Atatürk Mason muydu?

ishak111

Acemi Üye
Silver
#1
Atatürk Mason muydu?
Başlangıcından beridir Masonluk hep tartışılmıştır, dünyadaki bütün kavramların çoğunun masonik düzenle yönetilen sistemlerin ürünü olduğunu anlamak zor görünmemektedir. Günümüz Dünya düzenlerinin tamamına yakını Masonik ritüellerden , oradan da Tevrat’tan esinlenilerek üretilmiştir. Ancak bu zalim dünya düzenine karşı çıkmak , çok zor gibi görünmektedir. Çünkü İnsanlık adına dünya düzenine karşı çıkmak, cevap olarak ilkönce masonik tepkiyi ‘insanlık’ odaklı içeriğe yöneltir, masonik düzen ‘insanlık’ kavramını da kendi tekeline almıştır çünkü . Dünya düzenini değiştirmek isteyenlere masonik tepki engel olacaktır; yeni bir dünya düzeni getirmek isteyenlere , insanlık adına engel olacaktır ; insanlığa dair güzel kavramları istismar ederek engel olmak zorundadır , çünkü dünyayı arkasına almak için , bundan başka alternatifleri mevcut değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır, başka başarılı olma ve yaşama şansları yoktur. Onlar nelerdir? Dünyanın yöneticilerinin; tarihöncesinden bu yana insan merkezli ortaya çıkmış ya da çıkarılmış, özü kaybedilip şekilleri hakkında yüzyıllar boyunca da üzerinde yorum geliştirilmiş, imparatorluklardan medeniyetlerden yatak değiştirmiş , evrimleşip sonuçta insana zarar verici hale gelmiş, günümüzde ise genellikle uzun vadede insanlık katili olmak mesleğini yürütmekten başka özelliği olmayan ve ortaya çıkarılış hedefine ihanet eden insana ihanet eden kurum-etiket-kavramlardan başka dokümanları, silahları ve kaçış yolları yoktur. İnsanlık adına bu insan katili etiket-kavramları koruma gayretinde görünülüp her türlü duygusal sömürü yöntemiyle insanlığın tekrar iğdiş edilmesine teşebbüs edilecektir. Yeni bir dünya için Masonluğu yıkmak kolay değildir. Dünyada tüm bu olaylar olurken Türkiye ; Masonluğun ilgi alanı dışında mıdır? Mustafa Kemal Atatürk , Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Masonik esaslar üzerine mi kurdu? Tartışılır. Şu bir gerçektir ki ; geçmiş yıllar için Atatürk hakkında bilinemezlik varsa da günümüzde artık belgeler günışığına çıkmaya başlamıştır. Bütün Atatürk Devrim Tarihi bu belgelerin gözlüğüyle sil baştan değerlendirilmelidir. 1924 Türk Devriminin , Arap Ülkeleri BAAS Partisinin , Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 'nin , kardeş İslam milletleri adına , milletlerinin adıyla anti-İslami bir yapıda peşpeşe ve birbirlerine karşıt olarak ortaya çıkmaları ; İslam Ümmeti için üzerinde inceleme yapılması gereken çok önemli bir masonik plandır.
6 (Altı) soruda Atatürk ve Masonluk konusunu inceleyelim:
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/5.jpg
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/6.jpg
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/7.jpg
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/8.jpg
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/3.jpg
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/9.jpg
http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/10.png









