15 bin i geçti. 2006 yılından 2011 yılına kadar ki ölenlerin sayısı 50 bine vardı.
· Dünyanın her yerinde barışı baltaladılar. Kardeşliği engelleyenler insanlık düşmanı olduğundan hesap gününde büyük cezaya çarptırılacaklar. Müebbet cehennem onların varacağı yerdir. Örneğin : Güney sudan da rakip topluluklar arasında uzlaşma sağlama amacını taşıyan bir toplantıya silahlı saldırı düzenleniyor ve 37 kişi ölüyor. İşte barış ve uzlaşma toplantısı böyle engelleniyor. Kimler düşmanlığın sürmesini ister onun izlerini sürerseniz bozguncuları ve çıkarlarını görürsünüz. Bu yeryüzünde hep böyle oldu.
· KIBRIS : Türkiye, Rum kesimine petrol arama çalışmalarının uluslar arası hukuka aykırı olduğunu söylemişti. Petrol olduğundan emin olan Rus kesimi, ABD ve İsrail ortaklı petrol şirketiyle anlaşarak aramada ısrar etti. Bunun üzerine Türkiye’de kıta sahanlığı anlaşması imzalayarak kendi alanı içinde petrol arama çalışmaları başlatacağını söylemişti. Sonra Başbakan Erdoğan ABD petrol devi Şhell yöneticilerinden birisini İstanbul’da kabul etmiş petrol arama ve bulma şartlarını görüşerek anlaşma imzalamıştı. Bu durum İsrail ve Rum kesiminin hiç hoşuna gitmedi.
· Doğu Akdeniz'in barış denizi halinden çıkarmaya çalışan İsrail ve Rum kesimi hukuksuzlukla iş yapmaktadırlar. Biz dilediğimizi yaparız mantığıyla petrol aramalarına başlayan güney Kıbrıs Rum yönetimi zaten bu güne kadar barışa hiç hizmet etmedi.
· Türkiye'nin Güney Kıbrıs ile ilişkileri normalleştirmeyi reddettiğini söyleyen Dimas, Barış sürecini nasıl tıkadıklarını unutuyor. Türkiye hep barış için ve adanın bütünlüğü için tek Kıbrıs tek devlet önermişti. Her zaman İlk adımları Türkiye attı. Tavizler verdi. Hatta bir Rum’a tazminat bile ödedi. Gerçekten Türkiye barış adına elinden geleni yapmıştı. Hatta Türkiye de Kıbrıs satılıyor. Kıbrıs elden gidiyor söylentileri çok oldu. Türkiye’nin çok verimli çabalarını en iyi BM genel sekreteri Ban Ki Mon bilmektedir. Dimas Türkiye’nin Kıbrıs görüşmelerini sıkıntıya soktuğunu iddiasında bulunması çok saçmadır. Bir kere Süreci Tıkayan Rumlar olmuştur. Tüm kapıları kapatıp biz barış istemiyoruz dediler. Bunun en güzel göstergesi Adadaki referandumlar olmuştur. Güney Rum kesimi adada çözüme hayır derken. KKTC de Evet sonucu çıkmıştır.
· Tüm bu barış ve adada köklü çözümler sunulmuşken hayır deyip süreci tıkayan Rumlar asla haklılıklarını iddia edemezler. Barışı istememenin ardında birileri vardır.
· Türkiye’yi uluslar arası kamuoyunda karalama kampanyaları iyice arttı. Türkiye, Kıbrıs konusunda çok yapıcı ve fedakar davranmasına karşın haçlı zihniyetiyle ötekileştiriyorlar. Türkiye barışı istemiyor barışa katkı sağlamıyor imajı yaratanlar Türkiye’nin uzlaşma çalışmalarına hiç katılmadılar.
· FRANSA : Ermeni soykırımı değil, Osmanlı soykırımı yaşanıyordu. 1915 olaylarında dünya savaş halindeydi. Osmanlı çökmüş kalanlar bir bağımsızlık ve hayatta kalma mücadelesi veriyordu. Anadolu’ya her koldan saldırmışlardı. Ermenileri organize eden Fransızlar, Yunanlıları yöneten İngiliz ve avrupalılar geçmişi iyi okusunlar. İnananların kökünü kazıyın kimseyi hayatta bırakmayın demişlerdi. Zalimler süregelen egemenliklerini tarihte haklı olduklarını savunarak ve Türkiye’yi kötüleyerek mi ayakta kalacaklar. Böylece kendilerini iyilerden sayıp demokratik barışçıl ve adil halklar mı sanıyorlar. Türkiye yi karalayıp kendilerini temize çıkaramazlar. Zavallılar, tarihi çarpıtırlar. Çünkü zulüm üzerinden kurdukları krallıkları yıkılma aşamasında, ayakta kalacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Zulüm üzerinden abad olunmaz.
