Kapat
   
©
Toplam 3 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 123
Toplam 21 sonuçtan 21 ile 21 arasındakiler gösteriliyor.

gavs,kutup kime denir...?

Tasavvuf ve Tarikat kategorisinde açılmış olan gavs,kutup kime denir...? konusu , GAVS KIMDIR VE KUTUB KIME DENIR? Velilerden bir kismina irsad görevi verilmis, bir kismina bu görev verilmemistir. Irsadin en üstün mertebesi Gavsiyyef'tir. Gavs, manevî mertebelerin en yükseGinde bulunan zattir. Bu ...


  1. #1
    Kıdemli Üye Figann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    859

    gavs,kutup kime denir...?

    GAVS KIMDIR VE KUTUB KIME DENIR?
    Velilerden bir kismina irsad görevi verilmis, bir kismina bu görev verilmemistir. Irsadin en üstün mertebesi Gavsiyyef'tir. Gavs, manevî mertebelerin en yükseGinde bulunan zattir. Bu zata "Kutub" da denir. Bir baska deyisle Kutbül Aktab, yani kutuplar kutbu demektir.
    Gavs dünyadan göçünce onun yerine kutublardan Sâhib-i simal geçer.
    Ondan bir geride bulunan Sâhib-i Yemin ise Sâhib-i simal olur.
    Onun yerine Dörtlerden biri Sâhib-i Yemin olur,
    Onun yerine Kirklardan biri Evtâd olur. Yedilere alinir.
    Onun yerine Üçyüzlerden" biri Kirklara alinir.
    Onun yerine Birler"den biri Üçyüzlere alinir.
    Onun yerine sâlih kullardan biri Binlere alinir.

    RICALÜ'L GAYB (GAYB ERENLERI)
    Üçler, yediler ve kirklar denilen erenlere Gayb Erenleri denilir. Bunlar Yüce Allah tarafindan belli görevlerle görevlendirilmis Allah dostlaridirlar. Derece itibariyle aralarinda farkliliklar bulunur. Bu manevî derecelerin en üstünü Kutubluk derecesidir. En üst derecede ise Kutbiyyet-i Kübrâ denilen "Gavsiyyet" derecesi vardir. Bu makamda bulunan zat Allah Rasulü (s.a.v.)'nün gerçek temsilcisi, gerçek halifesidir. "Üçyüzler"den her biri bir nebi (peygamber) mesrebindedir. Üçyüzlerden kirki, Âdem Aleyhisselam'in mesrebindedir. Bunlara "Abdal" denir. Yetmisi Nuh Aleyhisselam'in mesrebindedir. Bunlara "Nükeba" denir. Yedisi Allah Rasulü (s.a.v.)'in mesrebindedir. Bunlarin dördüne "Evtâd", ikisine "Imâmân" denir. Iste bunlardan biri "Gavsül A'zam"dir

    (Kasri Arifan dan)



    Bir Varlığım Yok Ki Muradım Olsun!***

  2. # ADS
    Circuit advertisement
    Üyelik Tarihi
    Always
    Mesajlar
    Many
     

  3. #21
    Alışıyorum
    Üyelik Tarihi
    May 2009
    Bulunduğu Yer
    istanbul
    Mesajlar
    37
    selamun aleykum kardeşlerim


    ...........Ebdâl varmı dır? Kimlerdir?


    Abdullah İbn Ömer (radıyallahu anh)’den naklen Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    إن لله عز وجل خلقا خلقهم لحوائج الناس يفزع اليهم الناس فى حوائجهم اولئك الآمنون من عذاب الله تعالى

    “Muhakkak Allah, insanların ihtiyaçları için kendile­rine müracaat edecekleri insanlar yaratmıştır. İşte onlar Allah’ın azabından emin olanlardır.”[1]

    Abdullah b. Züreyr el-Gâfikî’nin Hz. Ali’den rivâyet etti­ğine göre Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Şamlılar’a lânet okumayınız çünkü içlerinde ebdâl vardır. Sadece zulümlerine lânet okuyunuz”.

    Hâkim hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiş, Zehebî de bu hükme katılmıştır.[2] Suyuti de hadisi risalesine almıştır.[3]

    Şurayh b. Ubeyd anlatıyor: Hz. Ali (radıyallahu anh) Irak’ta iken ya­nında Şam ehlinden bahsedildi ve

    “Ey mü­minlerin emiri! Onlara lânet oku, denildi. Hz. Ali: Hayır! Ben Hazret-i Peygamber’in şöyle buyurduğunu işittim:

    “Ebdâllar Şam’da bulunurlar. Onlar kırk kişidirler, on­lardan biri ölürse Allah (Celle Celalühü) onun yerine bir baş­kasını getirir.

    Onların sebebi ile yağmura kavuşulur ve düşmana karşı yardım gelir. Şam ehlinden azap onların sebebi ile kaldırılır.”

    Şurayh’dan başka bir rivâyet de bu son kısım “yer ehlinden belâ ve boğulma onlar sebebi ile kaldırılır” şeklindedir.