1.SORU: Atatürk mason muydu?
CEVAP: Rivista Massonica dergisinin Türkiye Mason Locası arşivinde bulunan ‘Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Kitaplığı’ mühürlü (1) 1973 yılında çıkan bir sayısında “Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) 1881-1938, Modern Türkiye’nin babası, Makedonya Resorta ve Veritas Locası üyesi” bilgisiyle Atatürk’ün mason bir lider olduğu belirtilmektedir (2). Bu delille beraber , Atatürk’ün mason olduğuna dair onlarca kaynak vardır. Bazı mason ve anti-mason Atatürkçüler, Atatürk’e halkın nefretinin oluşmaması için şu cümleyi ifade ederler: “Efendim, Atatürk mason değildi ama masonlar O’na hayran kaldıkları için O’nu mason olmadığı halde mason üye olarak tanıtmaktan şeref duymuşlardır” . Halbuki bu cümle çok yanlıştır. Çünkü, en az 5.000 yıllık Masonluğun kurallarında masonluk geçmişi olmayan biri için ‘Masonik Davetiye’ bile yoktur. Davetiye yerine şu yol izlenir: Üstad Mason, Mason olmasını istediği Mason olmayan kişiye, şöyle bir teklifte bulunur : “Mason olmak istediğiniz takdirde size yardımcı olabilirim…” . Yani Mason Üstadının isteği, tekliften ileriye gidemez; Mason olmayan biri, Mason olmayı istemedikçe Masonik çevrede Mason olarak kabul edilmez. Yani değil mason olmayan birisini kendisinden habersiz ve izinsiz dergide Mason üye olarak tanıtmak ; Mason olmayan o kişiye davetiye bile gönderilmez. Kendisinin bizzat Mason olmayı istemesi şarttır. Bir Masonik evrakta Atatürk, mason üye olarak gösteriliyorsa (3) ; bu demektir ki Atatürk Masondur.

2. SORU: Peki neden Türkiye Mason Locaları, Atatürk’ün Mason olduğu konusunu boşlukta bırakıyorlar?
CEVAP: Türkiye Masonlarının Mustafa Kemal Paşa’yı mason olarak kesin bir şekilde kabul edememesi, Masonluğun iç kurallarıyla alakalıdır. Masonluk içi bakış ile Masonluk dışı bakış farklıdır. Mason olmayan (Harici) gözüyle Atatürk masondur, 1. Cevapta izah edilmiştir. Ama Masonluğun içinden bakılırsa; bir insanın mason olduğunun kesin olarak söylenmesi için o kişinin matrikül kaydı ve tersimatının bulunması gerekir, Türkiye Masonlarınca Mustafa Kemal Paşa’nın matrikül kaydının bulunamadığı iddia edildiği için, Türkiye Masonları Atatürk’ü Mason olarak ilan edemezler.

3. SORU: Atatürk Mason olduktan sonra Masonluğa tavır almış ve hatta onu yasaklamış mıdır?
CEVAP: Üç başlıkta bu konu incelenecektir.

a)Eski Van ve Hakkari milletvekili İbrahim ARVAS tarafından 1964 yılında yazılan ‘Tarihi Hakikatler’ adlı kitabın 68. Sayfasında, Masonluğun kapatılması olayı için yer alan aşağıdaki senaryoyu inceleyelim. Antimasonik yayınlardan, Cevat Rifat ATİLHAN’ın 1963 tarihli ‘Farmasonlar’, Hasan CEM’in 1976 tarihli “Dünyada ve Türkiye’de Masonluk” ve İlhami SOYSAL’ın “Dünya’da ve Türkiye’de Masonluk ve Masonlar” adlı kitaplarında bu söylentiye önemli bir referans olarak değinilir : “Mustafa Kemal Paşa bir gün eski Adliye Vekili Mahmut Esat BOZKURT’u çağırdı, kendisine Masonların taksimat, teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verdi. Bunu güzelce mütalaa et, bir takrirle Halk Partisi Grup Başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına delalet et. Senin bu işte büyük şeref payın olacaktır dedi. Grup günü Mahmut Esat BOZKURT riyaset makamına bir takrir verdi ve takririn okunmasını reisten rica etti. Grup dinledi. Hülasası şu idi: Bizim eba ancet gelen atalarımızın mensubu bulunduğu tarikatları kapattık. Masonluk da kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir. Memleketimizde bunun ne işi vardır. Bunu da grup kararı ile kapatalım. Ve söz istedi, kürsüye gelerek takririni gayet veciz olarak izah etti. Meclis’teki masonları bir telaştır aldı. Hele sözcüleri Şükrü Kaya’yı görse idiniz, başından süt dökülmüş kediye benziyordu. Meşhur hatip Mahmut Esat Beye söz yetiştirilebilir miydi? Şükrü Kaya Masonluğun bir hayır müessesesi olduğunu kürsüde söylediği zaman grubun hemen bütün azası yüzüne haykırdılar. Hayır sesleri. Nedir birisini gösterebilir misiniz? Yalan söylüyorsun , in aşağı dediler. Mahmut Esat ise Masonluğun kökü dışarıda, gizli, memleket ve millet için muzır bir tarikat olduğunu ve her yerde umumi reisleri yani Maşrıkı Azamlarının Yahudi olduğunu bir çok vesikalarla ispat etti. Şükrü Kaya, Kazım Özalp, Mazhar Germen, son çareyi Katib-i Umumi Recep Peker’e ilticada buldular. Ve salonda oturan Recep Peker’in etrafını alarak yalvarmaya başladılar. Gruptaki hava çok elektrikli idi. Heyecan son haddini bulmuş, her tarafta kapatalım sesleri yükseliyordu. Recep Peker söz istedi ve kürsüye gelerek: Arkadaşlar, çok mühim bir iş üstündeyiz, müsaade buyurun, bu işi bir defa da Devlet Reisi’ne götürelim, onun da reyini alalım, gelecek hafta bugün tekrar huzurunuza getireceğim dedi. Bu söz grubun tasvibine mazhar oldu ve mesele gelecek haftaya kaldı. Bir hafta sonra olsun, biz herhalde bütün Locaları kapatırız dediler. Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: Arkadaşlar bugünden itibaren Türkiye’de Masonluk kalmamıştır ve bütün Localar kapanmıştır. Salonda bir kıyamettir koptu, alkışlar, bağırmalar ve kahrolsun Yahudi uşakları sesleri tavanları çınlatıyordu. Şükrü Kaya ile arkadaşları ortadan sırra kadem basmışlardı. Grup dağıldıktan sonra Doktor Mim Kemal’i öne katarak Meclisteki Masonlar toplu olarak Reisi Cumhura gitmişlerdi. Mim Kemal Reisi Cumhura hitaben: Efendimiz biz zaten maiyet-i devletindeyiz, fakat siz Meşrik-i Azamimiz olursanız bir pervane gbi etrafınızda dönüp dolaşırız demiş. Reisicumhur, pekiyi bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra.. Siz Avrupa’da hangi Locaya bağlısınız ve matbuunuzun ismi nedir? (Cevaben) Biz Cenova’ya tabiyiz ve reisimiz de Borca Mişon Cenaplarıdır demişler. Bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben : Haydi defolun buradan, CEHENNEM OLUN GİDİN, YAHUDİ UŞAKLARI. Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi bir Çıfıt Yahudi’ye uşak mı olacağım. Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki bütün Localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfiye hepinizi verir ve astırırım, haydi defolun karşımdan diyerek onları kovmuş. Onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İstanbul, İzmir ve Adana’ya bildirdiler ve sabah olmadan hepsinin kapanma kararlarını getirttirip henüz sofrasından kalkmayan Reisicumhura verdiler ve derin bir nefes aldılar. Kemal Paşa bu suretle bütün Mason Localarını kapattı. İsmet Paşa’nın reisicumhurluğu sırasında kanun-u mahsusla localar kapanmadı diye Masonların müracaatı üzerine tekrar Localar açılıp faaliyete başladılar. Ve 1952’de ise Atatürkçü geçinen ve onunla iftihar eden Celal Bayar da, Ahmet Gürkan’ın teklif ettiği ve Masonların Localarını kapatmak istediği kanun teklifini red ederek bu suretle Localarını kanunla pekiştirdi. Tabii bu ameliyeyi meclis yaptı, fakat müzakerelerin devam ettiği üç celse zarfında Celal Bayar, reisicumhur locasına gelerek konunun müzakeresini sonuna kadar takip etmiştir.” … Mason Cemiyeti, yukarıda okuduklarınızı ; ‘antimasonik aktiviteleriyle bilinç bozukluğuna uğramış hasta beyinlerin hayalleri ve safsataları olarak’ kimliklendirirler. “Mim Kemal ÖKE aslı astarı olmayan bir bağlantının varlığını söyler mi” şeklinde yorumlarlar. Bütün Devrimleri ve fikirleri yüzde yüz Masonik içerikli olan Atatürk hakkındaki somut kanıtlar karşısında ; yukarıdaki nakledilenler yalandır.

b)Atatürk Masonluğu kapattırmamış, ancak kendilerinin geçici olarak tatil edilmelerini Şükrü Kaya vasıtası ile Mason Locası’na tavsiye etmiştir. “O dönemde (1930lar) Türkiye’nin içinde bulunduğu zorunlu olumsuz siyasi şartların gereği olarak masonluğun zarar görmeden korunabilmesi için böylesi bir çözüm getirilmiştir. Aksi takdirde , kışkırtma ile de olsa mason aleyhtarlarının güç kazandığı hükümetten çıkabilecek bir kararname veya Meclis’te çıkacak bir yasayla masonluğun, totaliter rejimlerde olduğu gibi, kapatılması ve yasaklanması halinde Türk Masonluğu’nun zarar göreceği ve üyelerinin kovuşturma ve cezalandırmaya uğrayacağı kesindir. Atatürk, 1926 yılında Fikret Takiyiddin vasıtası ile Türk masonlarına gönderdiği : “Ben Mussolini’nin yaptığı gibi sizin takibata uğramanıza izin vermeyeceğim” sözünü 9 yıl sonra, 1935’te tutmuştur. Masonluğu ve masonları takibata uğratmamayı başarmıştır. Türk Masonluğunu, karşıt güçlerin dayanılmaz saldırılarına karşı, kendi kendilerinin faaliyetini tatil etmesi gibi, uygar bir davranışla korumuş ve yasa ile kapatılmayı önlemiştir. Herhalde, masonluğun yasayla kapatılıp yasaklanması ve mal varlığına el konularak kamulaştırılması, çok zor çözüm getirilebilecek bir çözüm olurdu. Sonuç olarak, Atatürk’ün masonluğu tenkil anlamında kapattırmadığı; tersine, kendi kendilerine faaliyetlerini tatil etmelerini sağlayarak, dönemin siyasi şerrinden koruduğu ve kurtardığı özellikle vurgulanmalıdır.”(4).

c)Yazar Cemal Kutay’ın savı : “Atatürk’ün, Mithat Şükrü Bleda’nın evinde, Talat Bey ve Kazım Nami Duru tarafından 169 matrikül numarasıyla tekris edildiği; ama daha sonra toplantılara katılmadığı…” . Diğer bilgilere de yer verelim: İrfan & Margarete Orga – Atatürk sayfa 26-29, Michael Joseph Co., London : “İttihat ve Terakki masonluğun paravanası arkasında çalışıyordu. Atatürk, küçük dereceli bir Birader olduğundan, neden ve niçin olduğunu bilmeden, sadece verilen emirleri yerine getiriyordu. Locaların kozmopolit havasını sevmiyor ve anlayamadığı ancak başka amaçlarla kullanıldığından kuşkulandığı ritüellerden çekiniyordu…” . Diagobert von Mikusch – Mustapha Kemal, Between Asia and Europe, A Biography, sayfa 52-53, London, 1932 : “Mustafa Kemal’in yüksek derecelere iykaaf edildiği şüpheli olduğu gibi, kendisi de bu konuda bilgi vermekten çekinmiştir…” . H.C.Armstrong – Gray Wolf Mustafa Kemal (Bozkurt), Bölüm 6, sayfa 19-21, 1933, New York : “Mustafa Kemal, Selanik’te, Vedata Locası’nın bir biraderi olarak tekris edildi. Ancak kendisini hoşlanmadığı bir atmosferde buldu. İttihat ve Terakki’yi yönetenler, Masonik derecelerin karmaşık ritüeli arkasına sığınıyorlardı. Mustafa Kemal yalnızca küçük bir biraderdi, ondan emirleri yerine getirmesi bekleniyordu. Oysa, onun doğasında, kendisi elinde bulundurmak, yoksa hiçbir şeye karışmamak vardı. Liderlere saygısı yoktu, hepsi ile tartışıyordu. Birader subaylar ondan hoşlanmıyorlardı. Yahudiler ona güvenmiyorlardı. Farmason mesleğinin yüksek derecelerine hiçbir zaman inisiye edilmedi. Komitenin iç çevresinin dışında tutuldu.” . Bernoist Mechin – Le Loup et le Leopart Mustafa Kemal (Kurt ve Pars Mustafa Kemal)- “Ecnebi Gözü ile Atatürk” (Çeviren: Zahir Güvemli ve M. Rasim Özgen) sayfa 19, İstanbul, 1955: “Mustafa Kemal, Selanik’te, arkadaşlarının tavsiyesi üzerine mason teşkilatının Vedata Locası’na girdi. Fakat o locanın muhiti hiç hoşuna gitmedi… Bu nedenle Masonlukta ona daha yüksek payeler vermediler, onu aşağı derecelerde tutuyorlardı.”. Lord Kinross – Atatürk (Bir Milletin Doğuşu), sayfa 57, Sander Kitabevi (Çeviren: Nihal Yeğinobalı-Ayhan Tezel) : “Selanik’te, Farmasonların yöntemlerinden yararlanan İttihat Ve Terakki’ciler, Atatürk’ü sevemediler ve aralarından uzaklaştırdılar.” .