· Soykırımı inkarı suç sayan yasa tasarısı ortaçağın karanlık zihniyetinin yeniden hortladığının göstergesi sayılabilir. Avrupa değerlerini, insan haklarını ve sağduyuyu ayaklar altına almışlardır.
· Fransa, Uluslar arası insan hakları konusunda yükümlülüklerini yerine getirmemekle beraber ifade özgürlüğünü kısıtlamakta ve tarafsızlığını yitirmiştir. Tarihi siyasi meclislerde değiştirmeye çalışıp zorla kabul ettirme çabasında olanlar tarihi tekrar yazma saçmalığına yelteniyorlar. Kimse gerçekleri zorla ört bas ettiremez. Bunun üzerinden kazanç derdinde olup amaç güdemez. Fransa önce ülkesindeki eşitsizliği gidersin. Halkına adalet dağıtsın. Yargıyı çıkarları doğrultusunda kullanmayı bıraksın.
· Dünya ya soykırım yapanlar kalkmışlar 1915’lerdeki savaş haline soykırım diyorlar. Türkiye belgeleriyle bilgileriyle ve arşivleriyle 1915 yılında yaşananların karşılıklı acılar olduğunu ama bunun soykırım olarak tanımlanamayacağını belirtse de bunun üzerinden konumunu koruyup karalama kampanyalarını sürdürüyorlar.
· Yıllarca Türkiye düşmanlığı yapanlara el uzatıldı. Barış çabaları gösterildi. Razı edilmeye çalışıldı. Ancak onların barış istemediği anlaşıldı. Karanlık güçler, Kıbrıs ve Ermenistan üzerinden Türkiye düşmanlığı yapmıştır.
· 1915’lerde Ermenileri Anadolu’da organize eden ve silahlandıran Fransa’dır. Anadoluya üç koldan işgalci bir kuvvet olarak giren yine Fransa’dır. Tam yüz yıldır dünya İngiltere+Fransa+Rusya zulmünü görmüştür.
· Fransa da yürüyüş organize eden Türk derneklerini tehdit ediyorlar. Olumlu faaliyetlerini bile engelliyorlar.
· Ermeniler, Karabağ’da hocalı katliamını yaparken içlerindeki kini göstermiştir.
· Fransa parlamentosu, tarihi olayları yargılama yetkisini nereden alıyor. Parlamento gibi siyasi arenada tarih şekillendirenler soykırım dayatması yapıyorlar. Varlıklarını bu siyasetle sürdürmeye çalışıyorlar.
· Fransa’ya ‘modern Fransa’ demişler. Demokrasi ve insan haklarının savunucusu gibi gösterilmiş. Tüm özgürlüklerin merkezi gibi tanıtılmış. Fransa tam tersi ayrımcı, baskıcı, kısıtlayıcı bir ülkedir. Fransa’da hukuksuzların krallığını gördük. Fransa kanlı sömürgecilik geçmişini saklayamayacak. Fransa gerçeklerle ve geçmişiyle yüzleşecektir.
· Arap baharıyla kuzey Afrika’da Fransa’nın nüfuzu kırılmaya başlamıştır. Fransa tüm sömürgelerini kaybedecek ve bölgede etkinliğini yitirecektir. Tunus ve Libya örnekleri gibi.
· Dünyada baskıcı yönetimlerin katliamları yaşandı. Cezayir’e nükleer silah kullanarak gözdağı veren Fransa Cezayir halkını bastırarak istedikleri gibi yönetti. Aynı şekilde Japonya’da Hiroşima’ya atom bombası atarak gözdağı verip baskı kuran ve Japonya2nın yönetimine yön veren ABD aynı kategorideydi. Benzer baskılar kuran Rusya, İngiltere, İspanya gibi ülkelerde aynı yöntemi kullanarak demokrasiyi bastırmışlardı. Menfaatlerine uygun hükümetleri desteklediler.