    Ahmed bin Hanbel, Şurayh bin Ubeyd’den (Müsned 1. 112) Benzeri

    Abdurrezzak, Musannef, XI, 249 (hadis no: 20455) Suyûtî hadisi hasen kabul etmiştir.

    Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, 1, 470,(h. no: 30035)’de bu ha­dis için

    İbn Teymiyye’nin talebesi İbn Kayyım bu hu­susta sahihe en yakın olan rivâyet Ahmet bin Hanbel’in Şurayh b. Ubeyd’den munkatı olarak yaptığı rivâyet oldu­ğunu söylemiştir.[4]


    Aclûnî: Ricâlü’l gaybla ilgili hadislerin tariklerinin çok ol­ması sebebiyle kuvvet kazandığını ve bunların mevzu olmaması gerektiğini savunmuştur.[5]

    Kettânî bu rivâyetlerin tariklerinin çokluğu nedeniyle manevî mütevâtir derece­sine çıktığını belirtmiştir.[6]


    İbnu’l-Cevzî (597/1201), konuyla ilgili rivâyetlerin, bir ayırım yapmaksızın “uydurma” olduklarını söylerken, [7]


    İbn Teymiyye (728/1328), “ebdâl” kelimesinin seleften nakle­dildiğinin altını çizerek,

    Ebdâl kırk kişidir ve Şam’da bulunurlar” şeklinde Ahmed b. Hanbel (241/856)’in rivâyet et­tiği Ali (Radıyallahu Anh) hadisi [8] için “munkatı” hük­münü vermiştir. [9]


    İbn Kayyim (751/1350) de, “ebdâl, aktâb, nukabâ, nucebâ, ğavs ve evtâd” gibi kelimelerin geçtiği hadislerin, hepsinin isnadlarının “bâtıl” olduklarını söyledikten sonra,

    bu konuda en kuvvetli haberin, yine

    İbn Teymiyye’nin de belirttiği gibi Amr b. Ubeyd aracılığı ile Hz. Ali’den rivâyet edilen Ahmed b. Hanbel hadisi oldu­ğuna [10] dikkat çekmiştir.


    Aynı haberle ilgili olarak bu değerlendirmeye katılan hadisçiler arasında İbn’us-Salâh ve Sehâvî gibi bilginler de [11] bulunmaktadır.

    Ne var ki İbnu’s-Salâh “Nucebâ, nukabâ, udebâ” gibi kavramların bilahare tarikat şeyhleri tarafından ortaya atıldığı [12] kanaatındadır.

    Ancak birçok hadisçi, özellikle “ebdâl” hadislerinin ta­riklerinin bolluğu noktasından da hareketle “uydurma” değil, “zayıf” olduklarını [13] dile getirmiştir.

    Bu hususu te­yit eden delillerin başında, Buhârî (256/870), Ahmed b. Hanbel (241/856), Yezid b. Harun (206/821), Şafiî (204/819) ve Ebû Hâtim er-Râzî (277/890) gibi, ilk dönemlerde yaşa­mış ve rivâyet ilimleri yönünden güçlü birçok hadisçi ve âlimin beyanları gelmektedir.

    Nitekim Buhârî ve Şâfii’den “Falan kişi ebdâldendir” şeklinde sözler nakledilmiştir.


    Yine Yezid b. Hârun, “ebdal”in “hadisçiler” olduğunu söylerken,

    Ahmed b. Hanbel, “Onlar hadisçiler değilse, kimler?” diye sormuştur. [14]

    Yine Ebû Hâtim er-Râzî, Abdurrezzâk b. Ömer ed-Dımeşkî hakkında, (يعد من الابدال = Ebdâlden ka­bul edilir) ifâdesini kullanmıştır. [15]


    Katâde de (118/736), Hasan el-Basrî’nin ebdâlden olduğunu söylemiştir. [16]


    Sonuçta İbnu’l-Cevzî dışında, hadis tenkidinde çok sıkı ölçüleriyle tanınanlar da dahil, hemen bütün ilim ehli, “ebdâl”’in varlığı konusuyla ilgili haberlerin “mevzû” oldu­ğunu söylememişlerdir.


    Ebdâllar ile ilgili birçok hadisi zayıf kabul edilse dahi on­ların var olduğuna görüşü ile amel edilir.

    Çünkü bu hadislerde haramlığın ispatı veya haram olan bir şeyin helal olduğu olma ihtimali olan bir şeyin helalliğini ispat­lama gibi bir mesele yoktur.

    Farz, Vacip mevzusu da değil­dir. Böylece bu hadislerle zayıf dahi olsa amel edilir.
    Yine Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

    عن عتبة بن غزوان رضى الله عنه عن النبى صلى الله عليه وسلم قال: اذا اضل احدكم شيئا او اراد احدكم عونا وهو بارض ليس بها انيس فليقل: يا عباد الله اغيثونى يا عباد الله اغيثونى فان لله عبادا لا نراهم.

    “Sizden birisi kimsesiz bir yerdeyken bir şey kaybetti­ğinde ve yardım murat ettiği vakit “Ey Allah (Celle Celalühü)ın kulları bana yardım edin” desin. Zira Allah (Celle Celalühü)ın göremeyeceğiniz kulları vardır.” [17]

    Bunu Taberânî rivâyet eder. Ve râvîleri güvenilir ka­bul edilmiştir.