Bu belirtilen yukarıdaki cümlelerin, ifadelerin, bilgilerin kaynağı şüphesiz ki Mason yöneticilerdir. Yoksa kimse Mason localarında Mustafa Kemal Paşa’nın tavırlarını Mason yöneticiler dışında bu kadar net ve açık izleyip öğrenemez. Mason yöneticiler, Atatürk’ün Mason olduğunun ortaya çıkmasının, Atatürk’e ve dolayısıyla Atatürk Devrimlerine zarar verebileceğini düşünmüşlerdir. Bu yüzden Mustafa Kemal’in mason olduğu gerçeğini gizleyebilmenin tarihsel ve sosyolojik imkansızlığı içinde şu yolu metod olarak uygulamışlardır: Atatürk’ün mason olduğu fakat sonra Mason Localarından uzaklaştığı görünümünü oluşturarak; bu konuda meraklı olan yazarları etkilemişlerdir. Yazarlar da ‘Atatürk Mason oldu fakat Mason Localarıyla uyuşamadı’ imajına dayalı yalan yanlış tarihsel mütalaalarda ve ifadelerde bulunmuşlardır. Türkiye gibi bir ülkede Masonluğun resmi tek kalesi Atatürkçülüktür. Eğer Atatürk’e zarar gelirse, bu zarar Masonik Dünya Düzenine yansıyacaktır. Bu yüzden Atatürk’e zarar gelmemesi için Atatürk’ün Masonluğu gizlenmiş, Masonik ilkeler ‘Atatürkçülük’ kelimesi ile yaşatılmıştır.

4.SORU : Atatürk’le Masonluk arasında nasıl bir bağlantı vardır?
CEVAP: Atatürk, Müslüman halkların masonluğa öfkesini biliyordu, Atatürk’e göre Anadolu topraklarında Masonluk, ancak ‘Atatürkçülük’ adı altında yaşayabilirdi. Bütün Atatürk izleri ve devrimler masonik içeriklidir. Atatürk , masonik ilkeleri ve özü, masonik usul ve şekillere feda ettirmeyecek kadar kararlı ve cesur bir masondu (5). Bu yüzden Atatürk, mason localarının usul ve şekillerini, ikinci plana atarak; Masonik öz olan Atatürkçülüğü Anadolu’ya benimsetmek hedefindeydi. Atatürkçü militanlara belirtelim ki; Masonluk kitleleri yönlendirmede ‘kurtarıcı’ psikolojisinden yararlanmaktadır. Bir ülkeyi anlaşmalı olarak 3-5 tane mason kontrolündeki ülke ile istila etmekte, halkı baskı, zülm, ekonomik buhran vs. ile iyice bezdirdikten sonra, yine mason bir şahsı ‘kurtarıcı’ olarak ortaya çıkarmaktadır. İstilacı ülkeler çıkarılması imkansız olduğu halde, daha önce anlaşmalı olduğu için, kendiliklerinden o ülkeyi terk etmektedirler. Bu şahıs vasıtasıyla düşmanı yurttan attığına , ekonomik refaha ulaştığına inanan halk, şahsa tam manası ile sahip çıkmakta, onu ‘kurtarıcı’ olarak kabul edip, onun her istediğini kolayca kabul etmektedir. Böylece masonik prensipler o ülkeye kolayca ve tam manası ile yerleşmektedir. Bu yöntem masonların klasik ve çok kullandıkları yöntemdir. Kolombiya’da Simon Bolivar, Amerika’da George Washington ve Türkiye’de ‘Tanrı Türk’ (!) Atatürk (6) vd. Atatürk, halkın tepkisini çekmemek için ve Masonik yaşam olan Atatürkçülüğü ülkede hakim konuma getirmek için mason olduğunu gizlemiştir.

5.SORU : Atatürk’ün bir sofra sohbetinde, Recep Peker ve Mahmut Esat Bozkurt da bulunuyorlardı. Bir gün bu ikili, sürekli olarak masonluğu kötülüyorlarken; Atatürk : “Bıktım artık bu dırdırdan…Madem ki, bu cemiyet bu kadar zararlıdır, kapatıverelim de bu mesele bitsin.” demiştir. Bu ifade Atatürk’ün masonluğa karşı olduğunu göstermiyor mu? İkinci olarak ; Cemal Granada aktarıyor : “.(…)Ondan sonra masaya oturuldu ve masonluk üzerine çeşitli konuşmalar yapıldı. (…) Konuşmalarda hedef Mahmut Esat Bey’di. Gazi konuşanların maksadını biliyordu. Biliyordu ama görmemezlikten geliyordu. Nihayet konuşmalar daha kötüleyici bir hal alınca Gazi elini masaya vurarak : Biliyor musunuz, ben de mason oldum, dediler ve konuşmasına şöyle devam ettiler : Bir gün Beyoğlu’nda iki arkadaşımla geziyorduk. Bunlardan biri, beni kolumdan tutup, önünden geçtiğimiz Mason Cemiyetine soktu. Hatırladığıma göre mermer merdivenlerden aşağı indik. Karşımıza bir salon çıktı. Orada tanımadığım kimseler bizi oturttular, kahve ikram ettiler. Tekrar kalktık, gene merdiven indik, gene bir salona geldik. Burası daha geniş ve kalabalıktı. Birtakım adamlar kılıçlı bir merasim yapıyorlardı. Ben gördüklerimden hiç ama hiçbir şey anlamıyordum. Arkadaş herhalde biliyordu. Beni kolumdan tutmuş, bir bakıma talimat veriyordu. Zannedersem kılıçların arasından geçip bir kitaba el bastık. Ondan sonra dışarı çıktık. İşte benim Masonluğum da bu kadar… Bu olaydan sonra bir daha ne kimseyi gördüm, ne konuştum, ne de o binaya gittim. Zaten şimdi o binayı çıkaramam.”. Atatürk burada neyi anlatmak istemiştir?

CEVAP: Birinci anlatılan olay; tamamen tepki ürünüdür, kolayca anlaşılabilir. Atatürk, defalarca tekrarlanan bu meselenin aynı şekilde konuşulmasından bıktığını söylemiştir. İkinci anlatılan olayda Atatürk’ün yanıtı şakacı, alaycı ve tepkilidir. Çünkü eldeki veriler onun çok daha geniş masonik geçmişi olduğunu belgelemektedir.

6.SORU : 27 Mart 1938 tarih ve 303 sayılı Yenigün Dergisi’nin 9. Sayfasında , Atatürk ile Mim Kemal Öke arasında geçtiği söylenen söyleşi ; Mim Kemal Öke’nin ağzından, Niyazi Ahmet Okan tarafından şöyle aktarılır : “Bir gün Ağaoğlu Ahmet, Köprülü Fuat, İsmail Hakkı ve Eski Maarif Vekili sonra Genel Sekreter Hikmet (Bayur)’in bulundukları bir gece sofrasında Atatürk buyurdular ki : Bu akşam akademik konuşacağız. (…) Atatürk, Mim Kemal’e sordu : (Masonlar için) Reisiniz kimdir? Mim Kemal şöyle cevap verdi : Memleket dahilinde sulh ve selamet tavsiye eden ve bütün cihana hitap ederek bu idealin tahakkuk ettirilmesini temenni eden zat-ı devletleridir. Atatürk bu cevaba şu tarzda mukabele buyurmuşlardır : Ben bu cemiyete girmem. Ben başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım.” . Burada Atatürk Masonik prensiplere uymayacağını söylemiyor mu?

CEVAP: 1930ların “Atatürk Türkiye’si” ; bütün devrimleri kurumları ve fikirleriyle Masonluğun emrindedir. Yukarıdaki Atatürk’ün verdiği cevap, eldeki somut kanıtlara göre ; ancak gerçekleri yani mason olduğunu halktan gizlemek için gizli bir taktiktir. Türkiye ‘Cumhuriyet’ Devleti kurulduktan sonra artık Atatürk için önemli olan, Masonik usul ve şekiller değil, Masonik felsefedir. Masonik felsefeye ‘Atatürkçülük’ adını monte etmiştir. Çünkü Masonik felsefeye artı olarak Masonik usul ve şekillerle devleti şekillendirseydi, bu muhakkak kendisinin ve Dünya Masonluğunun zararına olur, Müslümanlar uyanırdı.

Şu bir gerçektir ki ; geçmiş yıllar için Atatürk hakkında bilinemezlik varsa da günümüzde artık belgeler günışığına çıkmaya başlamıştır. Bütün Atatürk Devrim Tarihi bu belgelerin gözlüğüyle sil baştan değerlendirilmelidir. 1924 Türk Devriminin , Arap Ülkeleri BAAS Partisinin , Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 'nin , kardeş İslam milletleri adına , milletlerinin adıyla anti-İslami bir yapıda peşpeşe ve birbirlerine karşıt olarak ortaya çıkmaları ; İslam Ümmeti için üzerinde inceleme yapılması gereken çok önemli bir masonik plandır.

DİPNOTLAR :

(1): http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/7.jpg

(2) : http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/3.jpg

(3) : http://i1212.photobucket.com/albums/cc458/rojawelad/10.png

(4) : Atatürk ve Masonluk, Tamer AYAN, 1995, Sf. 135 .
(5) : 1926’da İzmir-Çeşmealtında yapılan, İsmet İnönü, vali Kazım Dirik, Halk Partisi İzmir mutemedi Dr. Sadrettin (İzmir-Güneş Mahfili Üyesi), İzmir İş Bankası Müdürü Firuz Vaşi ve İzmir bölgesi Sanayi ve Mesai Müdürü Şerif Onay’ın hazır bulundukları bir sohbet sırasında; Dr. Sadrettin’in teklif olarak “Atatürk’e (Türk) masonluğa katılması halinde müessesenin büyük kuvvet kazanacağını söylemesi” üzerine Atatürk şu beyanı vermiştir : “Ben sizin cemiyetin çok faydalı bir teşekkül olduğunu, insanlık idealine büyük hizmet ettiğini biliyorum. Bunun için size mümkün olduğu kadar yardımcı olmak isterim. Mussolini’nin yaptığı gibi takibata uğramanıza asla müsaade etmeyeceğim. Sadece BÜYÜK VAZİFEM itibarı ile sizin usullerinize tabi olamayacağım için, aranıza katılmam mümkün değildir.”
(6) :Atatürk için yazılmış şiirlerden iki örnek : “Varsın. Teksin.Yaratansın/Sana bağlanmayan utansın/Biz sana tapıyoruz.” (Aka Gündüz) . “Yoktan varediyor Tanrı gibi her şeyi.” (Ortaç).
 

Benzer konular