· Fransa başta olmak üzere pek çok Avrupa devletleri şiddet ve nefrete sebep olabilecek dini ırksal ve yabancı düşmanlığını engellemeye yönelik hiçbir adım atmadıkları gibi destekleyici kararlar çıkartıyorlar.
· AVRUPA : Dün Anadolu’yu yunanlılara işgal ettirenler bugün çöken Yunanistan’ı kurtaramıyor. Yunanistan battı. Rab geçmişin rövanşını yapıyor. Dünün ardından bugün yaşanan olaylar en isabetli haliyle gerçekleşiyor. Dün sömürgecilikte öncülüğü yapan İspanya bugün işsizlikte rekor kırıyor. İspanya, kendi ayakları üzerinde duramıyor. Gizliden yardım desteği alsa da bu İspanya’yı kurtaramıyor.
· Türkiye’nin barışçıl yöneticiliğini istemeyen anlayış sadece menfaat temellidir. Onların babaları da Osmanlı’yı düşman ilan etmişlerdi. Halen barışa ve adalete düşmanlıklarını devam ettiriyorlar.
· Egemenler Amerikan çıkarlarıyla kendi çıkarlarını düşündüler. Amerikan çıkarları yerine insanlığın çıkarlarını amaçlasalardı daha doğru olurdu. Adil ve barış dolu bereketli bir dünya görürlerdi.
· BM, kararlarında insani odaklı değil menfi odaklı olmaları dünyada sıkıntıları arttırıyor. BM Güvenlik Konseyi bugünkü yapısıyla dünya barışına hizmet etmemektedir.
· Kilise ve diğer dini mekanlarda yaşanan çocuk istismarları Vatikan’ın içine düştüğü iğrençliği göstermiştir. Irak ve Ortadoğu’ya saldırıya destek veren bozuk anlayış Vatikan’dan destek almıştı. Tanrının yolunda olduğunu sanan PAPA barış taraftarı olmadı. Sırf güçlü oldukları için mazlum ülkelere saldıran ve bundan sırf menfaat umanlar çabalarına dini’de buladılar. Dinin karşısındaki maddeci anlayış sanki dinin savunucusu gibi bir sapıklığa düşmüşlerdi.
· Papa’ya suikasti bir Türk yaptı diye İslam’ı ve Türkiye’yi kötülemişlerdi. Halbuki Papa’ya suikasti Ergenekon ve cunta bileşkesi yaptırmıştı. Bu bileşkenin ardında da İsrail ve ABD olduğunu herkes bilmektedir. İşte yeryüzünde hep böyle kirli planlarla siyaset yaptılar. Terör olaylarını yapan bozguncu ve hukuksuz anlayış kendilerini hedef alarak saldırıyı ve halkların desteğini makul hale getirmişti. Güçlü olanlar zayıfı ezmek için komplolarla iş yaptılar. Papa suikastiyle inanan Anadolu halkını bağdaştırmak çok yanlış olmuştur. O dönemlerde devleti ergenekoncular ve çeteler yönetiyordu. İnsani odaklı halk temelli bir merkezi otorite yoktu. Bu boşlukta herkes kirli işler çeviriyordu. Ama kötü yobaz ve saldırgan damgasını Türkiye yemişti.
· Ulusları sorgulama ve yönetme yetkisini silahlı güçlerinden aldıklarını sananlar artık yanılıyorlar. O devir bitti. Güçlünün egemenliği yıkıldı. Artık doğruluğun adaletin haklının barışın egemenliği geliyor.
· AB yıkılıyor. Rabbin kralı RTE, Avrupa birliğinin kurtulmasını sağlamak istiyor. Öneri ve tavsiyelerde bulunuyor. Ancak islam düşmanı egemen bozguncular Avrupa’ya tam egemen olduklarından buna izin vermiyorlar. Avrupa’da sömürü anlayışına sahip Ergenekonvari yapı yıkılmadıkça krizden kurtulamayacaklardır. Hristiyanlığı kullanarak devlete sahip olmuş vesayetçiler demokrasiyi, barışı ve adaleti engellemiştir. Avrupa kabuğunu kırmadıkça daha da dibe gidecektir. İstikrar halkın çıkarlarını düşünen ve tüm insanlığı kucaklayan anlayışla mümkün olacaktır. Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyen zihniyet İslam ve Türkiye düşmanlığı yapmaktaydı. AB’yi ancak Türkiye kurtarır. Kardeşlik birliğini sağlayacak tek barışçı ülke Türkiye’dir.
· Avrupa İnsan hakları mahkemesi tarafsızlığını yitirmiş Amaçları doğrultusunda karar aldırılan bir organ haline gelmiştir. Yargıçların dahi belirli yerden atandığı bilinmektedir. Şeffaf ve doğrucu olmamaları gerçek adaletten uzaklaştığının göstergesidir. AİHM de reformlar gereklidir. Yargı karar organının birilerinin arka bahçesi olması adaleti tamamen taraflı yönlendirmektedirler. Türkiye davalarından keyif alırlardı. Uluslar arası arenada karalama kampanyaları güderlerdi. Türkiye şöyle kötü ülke böyle yobaz ülke derlerdi.
· İngilizler, Avustralya’ya geldiğinde yerli halka zulmetti. Ve büyük katliamlar yaptılar. Zorla kıtanın zenginliklerini sömürdüler. Yerli halka soykırım uyguladılar. Avustralya İngiliz etkisinden çıktıklarını düşünerek özgürlük günü kutlaması yapıyorlar.
· 1800lü yılların başında kazanmak arzusuyla silahlı olarak coğrafi keşifler adı altında dünyanın her yerine zulüm edildi. Son on yılda Ortadoğu’daki insanlara yapılan zulüm tüm insanlığa yapıldı.
· Masum insanlara terör diyerek Ortadoğu’ya zulme gelen terörist yönetimler insanlığa zarar verdiler. Bahanelerle güçsüz ve mazlum halkı hedef aldılar. Menfaatleri için her türlü suçu yıllarca işleyenler nasıl olur da kendilerini kutsal bir mücadelede sayarlar. Bunların sapıtmışlığı ve kendilerini doğru yolda sanmaları çok aptalcadır.
· Obama Soykırım hakkında konuştu ve soykırımı çarpıttı. Türkiye’yi günah keçisi ilan ettiler. İnsanlığa soykırım yapanlar birinci ve ikinci dünya savaşını çıkardı, Atom bombası attılar, ülkelere baskı kurdular ve uyduruk nedenlerle savaşlar çıkardılar. ABD hükümeti seçilmiş halkın değil atanmış çetelerin denetimindeydi.
· 20 yüzyılda dünya çok karanlık bir evre geçirdi. Savaşlar ve sosyal suçlarla insan ölümleri tavan yaptı. Dünyanın her yerinde kötülük ve her yerinde savaş var. Dünya için hırslanmış zalimler her yerde vardı. Bunlar nasıl vazgeçirilecek ya da nasıl dünya barışını ve adil düzeni isteyecekler. Onların kabul ettikleri felsefe sadece sahip olmaktır. Helali haramı ayırmazlar. Kendilerinden hesap sorulmaz sanırlar. Hak adalet ve barışı bilmezler. Gerçekleri söyleseniz de anlamazlar. Onların dünyası farklıdır. Farklı açıdan dünyaya bakıyorlar. İnançsızların anlayışı şeytanın yaşam felsefesidir. Birilerini ikna etseniz de bütünü ikna edemezsiniz. Çünkü geçimlerini kötü kazanç üzerinden sağlıyorlar. Bütünün değişmesi ve zalimlerin sonu ancak Rabbin müdahalesiyle gerçekleşebilirdi. Yeryüzünde çok fazla suçlu var. Bu kadar suçlu ne cezaevine sokulabilir ne de düzen değişebilirdi. Bu nedenle Tanrının yeryüzüne müdahalesi kaçınılmaz olacaktır.
 

1Kubra

Çalışkan Üye
Silver
#3
Cihadir bu bilgiler ve anlatılmak istenilen ana fikir inancımız İslam'ın mesih ve yecüc mecüc hadiselerinde biz bu zamanı görecekmiyiz yoksa o kritik zamandamıyız bilemeyiz.

Bir çok ailm kıyamet alametlerinin çıktığını söylüyor ama eski yıllarda da bizim yaşadıklarımızın beterimi yaşanıyordu bilmiyoruz. Her dönemin insanı kendi dönemlerinin bozulduğunu görür.

İnsan bilinçlendikçe mantıklı görmeye başlar.

Bizim büyüklerimiz de öyle bakıyordu,
Biz de büyüdük
Bizden küçüklerde bizim gibi olduklarında bizim gibi düşünecekler. :)