    Ancak bazılarında bir zayıflık vardır. Şu kadar vardır ki Yezid Utbeye yetişmemiştir. (Yani râvîler sika kabul edilmekle beraber, içlerindeki birinde biraz zayıflık görül­müş dolayısıyla bu râvî Hasen-ul hadisdir.

    Diğer yandan munkatı’dır. Bu Hanefî usulcülerine göre zarar vermez.
    Ancak benzer hadisi sahih kabul etmişlerdir ki o da şu hadistir:
    عن ابن عباس رضى الله عنهما ان النبى صلى الله عليه وسلم قال: ان لله ملائكة فى الارض سوى الحفظة، يكتبون ما يسقط من ورق الشجر، فاذا اصاب احدكم عرجة بارض فلاة فليناد: يا عباد الله! اغيثوا"

    İbn Abbas merfu olarak şöyle rivâyet etmiştir: Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    Allah’ın (Celle Celalühü) yer yüzünde hafaza melek­leri dışında melek­ler vardır. Bunlar ağaçtan düşen yaprak­ları yazarlar. Sizden birisi çölde yolunu kaybederse “Ey Allah’ın kulları bana yardım edin” diye bağırsın.[18]

    Ubade bin es-Sâmit’in (Radıyallahu Anh) rivâyetine göre Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) veliler hakkında:

    “Yeryüzü onlarla durur, onlar sebebiyle size yağmur yağdırılıyor ve onlar hürmetine yardım olunuyorsunuz,” buyurmuştur.[19]

    [1] Taberânî’nin “Kebir”inden, Ebû Nuaym ve Kazi’den naklolunmuştur. Hadis Hasen mertebesindedir.

    [2] Hâkim, Müstedrek. IV. 553

    [3] Suyuti el-Câmiu’s-Sağir II. Cilt s.457

    [4] İbn Kayyım, el-Menâru’l-Münif, s.136

    [5] Aclûnî, I-25 İsmail Bin Muhammed Keşfu’l Hafa ve Muzilu’l-İlbas I-11 Beyrut 1351

    [6] Ketlani Nazmu’l Mutenasir Mînel- Hadisi’l Mutevâtır, s.232 Beyrut

    [7] İbnu’l-Cevzî, el-Mevdûât, III, 162.

    [8] Ahmed, Müsned, II, 112; Hâkim Tirmizî, Nevâdir, II, 200, 201.

    [9] İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, XI, 167.

    [10] İbn Kayyim, el-Menâr, 136.

    [11] İbnu’s-Salâh, Fetâvâ İbn’s-Salâh, 23; Sehâvî, el-Mekâsıd, 9

    [12] İbnu’s-Salâh, Fetâvâ İbn’s-Salâh, 23

    [13] Sehâvî, el-Mekâsıd, 8, 9; İbn Deybâ; Temyiz, 4; Beyrûtî, Esne’l-Metâlib, 145, (no: 423); Aclûnî, Keşf, I,25-28; Cârullâh es-Sa’diyyi’l-Yemenî, 15; Elbânî, Daîfu’l-Câmî, 334 (no: 2265, 2266); ed-Daîfe, III, 57.

    [14] Hatîb, Şerefu Ashâbı’l-Hadîs, 49, 50; Sehâvî, el-Mekâsıd, 10; Suyûtî, el-Haberu’d-Dâl, II, 471; İbn Tulûn, eş-Şezrâ, I, 24; Fettenî, Tezkira, 83.

    [15] Zehebî, Mizân, II, 609

    [16] İsmâil Çetin, Mesâfu’l-Ulemâ el-Etkıyâ el-Ahbâr el-Ahyâr fi’t-Tevhid ve’t-Tevekkül ve’t-Tevessül bi’l-Enbiyâ ve’l-Evliyâ el-Ebrâr, 223.

    [17] Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, no: 290, 17/117. Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, no: 17103, 10/188.

    [18] İbn Hacer el-Askalâni, Muhtasar-u Zevâidi’l-Bezzâr, No: 2128, 2/420. Heysemî ricalinin sika olduğunu belirtir. Heysemî Mecmau’z- Zevaid X 132, Sehevi, İbtihac, s: 38.

    [19] Ali el-Muttaki, Kenzu-l Umm X11/190 Hadis no 36613




Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Benzer Konular

  1. Gavs, gavsu'l-âzam
    Konuyu Açan: (((__meftun__))), Forum: İslami Köşe Yazıları.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 10-01-2011, 12:41 PM
  2. Gavs - Kutup hakkında bu söylenenler doğrumu?
    Konuyu Açan: Sabır-Ehli, Forum: Tasavvuf ve Tarikat.
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj : 03-23-2011, 09:54 PM
  3. Cevaplar: 13
    Son Mesaj : 10-08-2008, 06:59 PM
  4. hadis alimi kime denir
    Konuyu Açan: alonewolf_soylu, Forum: Hadisler.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 06-19-2007, 02:12 AM

Bu Konu İçin Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •